logo

reklam

ETİK VE SAYGIN GAZETECİLERE SELAM ‘’BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN’’..


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

23 Temmuz Basın Bayramında adına layık Gazetecilik onurunu yücelten, onun benliğinin esiri olmaktan kurtulup, halkın malı olan gazeteciler; mensup olduğu topluma basın ahlak ilkelerinin şuuru ile kamu hizmeti verenlerdir. Her insan gazeteciyim diyebilir ama gazeteci olamaz. Basın mensubu olduğunu iddia eden kişinin gazeteci olabilmesi bir fiil gazetecilik kulvarının içinde bulunması ya da yazması ve belli bir kültür, fikir, anlayış ve şuur seviyesine ulaşarak halka hizmet vermesini gerektirir.
Halka rağmen halktan kopuk kendilerini gazeteci sanan yoz kişiliklerin Medyayı dördüncü güç olmaktan çıkarıp, güçlerin medyası haline dönüşmesi veya birinci güç haline gelmeye çalışması medyanın haber verme veya haber yayınlama anlayışında değişiklikler oluşturur, yalan haber, manipülasyon amaçlı haber, özel hayatın gizliliğinin ihlali, kişisel çıkarlar, kamu yararının göz ardı edilmesi ve masumiyet karinesinin ihlali gibi bir dizi bu mesleğe özel sorunlar ortaya çıkarır ki, toplumun kanayan yarasını oluşturur.
Bazı kişilikler de gazeteciliğin (G sinin ) yanından geçmediği halde gazeteci sıfatıyla gork gork öterler ki, gazetecilik mesleğini halkın huzurunda itibarını bitirirler.. Hiçbir özelliği ve kabiliyeti olmadığı bir yana gazeteci adını kullanarak şahsi kaprislerini tatmin etme yollarını seçerler. Lakin bilmedikleri ise, halkın onlara hiçbir zaman değer vermediği ve itibar etmediğidir. Bazı gazeteci olduğunu iddia eden müsveddeler de kendisini yetiştirme zahmetine bile katlanmadan BENCİLLİĞİNİ öne çıkararak beş – on satır yazınca kendilerini “bir matah” gibi derme çatma yazılarını gazetede yayınlatmaya, bir dergide ve kitapta toplamayı denerler ama sonuç onlar için sıfır-sıfır elde bir hayal kırıklığıdır.
Sırf bu nedenle kendilerini gazeteci – yazar olduklarını kabul ettirmek için olmadık şovmenlik ve şaklabanlıklarıyla EGOLARINI tatmin etme yolunu seçerek olmadık davranışın içine girerler ve ben belliğinin hazımsızlığı ile her yerde ben olayım, baş olayım hırsına kapılırlar ve küçüklüklerine kılıf ararlar.
“Kuzguna yavrusu tavus kuşu kadar güzel görünürmüş”. Bu gibi kişiler de yazdıklarını kendilerinde çok beğenerek ve üstün görerek her önüne gelene okumak isterler. Hele yazılarını gazete ve dergilerde yayınlanınca kendilerini başyazar görürler ama nafile, arkası gelmeyince boş fıçı misali sağa- sola yuvarlanırlar.

Oysaki bu gibiler onu – bunu eleştirerek yapıcı değil, yıkıcı laf ebeliği ve yalan söylemleriyle sürekli kendisini överek kendi basiretsizliğini, beceriksizliğini örtmeye çalışır, akıllı adam, becerikli adam, bilgili adam kılıfının içerisine girme özentisi ile şov yaparak, kendisi bir haltmış gibi üstat yazarların yazılarını da beğenmezler ve her kılıfın içine sokarlar.

Gazeteciliğin en temel yasası olan etik ve doğruluk ilkesini çiğnerler.. Gazetecilik mesleğini şaibe altına sokarlar ve gazeteciliği halk nezdinde küçük düşürür ve ayaklar altına alırlar…
Gazeteciliğin gücünü, imkânlarını ve yarattığı fırsatları kişisel çıkarları için kullanırlar. Bu sayede iş ihale takipçiliği yaparlar. mal, mülk, dolar ve nüfuz zengini olurlar. Rüşvet, yolsuzluk işlerine bulaşarak toplumun itimadını yitirirler.
Sosyal değerlere, toplumun hassasiyetlerine, inançlarına, kültürüne saygılı ve duyarlı davranmazlar “Köylü ve köylülük” sıfatlarını aşağı, gelişmemiş, geri ve suç işleyen kitleleri tanımlamada kullanarak toplumun yarısını incitirler, aşağılayıp kızdırırlar.
Politikayı, siyasal hayatı kendi çıkarları doğrultusunda etkilerler ve yönlendirirler… Gazetelerin yönlendirici gücünü ve bir silah gibi kullanabilme özelliğini kullanarak iç siyasetin yapı taşlarını yerlerinden oynatırlar. Sosyal ve Siyasal dengeleri bozarlar..

DEVLETİN; Ülkesi ve Milletiyle bölünmez Bütünlünü savunanlara karşı cephe oluştururlar. Dış ve İç Mihraklara göz kırparlar..Faiz lobiciliği oynarlar ve Marjinal gurupların hamiliğine soyunurlar.
Lobicilerle iş birliği yaparak, Ekonominin çarklarıyla ile oynarlar. Borsaya, dövize, repoya, ihalelere, özelleştirmelere istedikleri gibi yön vermeye çalışarak MİLLİ ve toplumsal çıkarları ve hedefleri bozarlar..

