logo

“Esas mesele İslamın yayılışı”…


Mehmet Sıtkı ALOĞLU
memetaloglu123@hotmail.com

ABD ve sömürgeci Avrupa ülkeleri binlerce yıldır, iki nehir arası olarak bilinen Mezopotamya topraklarını ve çevresini zapt edebilme hevesi ile yanıp tutuşmuşdur.
Bununda asıl büyük nedeni Yüce Allah’ın dinini yaymak ve tebliğ etmekle yükümlü Peygamberlerin bu bölgelerden *Büyük Çagrı”ya başlamaları, millet ve kavimleri tek tanrıya davet etmeleri, sulh içinde yaşamak için “Allah’ın yasalarını” toplumlara kabul ettirmeleri ve bu şekilde oluşan bölgenin kutsalllıgıdır.
Yüce Allah, yarattığını huzura davet eder, huzur içinde yaşamasını ister. Huzur ve saadet para mal ve mülkde degil, mana alemindeki meziyetlere bürünüp, yaşamını devam ettirebilme alışkanlıgıdır.
Peygamberlerin söylediği usul ve esaslara göre yaşamaya devam eden toplumlar, yıllar sonra yeni istek ve şehvetlere kapılma merakı, inanan toplumlarda esasdan bozulma ve tahrip olma işaretleri artınca, Yüce Allah yeniden bir elçi.göndermiş ve yeniden “Büyük Çagrı” ve davet başlamışdır.
Nihayet son elçi ve peygamber Hz Muhammed AS a kadar bu süregelmiş ve Hz Muhammed’in ümmetinden önceki ümmetler Yüce Allah’ın yolundan sapmış ümmet ve milletler olarak, Hz Muhammed tarafından bize tebliğ edilmiştir.
Bu şekilde süregelen Dünya din tarihine, son Peygamber Hz Muhammedin Ümmeti yön vermektedir.
Sömürgeci ülkeler bu gidişatı bin beşyüz yıldır kabul etmemekte ve İslamlar şereflenen ümmeti teşkil eden milletleri, kah birbirine kırdırarak, kah işgal ederek yok etmeye ve kendi sistemlerine çevirmek için ha bire uğraşmaktalar.
Son domino taşını Suriye’de düşürdüler, sıraya Türkiye’yi koyarak, daha önce bu topraklardan filiz atıp üç kıtaya hükm eden Osmanlı’yı nasıl parçaladılarsa, şimdide Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkıp dagıtıp, kendi minvallerinde bu necip milleti teslim almak istiyor ve elli yıldır bu iş için yeni yeni piyon, maşa ve satılık adamların peşinde koşuyor ve bu mücadeleyi başarıyla tamamlamak istiyorlar.
Son örnekle de yeni bir işgal projesiyle, yine uygulanmaya çalışıldı fakat, Rabbimin takdiri olmayınca, halkın geri püskürtmesiyle buda boşa çıkarıldı.
Temennimiz bu işgal projelerinin son bulması ve esarete alışmamış bu necip milletin kıyamete kadar hür ve bağımsız şekilde yaşayarak, dünyaya örnek olması ve yön vermesidir.Saygılarımla.
Sıtkı Aloğlu

Share
319 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehidin Son Mektubu

    27 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu Valideciğim, Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki, armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu, bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmes...
  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
UA-36507442-2