logo

ETRAFIMIZ BELA ÇEMBERİ


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com
ETRAFIMIZ BELA ÇEMBERİ

İnsan hayatının belirli zamanlarında; yaşadığı olayları, çektiği sıkıntıları, sevinçlerini, anlatamayacağı, bir durum yaşar. Beyin dopdoludur. Ağız dili ile; meramını anlatacak kelimeleri bir türlü bulamaz. O anki, ruh hali ile; konuşamadığı, cevap veremediği bazı anlarda; vücut dili ile konuşur, cevap verir. Bu cevap öyle bir cevaptır ki, etrafındaki insanları şaşırtır. Bir nevi direksiyondaki kişinin hakimiyetini kaybetmesi gibi, bir şeydir. Yaptığı davranışa kendisi de sonradan bir anlam veremez. Sadece şaşırır kalır. Psikolojide istem dışı davranışlar, olarak tanımlanır. Yaptığı davranış, güzel bir davranış ise; topluma, anlamsız da gelse; kabul görür. Eğer, davranış kötü bir davranış ise; Birey, o kötü davranışın sebebini çevreye izah etmeye çalışır. Bir nevi hatayı telafi etme girişimidir.

Böyle durumlar, insan hayatında olduğu gibi, devletlerin hayatında da zamanla; refleks olarak ortaya çıkar. Bugün topluma baktığınız zaman; bunun örnekleri ile doludur. Psikolojide kontrolsüz davranış olarak ifade edilir. Amma, yine de; böyle bir tepkinin bir alt yapısı olması gerekir. Kendi aldığı kültüre, davranış biçimine, bilgiye, deneye dayanmaktadır. Beslendiği kanallar, onu öyle düşünmeye sevk etmiştir. Sonuçta kişinin veya devletin alt yapısında o hareketi besleyen damarlar mevcuttur. Refleksler, o alt yapının tesirinden etkilenmektedir.
Son zamanlarda, özellikle Rusya ile yaşadığımız kriz, Rus devletini bu konuma düşürmüştür. Peş peşe anlamsız kararlar almaktadır. Aldığı kararlara kendi içerisinden tepkiler de; gelmektedir. Tutarsız bir tavır içerisindedir. Ne yapacağını, nasıl davranacağını şaşırmış durumdadır. Bilinen bir gerçek vardır. Rusya devletlerinin; Ülkemiz üzerindeki vazgeçilmez emel ve arzuları her zaman olmuştur, olmaya da devam edecektir…  Aslında gizleyemediği gerçek budur.
İran, tarihin derinliklerinden gelen, bir yaklaşımla; nedense, Ülkemizle hareket etmeyi bir türlü becerememiştir. Her zaman, gizli planları ve düşünceleri olan, bir yapıdadır. Bize karşı gizemliliğini hep korumuştur. Dilim varmıyor amma; mezhebi ayrılık bunun nedeni olabilir mi? Sorusunu aklıma getirdiğim zaman; Cevap; – Evet demek içimden gelmektedir. Son olarak, Suriye’ nin bir kasabasında; açlıktan ölüme terk edilen insanlara seyirci kalması ve o işi; Lübnan Hizbullah’ ına bırakması, onları desteklemesi kafaları karıştırmıştır. Mezhebi farklılıktan dolayı o, insanları ölüme terk etmek, ne kadar yanlıştır. Bir defa insani bir davranış, değildir.
Aynı İran’ ın Amerikan askerlerini sözde, rehin alması, ayrı bir komedidir. Askerlerin hiç de; resimlerden anladığımız kadarı ile; esirlikten şikayetçi olacak bir durumları yoktur. İsrail ile olan, danışıklı birbirlerine kafa tutmaları; kendilerine prim çıkarmaktan başka bir işe yaramamıştır. Ülkelerinde, mezhebi farklılıklardan dolayı; binlerce insana eziyet ettikleri, hatta idam ettikleri bir gerçektir. Kısacası; İran, ülkemize karşı, bilinç altında yerleştirdiği düşüncelerini; yeri ve zamanı gelince; açık etmekten çekinmemektedir.
Orta Doğunun halini, en açık şekilde ifade eden veciz söz;
”ORTA DOĞU ‘DA, KARTONDAN MAKASLA SINIRLAR ÇİZİLEREK, YOĞURTTAN DEVLETLER KURDURDULAR.”
NECİP FAZIL
Benim fikrim ise; ŞİMDİ O YOĞURTTAN DEVLETLERİ; CACIK YAPMAYA ÇALIŞIYORLAR… O işi de, beceriyorlar…
