logo

reklam

Ey İnsanoğlu! Ruhunuzun Derinliklerinde Gerçek Bir Yaşam Olsun


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

 

Ey İnsanoğlu!

 

Sizlerin ruhu her daim genç kalsın!

 

Ruhunuzun derinliklerinde yaşamın gerçek olan güzellikleriyle dolsun!

 

Sizleri geçen haftalardan hatırımda kalan hislerimi paylaşmak istiyorum. Havaların kötü bir şekilde soğuduğu, yağmurun her gün yağdığı ve de bembeyaz olan karların yeryüzünü adeta bir çarşaf gibi her tarafı kapladığı zamanlardan yazıyorum sizlere bu gün.

 

Anlam vermekte güçlük çekiyorum. Öyle ki sanki bizlerin de yürekleri gittikçe her şeyden soğuyor mu ne?

 

Bizler artık hiçbir şeyi görmez olduk. Gördüğümüz şeyleri bile görmezden gelir olduk. Gördüklerimiz olduğunda bile bakıp da hiçbir şekilde anlamaya çalışmayıp adeta üşenir olduk. Kendi dilimizle dur durak bilmeden bir şeyleri söylerken, kulaklarımızla da çevremizdekilerin seslerini işitmeye hallerimiz kalıyor. Sanki hepimiz kendi ellerimizle kulaklarımızı kapatmış, gözlerimizi de yummuş gibiyiz.

 

Hiçbir şeyi dinlemeden söylemenin, boş boş gürültüler savurmanın ne anlamı olabilir ki?

 

İnsanoğlunun hayatına nasıl bir katkısı olabilir ki?

 

Oysaki karlar her yağdığında apartmanların köşelerine sığınmakta olan kedicikler ve köpeklerin görülmeleri içimizi yaralar gibi. Ya sokaklar da ayakkabısız olan çocukların okula gitmelerine ne dersiniz? İncecik olan karın üzerinde narin olan ayak izlerini bırakarak yürümekte olan ve o soğukta yerlerde bir parçacık ekmek ya da yem arayan serçelerin arayışlarını görmeye ne dersiniz?

 

Yine ve yeniden kar yağarken!

 

Yine o karlı günlerden bir gün. Yine bir gün bir sokak köpeğine rastladım yolun tam da orta yerinde. Yolun üzerinde olup, yolu adeta ikiye ayıran ağaçların tam da dibinde öylece yatmış olan köpek. İlk başta ne güzel uyuyor diye içimden geçirdim. Yanına yaklaştığım da bedeninin yarısı bembeyaz karla kaplandığı için anladım ki o artık yaşamıyor, ruhunu teslim etmiş olduğunu.

 

O zavallı köpek belki o karın soğuğundan, belki de bir parça ekmek bulamadığından ölmüştü, can vermişti, kim bilebilir ki? Kim bilmek ister ki?

 

Dışarısı adeta buz gibiydi…

 

Dışarıda acımasız esen bir rüzgar, hançerleyen bir soğuk, yüzünü kesen bir fırtına vardı.

 

İşte o soğukta ayakkabısız ve yırtık ayakkabılarla okula giden çocuklar, üzerlerinde elbiseleri olmayan insanlar, evleri olmayan milyonlarca masum insan her tarafı beyaza büründürmüş olan karlı ve soğuk hava da yaşamlarını adeta zorla da olsa sürdürmeye çalışıyorlar.

 

Hiç düşündünüz mü?

 

Buzlu, soğuk ve de karlı olan yollarda zorluklarla mücadele ederek yürümeye çalışırken nedir acaba şu hayatın anlamı diye kaç kez düşündünüz? Ya da hiç düşündünüz mü? Yahut hiç düşünebildiniz mi?

 

Yaşamak sadece öylece yaşayıp gitmek midir insan olarak yapmamız gerekenler?

 

Hayat; birbirimizi sevmek midir, yoksa birbirimize güvenmek mi? Yoksa herkese yeryüzüne tüm dünyaya kalıcı bir eser bırakmak mı? Belki de aslında öyle bir hayat yaşanmalıdır ki; yağan karda yürüyüp de izini asla belli etmemektir hayat. Her daim mütevazi olmaktır olabildiğince…

 

Öyle ki hiç kimse bilmeden, her daim izini gizle tutaraktan, izini belli etmeden, ışığı, güzel olan her şeyi ve geleceğin o mis kokulu baharlarını saçmaktır toprağa. Kendisine bile söylememeli, yaptığın fedakarlıkların karşısında susmalısın. Bu yollarda bir gün yapıp da ettiklerinin ertesi günlerde lafını bile etmemektir.