Hele bazıları devlet ve millet aleyhine emperyal güçlerin talimatlarını yazarlar ve yazdıklarını VECİZE sanır. Tumturaklı sözlerini duvarlarına levhalar halinde yazarlar.
Büyük şair Ziya Paşa:
“Ayin esi iştir, kişinin lafa bakılmaz;
Şahsın görünür rütbe-i akli eserinde” bey itini bunlar için yazmış. Herkesin işi aynasıdır. Yaptığı iş kişinin ne olduğunu gösterir demek istemiş.

Adam atmış; “Ben Halep’te altmış arşın atlardım”
Ona demişler ki:
“Halep oradaysa arşın burada; ölçelim, burada da atla da görelim”.

Bazı kişiler de var ki… Yazı hayatındaki yeteneklerini duyurmak için her yerde kendilerini “gazeteci” diye takdim ederler ve yargısız infazla insanları ve toplumu infaz ederler.
Hiçbir zaman medyanın sahip olduğu özgürlük sınırsız değildir. Haberde kişisel onur ve saygınlıklar zarar görmemelidir. Haberin veriliş biçimi ve kendisi objektif sınırları aşmamalı ve kişilere yönelik kötüleme, karalama gibi haksız muamele olmamalıdır. Bu türden haberler, basın özgürlüğü veya kişilerin bilgi edinme hakkı ile bağdaştırılamaz. Basın özgürlüğü ilkesiz bir özgürlük anlamına gelmez. Medya, karşısında toplumla beraber, habere konu olan insanların da olduğunu bilmelidir. Bu insanların haklarını koruma sorumluluğu da vardır. Basın özgürlüğü, esasen medyayı koruma altına alır. Medya da bireylerin kişilik hakkını korumalıdır” denilmektedir.
Kişinin özel hayatı, aile hayatı, konutuna saygı gösterilmesi anayasa ve yasalar ile güvence altına alınmıştır. Kişinin suçu sabit oluncaya kadar hiç kimse onu suçlu sayamaz. “Adil Yargılanma hakkı” kişinin basın tarafından yargılamasına engeldir. Aksi takdirde yargısız infaz yapılmış olur.
Gazeteci demek yazdığı zevkle okunan, her şeyi bilen, konuşan, vatanın ülkesi ve milleti ile bütünlüğünü savunan, kendi çıkarlarını toplum menfaatinin önünde görmeyen toplumla kucaklanan insandır.
Halkımız, bu gibi DUAYEN gazetecilere, yazarlara yazılarından dolayı “ÜSTAD” der. Yani mesleğinin ustası demektir. Üstatlar her yerde sevilir, saygı görür ve itibarlı kişidir.
Eli kalem tutmayan, gazetede Tv de hiçbir ilişiği bulunmayan, bir satırcık yazı yazamayan nice basın dernek başkanları ve yöneticileri ile gazete patronları var ki. Bu sıfatların arkasına saklanmak olmak demek gazeteci olmak demek değildir.
Halkın gözü; kulağı ve sesi olan gazetecilerle bu gibi köşe yazarlarına halkımız ne kadar değer veriyor, gece – gündüz, yaz – kış demeden insanlarımızla bütünleşerek KAMU hizmeti vermeye azami çabayı gösteren kişilik sahibi gerçek basın mensupları terazide tarttığında elbette anlaşılır.
Gazeteci…
Haberleriyle, köşe yazılarıyla HALKIMIZI aydınlatan, Vatan – Millet kavramını öne çıkararak yıkıcı değil, yapıcı ve kendi şahsi menfaatini değil Toplum menfaatini öne alan fedakâr ilkeli, etik ve basın ahlak yasasını kendisine namus borcu bilen kişidir. Türkiye’yi kucaklayan DUAYEN ve ETİK, SAYGIN gazetecilere, ÜSTATLARA selam olsun.

Saygılarımla… Bayramınız kutlu olsun.
Hasan ALPARSLAN Araştırmacı, Gazeteci- Yazar.23 Temmuz 2015

Share
826 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Papatya Yayınlarından Mustafa Turan’ın "Destanlaşan Çanakkale"  kitabında anlatılanlara göre, yıllar önce eğitim sistemimizi incelemek üzere Japonya’dan bir heyet Türkiye’ye gelir. İnceleme tamamlandıktan sonra MEB yetkilileri, Japon heyetinden hiç beklemedikleri bir tepki almıştır. Konuk heyetin, dönemin Başbakanı rahmetli Turgut Özal’ın huzurunda dile getirdikleri acı gerçek şöyledir: “Türk eğitim sisteminde milli ruh yok...” Sonra şöyle devam etmişler: “Biz, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Önce çocukları uçak kadar hızlı gid...
  • Anastasiadis: “Kıbrıslı Hellenizm”

    27 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Anastasiadis, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile 23 Mart günü yaptığı görüşmeden sonra bir açıklama yaptı. Bu açıklamanın satır aralarında kullandığı kelimeler ibretlik. Bizim içimizde kendilerini “Türkçe konuşan Kıbrıslı” diye tanıtanlara hayal içinde olduklarının dersini veriyor Anastasiadis.  Görüşmeden sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Anastasiadis, Guterres ile Eide arasında farklı bir yaklaşım saptayıp saptamadığı sorusu üzerine yaptığı açıklama içinde yer alan bir paragraf aynı aşağıdaki gibi, kelimesi kelimesine: “Farklı ...
  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
UA-36507442-2