logo

reklam

EN GÜÇLÜ YANIMIZ BİRLİĞİMİZ OLMALIDIR


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com

EN    GÜÇLÜ    YANIMIZ    BİRLİĞİMİZ    OLMALIDIR

Ülkemiz, son günlerde birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç hissettiği zamanları  yaşamaktadır. Birlikten, kuvvet doğar, sözü adeta bugünler için söylenmiştir. Ayrılık, ayrışma, parçalanma, doğal olarak toplumda guruplaşmayı, bölünmeyi körükler. Bu durum en çok bizim dışımızda; bizim gelişmemizi  istemeyen, tüm güçlerin işine gelmektedir. Güçlü bir Türkiye, onların hiçbir zaman hazmedemediği, kabullenemediği bir gerçektir. Bu gerçeğin hep hayallerde kalması için; elinden gelen her şeyi yapacaklardır. Son günlerdeki, değişik terör olayları; oldukça dikkat çekicidir. Savcı eylemi, emniyete saldırı, Fenerbahçe konvoyunu hedef alan, saldırı girişimi…

Bu anlamada; Ülkemizde toplumu yönlendirmeye çalışan; Basın Yayın, Yazar, Çizer, sanatçı ve kimi aydın olduğunu iddia eden, tüm çevrelere önemli görevler düşmektedir. Ancak, o çevrelerdeki bazı, kendi ideolojisinden başka fikir tanımayan şahıslar; ortamı germek için, olabildiğince çaba göstermektedirler.  Bunlardan başka;  her şeyi  ben  bilirim, benim dışımdakiler ne kadar okursa okusun, ne kadar bilime sahip olursa olsun; benim gibi düşünmüyorsa;  önemli değil, onlar bir şey bilmez diyenler… Toplumu yanlış yönlendirmeye; farkında olarak, ya da olmayarak devam etmektedirler. Bu insanlar, Topluma bir şeyler verdiğini zannederken, onlardan kademe, kademe her çeşit suçu işleyebilecek,  insanlar  yetiştirmeye  farkında olmadan sebep olmaktadırlar.  İnsanları tek taraflı düşünen birer, birey olarak hazırlamaya devam etmektedirler. Bu adamlar kimi zamanlar,  yaptıkları bu hatanın farkına varsalar da; erdemli bir şekilde hata yaptığını kabul etmemektedirler.

Toplum üzerinde, etkin bir rol üslenen; Medya kuruluşları, yapacakları yayın anlayışı ile; birlik ve beraberliğe destek vermek zorundadırlar. Bu bir zorunluluktur. Bu amacı, savcı olayında gösteremediler. Adeta, terör reklamı yaptılar. Diğer taraftan, Toplumu meydana getiren değer yargıları ile direkt çatışan yayın anlayışı, toplumu meydana getiren insanlar arasında kargaşa ve  ayrışma  çıkarmaktan başka bir şeye yaramaz. Bence, seyredilebilirlik oranını yükseltmek adına, böyle tehlikeli işlerle uğraşmamak gerekir. Toplumun oluşmasına sebep olan mozaiği, çeşitliliği parçalamanın kimseye faydası  yoktur.

Dünya üzerinde hala nerede bir sıkıntı olsa, Halkımız oraya yardıma koşarken, kendilerine emanet edilen, çocukları bile kendi çocukları best online casino gibi büyüten, Komşuluk ilişkilerini anlatan hikayeler  ve örneklemelerle efsaneye dönen, Kendi medeniyetinde kuşlara ve yabani hayvanlara bile; yaşama hakkı tanıyan bir Milleti  farkında olmadan yıpratacaksınız.  O Milleti,  insanlık abidesi haline getiren değer yargılarını yok sayacaksınız, yıpratmaya çalışacaksınız…  Yanlış yapıyorsunuz.  Milletin sonunda kendi içinde parçalanmalara ve bölünmelere sebep olacak tavır ve davranışlar içerisinde olacaksınız…  ondan  sonra da çıkıp, Bu Ülkenin birleşmesi, bütünleşmesi  gerektiğinden ısrarla bahsedeceksiniz…  olmadı,  paşam, olmadı. Ermeni göçünde bile; göç etmek zorunda kalan insanlar, küçük çocuklarını kimlere emanet etmişlerdir? araştıracaksınız…  öğreneceksiniz… Bu acımasız olayları; bir asır önce kim tezgahlamaya çalıştı ise; bugün aynı senaryoyu gündeme aldıklarını göreceksiniz…

Asırlarca bu insanlar arasındaki birliktelik nasıl oluşmuş, bu kadar parçayı bir arada tutan çimento nedir, bu mozaik neden bu kadar güçlüdür… Bunları araştırmamız gerekmez midir? Yoksa gözlerimizi kapatarak bunları yok mu sayacağız! Kendi Vatanımız, Kendi Milletimiz, Kendi Ailemiz, hiç de sizin anlattıklarınız gibi değildir…  asla olmayacaktır. Yalpalamalar, sarsıntılar yaşasa da; o tür sarsıntıların yaşanmasına katkı sağlamanızdan dolayı sizler gibi düşünenlerin düşledikleri gerçekleşmeyecektir.  Sonuç, sizi pek de mutlu etmeyecektir. Bu anlamdaki çalışmalarınız boşa çıkacaktır. Umarım yetiştirdiğiniz yanlış insan tiplemeleri sizlere de zarar vermez… Kendi Medeniyetini besleyen ana damarlarına düşman olan yeryüzünde sizin gibi kaç tane insan var merak ediyoruz? Diyanet teşkilatının son günlerde yaptığı araştırma sonunda; Değer yargılarına sahip çıkmak adına; Milletimizin dimdik ayakta durduğu gözlemlenmiştir. Anlaşılan o ki; Bu Milletin öz değerlerine saldıran, onu  yok etmeye çalışan çevrelerin, bu çalışmaları pek de başarılı olamamıştır. Milletimiz o anlamda; hala diriliğini korumaktadır. O dirilik İnşallah birlik ve beraberliğe de yansıyacaktır.

Bu Ülke insanı Yüce Medeniyetinin gereği; Dünya üzerinde nerede bir zulüm varsa; o zulme karşı tavır koyacaktır. Böyle olması da gerekir. Bizim inancımızın gereği budur. Bu tür olayları başka şeylere yorumlamak, boş işlerdir. Biz Dünya üzerindeki tüm zulümlere karşıyız ve karşı olmaya devam  edeceğiz… Bizim dışımızda; Ülkemizi karıştırmak isteyenlerin tek hedefi vardır. Birliğimizi, dirliğimizi, beraberliğimizi ve bizi, biz yapan; değerlerimizi yıkmaktır. Bu böyle biline…

 

Share
363 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2