 

Unutmayın!

 

Hayatınızın bir sonraki durağında daima daha iyisini, daha güzelini, daha insancıl olanı, daha da muazzam olanını yapmayı hedefleyin ki ruhunuzun derinliklerinde gerçek olan bir yaşam olsun.

 

Eğer ki sizler ruhlarınızın genç ve de canlı kalmasını istiyorsanız, çürüyüp de yok olmasını istemiyorsanız daima güzel ufukları aramalısınız.

 

 Ruhunuz her daim genç kalmasıyla birlikte insanlığınızı yitirmediğiniz güneşli günler diliyorum…

 

 

“ Mehmet KIZILKAYA ”

Share
298 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Peygamberimiz Hz.Muhammed(sav)

    22 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ► Hazreti Peygamber (s.a.v.) Fitneyi Haber Verirken, Bunun Fâsılalarla Kıyamete Kadar Devam Edeceği Hususunu Bilhassa Tebârüz Ettirir, Vurgular. Bu Noktanın Anlaşılmasında En Güzel Örnek, Huzetfe Tu’bnu’l-Yeman’dan Gelen Bir Rivâyettir; Aynen Aktarıyoruz: İnsanlar, Hazreti Peygambere (s.a.v.) Hep Hayırdan Sorarlardı. Ben ise, Bana da Ulaşır Korkusuyla Hep Şerden Sorardım. Bir Defasında: ▬ “Ey Allah’ın Rasülu; Biz Bir Câhiliyet ve Kötülük Devrinde Yaşadık. Allah Bizi Bu Hayırla, İslâm’la Müşerref Kıldı. Bu Hayırdan Sonra, Tekrar Herhângi B...
  • EN BÜYÜK DOKUNULMAZLIK HAKEMLERİN

    22 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    EN    BÜYÜK     DOKUNULMAZLIK    HAKEMLERİN Mevcut  Anayasa  değişiklikleri gündemde iken; bir madde  de, futbol hakemlerine dokunulmasına yönelik, konsa da; biz de şu işten bir kurtulsak... Beklentimiz bu yönde idi. Amma olmadı… Hafta sonları Ülke gündemini en çok meşgul eden konu; futbol  maçları ve  hakemleridir. Verdikleri, vermedikleri kararlar ile; günlerce konuşulurlar... Ülkede bir çok konu olmasına rağmen; onlar hep bir numaradır. Kimse hesap soramaz... Koca, koca başkanlara ceza verilir, onlar kenarda; kıs, kıs gülerler...
  • Allah İçin..

    21 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aşağıdaki iki hadise dikkat edelim. Çok mühim! (İyi işe vesile olan, hayatında ve öldükten sonra da o işi yapanlar kadar sevap kazanır. Kötü işe ön ayak olana da, bu iş terk edilinceye kadar, bunun günahı yazılır.) (Bütün ibadetlere verilen sevab, Allah yolunda gazaya verilen sevaba göre, deniz yanında bir damla su gibidir. Gazanın sevabı da, Emr-i maruf ve nehy-i anilmünker sevabı yanında, denize göre bir damla su gibidir.) Şu halde, günah olan işlere yardımcı olmak, o günaha ortak olmak demektir. İnsanlığın dünya ve ahiret saadeti ...
  • NEREDE DEVLET – BURADA DEVLET

    21 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Gururlanmamak mümkün mü? Pazartesi gecesi (16.01.2017) saat 23:40 Reina katliamı sanığını Türk polisi, tek kurşun atmadan kimsenin burnunu kanatmadan, 20 dakikalık bir operasyonla dünyanın en iyi yetiştirilmiş 4 dil bilen DEAŞ’lı terörist (adına kurban ola) Abdülkadir Maşharipov’u hücre evinde, hemde suç ortaklarıyla canlı olarak yakalamıştır. Olaya, bir katil yakalama diye bakarsak gerçekten basit bir vakadır. Ama burda bir katil değil, dünya’yı rahatsız eden ve binlerce insanı katleden, yurdundan, yuvasından eden, dünya’yı yeniden dizayn etm...
UA-36507442-2