logo

reklam

Emperyalist Güçlere Karşı Savaşan Üç Yiğit “Deniz, Yusuf, Hüseyin”


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

 Tohumumu toprağa verip hayatı döllerim ben. Rengimi ışığa verip umutları döllerim ben. Kokumu havaya verip yeli döllerim ben. Bizler ne has bahçelerde birer gül ağaçlarıyız, ne de zalimin uğrunda bir darağacıyız. Bizler bir avlu duvarının mor çiçekli leylak ağaçlarıyız. Bizler tek dallı üç fidanız. Zalimler gece gelir bizden dal alır. Arılar gündüzleri gelir, bizden bal alırlar.

Denizi  “Yaşasın Halkların Kardeşliği” sloganıyla ortaya çıkan ve dünyada sesini duyurmuş, unutulması mümkün olmayan büyük bir devrim adamıdır.                                                                                                                                                                                                                      

Genç devrimciler “Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan”  ile beraber devlet tarafından idama mahkum edildiler. Sonrasında da idam edildiler.

Deniz gibi, Yusuf gibi, Hüseyin gibi büyük devrimcileri sadece sanal alemde doğum veya ölüm günlerinde hatırlanıp, en çok bahsedilen insanlar olmaları onları ne derece mutlu eder ki?

Türkiye’de sol örgütlerden, sağ örgütlerden, Kürt hareketinden, Kemalistlerden ve o dönemi yaşamış olan ülkücülerden birçoğuna dahi sorsanız deniz gezmiş ve arkadaşları hakkında söyleyecek sözleri her zaman var oluyor ve de var olmuştur, olmaya da devam edecektir.

Ülkemizde derin izler bırakan kişilerdir onlar. Üç fidanlar, denizler dönemin ulusal ve kardeşlik kahramanıydılar. Onların düşünceleri ve felsefeleri ne kadar değerli olduğu hala ortadadır.

O kahramanlar bu yolu severek seçmişlerdi. Devrim yoluna çıkarlarken başlarına neler gelebileceğini biliyorlardı. Onlar mücadelelerini halka karşı yapmadılar. Vatan hainlerine karşı büyük mücadele ettiler. Onlar herkesten ayrı, işbirlikçilerden ayrı vetam bağımsız bir Türkiye’nin mücadelesini vermek istediler. Onun için hep mücadele ettiler.

Türkiye’nin bağımsızlığından başka bir şey istemediler, bundan dolayı Amerikan emperyalizmine ve Türkiye’de ki işbirlikçilerine karşı ciddi mücadeleler verdiler. Onlar ölümden asla korkmadılar. Ülkemizin gelişmesi ve kalkınması için tek yol Amerika’nın yurttan atılması düşüncesine sahip devrimciydiler. Emperyalist güçlerle beraber Türkiye’de kalkınma olmayacağının mücadelesini vermeye çalıştılar.

Kalkınma toplumsal bir sorun olduğu için, “Türkiye’de Amerikalı ve onların köpekliğini yapan Amerikancılar var oldukça toplumumuz da asla ama asla kalkınma olmayacak” dediler. Emperyalist güçler bizim kendi ülkemizde, vatanımızda, coğrafyamızda, yerimizde yurdumuzda var oldukça her daim açlık, sefalet, katliamlar, ölümler ve de sömürüler sonsuz derecede devam edecektir. Aynı daldan üç fidan her daim yaptıkları ve yürüttükleri o büyük mücadelelerinde kendilerini haklı olduklarını inanıyorlardı. Öylece büyük devrimci ruhlarını fazlasıyla ortaya koydular.

Denizler, Yusuflar, Hüseyinler şahadetleri ile günümüze güzellikler içerisinde, her daim, her yerde, türkülerle, devrim hareketleriyle yaşata bilmeliyiz. Yeni doğan nesillerimize onları iyi anlatmalıyız. Onları her daim kitaplarımızda, yazılarımızda, türkülerimizde, aşklarımızda, yüreklerimizin derinliklerinde her noktada güzelliklerle yaşatmalıyız.

1968 büyük gençlik hareketi tüm dünya ölçeğinde bir devrim dalgalanması olarak, toplumsal bir değişim olarak algılanabilecek büyük bir mücadele olarak tarihe geçmiştir.

Deniz, Hüseyin, Yusuf’un öncülük ettikleri mücadelelerde devrimin en büyük sembolleri haline gelmişlerdir.

