logo

ESED, KESİNLİKLE ABD’DEN DAHA TEHLİKELİ DEĞİL.


facebooktwitter
Necdet Cemal OCAK
ncocak@gmail.com

Türk milletinin hasletidir dürüst olmak. Özellikle dış politikada dürüst bir milletiz, dürüst bir devletiz. Dürüst olduğumuz için kızıyorum ben şahsen. Dünyanın tek kerizi biz miyiz diyorum.

Neden BOP eş başkanı oldun diye kızmak yerine, neden verdiğin sözde duruyorsun diye kızmak gerekir. Çünkü BOP, bize anlatılandan başka bir hal aldı. Ama biz hala söylenenler geçerliymiş gibi verdiğimiz sözde duruyoruz.

Görüşmelerde soruyormuş diplomatlarımız  “ bize anlattığınız bu değildi ” diye. ABD, “bazı değişiklikler olabilir” diyormuş. Artık bizimde bazı değişiklikler yapma hakkımız doğmuş demektir. Verdiğimiz söz, bize anlatılan duruma göreydi çünkü.

ABD’nin aleyhimize döndürdüğü, kesinlikle istemediğimiz politikalar uyguladığı Suriye’de bizim hala koalisyon diyerek, Işid diyerek ABD ile birlikte hareket etmemizi aptallık olarak görüyorum.

Bölgedeki nüfus kaydırmalarını ayarlamak için Işid’in uydurulduğunu beyinsiz tek hücreli “amip” bile biliyor artık. Bu Durumunda güneyimizde Arap ve Türkmen nüfusunun yerlerinden çıkarılıp Kürtleştirdiğini artık eşek de öğrendi. Lakin “koalisyon havadan, biz de karadan toplarla Işid’i vurduk” diye övünüyoruz. Tek hücreli “amip”in kulağı çınlasın.

Yani, ABD’nin aleyhimize olacak şekilde değiştirdiği, güneyimizde boydan boya koridor halinde kurmakta olduğu ve bizim karşı olduğumuz Kürt devletinin kurulmasına destek veriyoruz. Kürt devletinin kurulacağını nihayet anlayan eşeğin de kulağı çınlamıştır inşallah.

Yurt dışında herhangi bir yere para göndermek istediğinizde eğer Avro ise bir alman bankası, eğer dolar ise bir Amerikan bankası üzerinden gönderirsiniz. Gönderdiğiniz birkaç doları bile takip eden Amerika, Işid diye bir örgütün kuruluşundan haberdar olmuyor. PKK’nın elindeki silahların kendi malı olduğundan haberdar olmuyor.

Bölgedeki gelişmelere paralel olarak PKK’nın yeni taktikler denemesi tamamen Suriye’de ki kürt oluşumunun ardından sırası gelen “kuzey Kürdistan” için. Yani bu PKK planı değil ABD planıdır. Bu planı koyunlar da öğrendi artık.

Bütün hayvanlar âleminin anladığı batının bu kahpe, sahtekâr davranışını aşmak ve menfaatimize uygun davranmak için artık insan zekâsı gerekiyor.

“Düşmanlarımızın sayısını azaltıp, dostlarımızın sayısını çoğaltmak” kulağa hoş geliyor tabi. Böyle bir şey imkânsız, bu bir ütopyadır. Bunun yerine düşmanlara “aleyhime davranma seninle iyi geçineyim” denir. “Çünkü bu ikimiz içinde iyidir.” Düşman buna uyacaktır, onun da menfaatine uygun olan budur.

Düşmandan dost olmaz. Ancak hiç kimse ile de sonsuza kadar savaş halinde kalınmaz. En çok bizde olmak üzere milletlerde şan, şeref, gururun yerini para aldığı için devletler birbirine muhtaçlar. Biz gururlu milletiz demesin kimse. Domatesler, limonlar, oteller, turistler diye tepinen biz değil miydik? Domates yüzünden sınır ihlali yapan uçağı düşürdüğümüze bile pişman olan biz değil miydik? Nerede milli ruh, nerede gurur?

Libya’da Kaddafi’in vurulduğu gibi Esed’de vurulabilirdi. Vurulmadığına göre plan başka. Bize anlatıldığı gibi değildi ama yine ABD tezini destekledik. Gidecek dediler, Esed nedense gitmedi bir türlü. Sonra bölgeye yeni aktörler geldi. “Esed’le ilişkini kes” dediler onu da yaptık.

