logo

Ey Efendimiz Muhammed Mustafa (S.A.V) Ne Olursun Gel!


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Ey Sevgililerin en güzeli olan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)!

 

Ya Efendim! Her zamankinden daha çok seninle dertleşmek, seninle konuşmak, seninle yüz yüze görmek istiyorum. Sen ki şu aciz olan kullarını, şu aciz olan ümmetini, şu günahkar olan kullarını dinler misin ey sevgili?

 

Ey Resul!

 

Bugün her günkünden daha çok sana gözyaşlarımı, derdimi, içimi dökmek istiyorum. Parçalanmış, kırık dökük de olsak, yanlışımız ve de eksiğimiz olsa da, şu günahkar ve aciz olan kul ve ümmetinin yüreğinin derinliklerinden gelen o titrek sözleri dinler misin?

 

Ya Resulallah!

 

Sen o kadar büyüksün ki, sen o kadar yüce ve ulusun ki; şehitlerin sultanı olan senin amcan olan Hz. Hamza’yı şehit eden vahşiye gönlünü açıp dinledin. O insan; bir vahşiyken seninle konuştuktan, seninle dertleştikten sonra kalbinde nur kokulu güller açılarak bir yiğit, bir parlayan yıldız, adeta bir cennetin varisi haline geldi. Adeta senin ümmetin oldu Ey Sevgili Efendim!

 

Ey yücelerin en yücesi olan Sevgili Efendimiz Muhammed Mustafa (S.A.V)!

 

İşte bende; şu vahşileşen insanların arasından adeta bir an sıyrılıp, Hz. Enes Bin Malik gibi, Hz. Vahşi gibi, Hz. Mus’ab Bin Ümeyr gibi ve de Hz. Ebu Hureyra gibi güzel bir şekilde dertleşmek istiyorum ey sevgili Efendim! Lakin O’nlar kadar olmazsam, onlar gibi olmamanın ve de olamamanın ezikliğini her daim hissederek yeniden de sana, senin o nurla dolu olan kalbine seslenmek ve seninle dertleşmek istiyorum, çağların ötesi olan zamandan Efendim!

 

Ey yücelerin en yücesi, gül yüzünden gülücükleri asla eksik olmayan sevgili Efendim Muhammed Mustafa (S.A.V)!

 

Kendimizden aciz insanlarız. Yüreğimiz senin nurunla nurlansın istiyorum ey Sevgili Efendim! Sana her daim yaptığım itirafımı tekrar tekrar yapmak istiyorum. Aklıma her geldiğinde yüreğimi her seferinde parçalayıp ezen, beni her daim gözyaşlarına boğan şu itirafımı belirtmek ve de söylemek istiyorum…

 

Ya sevgililerin en sevgilisi Muhammed-ül Emin olan Efendimiz!

 

Ümmetine seslendiğin vakitte üzerine çıkıp o mübarek o şanlı olan ağzından inciler döktüğün hurma kütüğü vardı ya, hani kendi ümmetine yine günlerden bir gün seslendiğin vakit bu hurma kütüğünün üstüne değil de Ashabı’nın yaptırdığı minberin üstüne çıktığın vakit ki o zaman da hıçkırıklara boğulan bir ağlama sesi yayılmıştı ya. O ağlamanın hiçbir insandan gelmediği anlaşıldığı vakit, hurma ağacının yanına gidip onun ağladığını, senden ve senin o nur yüzünden ayrı kaldığını gördüğü vakitte hıçkırıklara boğulduğunu gördüğün vakitte, onu o mübarek ellerinle teselli etmiştin ya Efendim. İşte bizler de bütün ümmet olarak da senden ayrı kaldığımız o kadar zamana rağmen bir hurma kütüğü kadar ağlayamıyoruz, ağlamıyoruz hiçbirimiz can efendimiz, gönlümüzün nuru, gönlümüzün sultanı efendim.

 

Şu ümmetin var ya efendim şu ümmetin bir kütük kadar bile olamıyor ve de ayrılığına yanıp kavrulmuyor ey gönüllerin sultanı olan Efendimiz Muhammed Mustafa (S.A.V)!

 

Ey gönüllerin sultanı olan Efendimiz!

 

Ne olursun artık gel efendim gel bizleri şu ümmeti teselli et. Bir hurma kütüğü kadar ağlamazsak da, mağaran önünde bekleyen kitmir gibi sadık olamıyorsak da ve de senden ayrılacağını hisseden bir deve kadar içimiz yanmıyorsa da ne olursun gel Ya Resulallah!

 

Ya Muhammed Mustafa (S.A.V)!

 

Biz senin ümmetin olarak senin o nur yüzünü görmeden sevdik. Geçmişten şimdiye kadar ki zaman ötesinden her daim deriz ki; “buyur canımızın canı, gönüllerimizin sultanı annemiz, babamız, kardeşlerimiz, çocuklarımız ve de her şeyimiz senin yoluna feda ettiğimiz efendim” diyerek sana iman ettik her daim de edeceğiz ey sevgililerin en sevgilisi Nur Yüzlü Efendimiz!

 

Ey Sevgili!

 

Her ne kadar bizler sana layık bir ümmet olamazsak da, sana kıtmir gibi sadık kalamazsak da, sana bir örümceğin hasretinle yandığı kadar yanmazsak da, seni her gördüğünde heyecandan ufacık olan yüreği yerinden fırlayacakmış gibi  hızla atan bir güvercinin kalbi kadar tertemiz olamazsak da, ne olursun rüyamız da olsa dahi bir kere gel ey sevgili! Gel de şu ateş çukuruna düşmüş olan ümmetini teselli et, günah çukurundan kurtar bizleri Ey Sevgililerin en Sevgilisi Muhammed Mustafa (S.A.V)!

 

Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa’nın (S.A.V) nuru ve şefaati üzerinizde olsun!

 

Amin!

 

Vesselam…

 

 

“Mehmet KIZILKAYA”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
388 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2