Onlar halktan yanaydılar. Egemenlere karşıydılar. Emperyalist güçlere karşıydılar. Onların yaptığı emperyalizme, sömürüye ve oligarşiye karşı yaptıkları en büyük devrim hareketiydi.

Özgürlük ve demokrasi mücadelesinin gençlik hareketi olduğunu ve kendi içinde sürekliliği ile gençliği koruduğu anlamına gelmektedir. 6 Mayısa gençliğin kendi cephesinde mücadelesiyle devam etmelidir.

Aynı dalın üç fidanı; Amerikan Emperyalizmine, Sovyet revizyonizmine, Romen soytarılığına, Bulgar dalkavukluğuna karşı olan devrim ateşini en ateşli, en iyi şekilde yakanlardır.

Türkiye’nin tam bağımsızlığından başka bir şey istenmediler.

Unutmayın ki devrim kağıt bir gemidir. Bütün gemiler hurdaya çıksa da sonunda taşıdığı özgürlük şiiriyle batmadan yüzer. Nicedir dünya sularında, kim bilir kaç yunus görmüş kaç Deniz kaç Yusuf kaç Hüseyin…

Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği…

Yaşasın işçiler…

Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi…

Kahrolsun Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren ve çevirmeye çalışan Siyonist İsrail ile köpeği Amerika!..

 

“ Mehmet KIZILKAYA “

Share
636 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Allahım..! İşlerin Hepsi Güzel.

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Adamın biri bir gün bahçesinde otururken Hayvan dışkısından top yapan bir böceği görmüş, böcek pisliği ayakları ile yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş: - Ey Allahım! Her şeyi çok güzel çok hoş yaratmışsın da, şu böceği sırf pislikle uğraşsın diye mi yarattın? Aradan bir kaç ay geçmiş adam umarsız bir hastalığa yakalanmış. Derdine kimseler çare bulamamış. En sonunda bilge bir doktor ''Bak demiş bazen bahçelerde gezen bir böcek olur ayakları ile pislik yuvarlar işte o yuvarladığı pisliklerden 40 gün boyunca aralıksız yiye...
  • “ VƏTƏNÇİN ÖLƏNƏ ÖLÜ DEYİLMƏZ! ”

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

          Yenicə ATA olmuşdu. Valideyn olmağın sevincini yaşayırdı. SƏNGƏRDƏKİ dostları ilə bölüşdü, çin olmuş arzusunun səadətini. Həyata ilk qədəmlərini atan oğlunu görmək, onu qucağına almaq, cənnət ətirli qoxusunu duymaq üçün günləri sayırdı. Qəlbi ümidlər, arzular, xəyallar ümmanına çevrilmişdi... Amma düşmən gülləsi aman vermədi, oğlunun şirin qığıltısını eşitməyə. Onun beşiyi başında səngərdən, hərbdən, qanlı döyüşlərdən, qolları üstündə gözlərini yuman şəhid igidlərdən bəhs edən hekayətlərini birər-birər nəql etməyə. Ömrü qə...
  • Azadlıq Şəhidləri

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Allah yolunda öldürülənlərə(şəhid olanlara)”ölü deməyin”.Əksinə,onlar (Allah dərgahında) diridirlər,lakin siz bunu dərk etmirsiniz. “Bəqərə” sürəsi 154                        Azərbaycan tarixinin qızıl səhvələrinə bir ölməzlik dastanı yazdılar. Məğrur baxışları soyuq daşlara həkk olundu. Sabahı düşünmədən Azadlıq toxumunu torpağa səpdilər. Nə tank,nə güllə,nədəki ölüm yollarında döndərə bilmədi.Ürəklərdə əbədi məskən saldılar.Elə bir məskənki,məzarları belə olmasa bir millətin bir ulusun qəlbində yaşayacaqlar. İllər,əsirlər bel...
  • Yarını 1960 ile kıyaslamak

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Yarını 1960 ile kıyaslamak KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın Salı akşamı TRT HABER’de ve yerel televizyonlarda canlı olarak yayınlanan “Anadolu Soruyor” programında müzakereler ile ilgili yaptığı açıklamalar bana göre “Çok düşündürücü” ve kabul edilemezdir. Sayın Akıncı söz konmuşu canlı yayında hiç durmadan müzakereler sonrasını hep 1960 koşulları ve 1960 Cumhuriyeti’nde Kıbrıslı Türklerin Anayasal hakları ile karşılaştırdı ve bir çözüme varılırsa nasıl bu koşullardan daha ileriye gideceğimizden bahsetti. Sayın Akıncı’ya gör...
UA-36507442-2