Madem değişiklikler olabilir biz de politikamızda değişikliğe gitmeliyiz. ABD, sözde bizi bölge lideri yapacaktı politikalarını destekledik Suriye’de. Durumlar değişmiş, şimdi karşı olduğumuz Kürt devletini kuruyorlar yine destekliyoruz. Gel de tek hücreli “amip” i anma şimdi. Ben hala bu durumları anlayıp, ona göre politika üretecek insan zekâsının gerekli olduğuna inanıyorum.

Madem bizi de bölgede sınırları değişecek devletler arasına katmıştır Amerika, biz de bağımsız politika üretmeliyiz.

Rusya, İsrail ve Suriye ile görüşülmeli mutlaka. Esed ülkesine hâkim, normal olarak yönetiyorken Kürt kantonu falan var mıydı? Kürt devleti kuracak kimse var mıydı? Yönetimi zayıflatıp Kürt devletini kuran ( kuran diyorum, çünkü aksi tedbirler alınamazsa kuruldu sayılır) ABD olduğuna göre artık batıcılık oynamaktan vazgeçmeliyiz.

1-Esed desteklenir yeniden eskiye benzer bir düzene geçilir.

2-İnsanlar evlerine ve topraklarına dönerler.

3-Buna engel olmak isteyen Işid ciddi şekilde üç devlet tarafından vurulur.

4-İran’ın etkinliği azaltılmış, Şii yayılmacılığı önlenmiş olur.

5-Bu defa Işid’in vurulmasına engel olmak isteyen ABD’nin niyetini herkes anlar.

6-Bölgenin imarı büyük ihtimalle bize düşer, ekonomik fayda sağlanır.

7-Suriye’de terör grupları ( Işid ve pkk uzantıları) temizlenince Tır ticaret yolumuz açılır.

8-Rusya istediğini alır. İstediği Ak Deniz’den kopmamak. Bu sağlanır, biraz da ekonomik çıkar elde eder.

9-Rusya ile ünlü domates ticareti başlar, turizmcilerin taklalar attığı Rus turistler tekrar gelir. Turizmciler “yerli turist istemiyoruz” diye eski küstah haline döner.

10-İsrail ile münhasır ekonomik bölgede petrol ve doğalgaz aranır.

11-Önceki yıllarda olduğu gibi İsrail’in eline ipleri vermeden menfaatimiz doğrultusunda ticaret yapılır.

12-İncirlik üssü kesinlikle boşaltılır, müstemleke olmadığımız “batılı dostlarımıza” anlatılır.

13-Kendilerinin bile içinden çıkamadığı AB müracaatımız geri çekilir.

14- Bu devletlerle aramızda bizim bilmediğimiz ikili anlaşmalar varsa iptal edilir.

Kürtlere kimlik dahi vermeyen Esed ile konuşup onlara eşit vatandaşlık verilmesini sağlamak mı daha uygun, güneyimizde kürt devleti kuran Amerika’yı aptalca desteklemek mi daha uygun sizce?

Kimse kızmasın ama biz ikinci hal tarzını benimsemiş durumdayız.

Bütün bu politikaların oluşturulması için yalaka danışmanlardan ziyade insan zekâsına ihtiyaç var. Belki oruç bile tutmayan komünist, ateist sanatçı ve benzer tiplere iftar vermekten daha fazla çaba gerekiyor.

“Batılı dostlarımız “ itiraz edebilir. “Hani konuşmuştuk” diyebilir. Evet, konuşmuştuk, nasıl sizin durumda değişiklik olduysa, bizde de oldu kusura bakmayın denir.

Milli olmak, milliyim demekle olmuyor. Kürsüden batıya kafa tutmakla hiç olmuyor. Dediğimizi yapacağız, yapamayacağımız şeyi söylemeyeceğiz. Eğer batı ile ittifak şartlarımızı değişmez, batı çıkarlarına hizmete devam eder, kürt devletine karşıyım der, abd’nin Kürt devleti kurmasına destek verirsek tribüne oynamak olur bu.

Milli ruhtan yoksun, sahada sadece yürünürse, yani tribüne oynanırsa neler oluyor Arda Turan’a sorun. O iyi biliyor.

23.6.2016

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
792 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2