Geçenlerde, Türk askerinin, Kerkük tarafına gitmesine; Sözde Irak devleti çok sinirlenmiş ve kafa tutmuştur. Adama sormazlar mı; O efeliğiniz, Ülkenizin her karesi yabancı askerler tarafından işgal edilirken, nerede idi? Tatile mi çıkmıştı? Çocuğunuz doğranırken, Vatanınızın her karesi işgal edilirken, bu tavrı niye göremedik? Demek ki; onların da, kafalarının bir yerinde; bize karşı kin ve nefretleri devam ediyor.
SURİYE derseniz, malum… Bu ülkeler Osmanlıdan koparıldıktan sonra; onların yerine İngilizler tarafından; yönetime güdümlü olarak, birileri atanmıştır. O, ara dönemde zaten İngilizler tarafından bir müddet idare edilmişlerdir. Daha sonraları, kendilerine hizmet edecek, kadroları iş başına getirdikten sonra; sözde bağımsızlıklar, vermişlerdir. Ancak, göbekten kendilerini besleyecek kararları alarak, o topraklardan çekilmişlerdir. Üzerlerindeki denetim ve vesayet işlerinden hiçbir zaman vazgeçmemişlerdir.
Hal böyle olunca; oradaki irili, ufaklı devletleri kendi hallerine bırakmak, İngiliz siyasetine yakışmazdı. Öyle de, olmuştur. Zaman, zaman o bölgeleri, çeşitli nedenlerle karıştırmak, kendi yararlarına olduğu için; bu işi zevkle yapmaktadırlar. İlginç olanı; Ülkemiz ne zaman o, bölgelerde nüfuzunu artırma çabası içerisine girdiğinde; o bölgelerdeki karışıklıklar zirve yapar. Son olaylar, DAİŞ terör örgütü ve de bizim Güneydoğu bölgemizdeki olayların ana nedeni budur.  Başımıza pkk, yetmiyormuş gibi; bir de, Daiş terör örgütünü musallat etmeye başlamışlardır.  Hedef; TÜRKİYE’ nin , nüfuzu etkinliği, diğer Ülkelere tesir edecek konumda olmasın. Bunun için, ellerinden gelen çabayı sarf ediyorlar. Mezhebi farklılıkları öne çıkarmak, onlar için; bulunmaz bir nimettir. Çünkü, bölge insanının bir kısmı; Ülkemizle mezhebi farklılık yaşamaktadır.
Kısacası; o bölge insanının kimilerinin bilinç altında olan; Türkiye düşmanlığını açığa çıkartmak için; son olaylar bulunmaz bir fırsattır. Bu bölgede mezhebi farklılığı öne çıkmış, tek ÜLKE İRANDIR… Bu anlamda tek ve yalnız kalmak için; o mezhebi savunan başka bir Ülkenin ortaya çıkmaması için; çaba sarf edeceği gerçeğini de; göz önünde bulundurmak gerekir. Oradaki karışıklıkların başka bir nedeni, bu olabilir. Lider olmak idare etmek, tek olmak fikri; İran için, ana ilkedir. Bunun uğrunda yapmayacakları, şey yoktur.
İRAN, Bu mantıkla hareket ettiği zaman;  Göstermelik sataşmalar olsa bile; İSRAİL, ABD ile iyi ilişkiler içerisinde olması, gayet doğaldır. Çünkü, İran halkının bilinç altında da; gizli bir TÜRKİYE düşmanlığı vardır. HATTA bunu Azeri olan, fakat Şiiliği benimsemiş insanlarda bile; görebilirsiniz.
İnsanların dilleri ile anlatamadıkları bazı şeyleri; bazen, nasıl davranışları ile anlatıyorlar ise; Devletler de aynen böyledir. Tarihin derinliklerinde, şuur altında size ait besledikleri fikirler; zaman, zaman eyleme dönüşebilir. Bazen, o eylemler kendilerine göre, bile; ne kadar anlamsız gelse de, o eylemleri yaparlar… Hatta yapmaktan büyük haz duyarlar… İlerleyen zamanlardaki  aman, zaman yaşadıkları pişmanlıkları,  yine de; size karşı; o eylemleri yapmaktan uzaklaştırmaz. Şuur altında, bu düşmanlık yer etmiştir.

Diğer komşularımızdan bahsetmiyorum. Onlarla da; kimi zaman çeşitli sorunlar yaşadığımız, bize karşı her zaman; düşmanca bir tavır içerisinde oldukları malumdur.
Allah’ ım sen hesabı en doğru olansın. Hesabı doğru olanlara yardım eyle YARABBİM… Etrafımızdaki bu bela çemberinden ÜLKEMİZİ koru, bize; doğru yolu göster, doğru yoldan ayırma…  AMİN…

Share
279 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2