logo

reklam

Elimizdeki en güçlü koz “Garantiler”


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Kıbrıs sorunu, 21 Aralık 1963 gecesi Rumların Kıbrıslı Türklere saldırı ile başladı ve aradan geçen 53 yıla rağmen hala daha devam ediyor. Sorunun kökeninde Kıbrıslı Rumların adaya hakim olmaları ve adayı Yunanistan’a bağlama, Rumca tabir ile “Enosis” hayalleri ve istekleri yatıyor.

Ama Rumlara sorarsanız Kıbrıs adasındaki sorun durup dururken 20 Temmuz 1974 Cumartesi günü sabahı Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) adaya ayak basması ile başlamış. Ondan öncesi varsın Türkler son 11 yıl insanlık dışı bir soykırıma uğramış olsun ama Rumlar için güllük gülistanlık olduğu için, adada huzuru bozan ve sorunu başlatan Türkler ve TSK. Rumların kafaları aynen bu şekilde Kilise ve siyasiler tarafından şartlanmış ve böyle çalışıyor.

2 Eylül Cuma günü Kıbrıs Türk ve Rum liderler arasında yapılan görüşmede, Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk medyasına göre Türk lider Akıncı ile Rum lider Anastasiadis, güvenlik ve garantiler konusunda bağlayıcı olmayan bir fikir teatisinde bulunmuşlar. Akıncı her ne kadar “Unutmamak gerekir ki Kıbrıs Türk halkı güvenliğini uluslararası güçlerde değil, Türkiye’nin garantisinde görmektedir. Bunu bir kez daha vurgulamakta yarar görüyorum” demiş olsa da kuru kuruya ve bedeli, karşılığı belirlenmeden 1960 Garanti sisteminin değişmesinin gündeme gelmesini kabul etmesi çok büyük bir yanlış, maalesef.

Uluslararası Politika kurallarına göre müzakereler bir “Al-Ver” sanatıdır. Bu aynen bir satranç oyunu gibidir ve her hamlenin bir karşılığı ve bedeli vardır. Hiçbir zaman ve hiçbir koşulda karşılığı olmayan bir adım atılmaz, bir karşı hamle kabul edilmez.

Bizim elimizdeki en büyük birkaç kozdan bir tanesi “1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası Garantiler ve İttifak Anlaşması”dır. Akıncı masada Garantiler konusu açıldığı vakit, bunu hemen ve derhal “Toprak ve Mülkiyet” ile “Nüfus” konusuyla bağdaştırmalı veya ilişkilendirmeliydi.

Adada 1974 Ağustos ayından beridir, yani son 42 yıldır “BARIŞ” hüküm sürmektedir. Hiçbir çarpışma olmamış, Rumların 1963-1974 yılları arasında yaptıkları kalleşçe ve insanlık dışı bir şekilde yollardan bellerden Kıbrıslı Türkeri toplayıp, canlı canlı kuyulara atıp üzerlerine yanmamış kireç döküp, uzun saatler süren bir işkenceyle öldürme olayı yaşanmamıştır. Bu olayların yaşanmaması ve son 42 yıldır süreğen bir barışın kökeninde de Türkiye’nin garantörlüğü ve TSK’nın KKTC torakları içindeki mevcudiyeti yatmaktadır.

Rumların müzakere masasındaki bütün gayreti ve çabası, Kıbrıs adasındaki siyasi yapıyı 1974 öncesi duruma geri dönüştürmek için bu iki güçlü ve işlerine gelmeyen etkenden kurtulmak yolunda.

Akıncı’nın ve müzakere ekibinin ilk büyük hatası ve karşılıksız tavizi Federal Devleti oluşturacak nüfusun Dört Rum’a Bir Türk olacağını, özetle 802 bin Rum’a karşılık sadece 220 Bin Türk’ün olabileceğini kabul etmeleri. Bu açıklamayı 11 Temmuz günü Akıncı’nın sözcüsü Barış Burcu yapmıştır. Böylesi insanlık dışı bir oranı kabul ederken Akıncı’nın ve ekibinin bunun karşılığı olarak buna eşdeğer bir tavizi almalıydı Rumlardan. Ama maalesef ortada alınmış bir taviz yok sadece verilmiş bir nüfus kısıtlaması onayı var. Hepsi o kadar.

Şimdi de sıra “Türkiye’nin Garantörlüğü ve Garantiler”e gelmiş masada.
Akıncı “Garantiler” konusunu bırakın değiştirmeye kapı açmayı, tartışmak için bile masaya bir şart koşmalıydı. Örneğin Toprak ve Mülkiyet konusunu masaya koymalı ve Garantilerin kaldırılması değil, değişmesinin tartışmasının karşılığının, Rumların KKTC sınırları içindeki mülklerinden feragat etmeleri olacağını şart koşmalıydı.

Ama maalesef anlaşılıyor ki Akıncı ve Müzakere heyeti sadece taviz vermeğe odaklanmış. Ne olursa olsun, sonunda 1974 öncesine dönüş olsa da ve de Kıbrıs Türkler ikinci sınıf vatandaş, azınlık statüsünde bir topluma indirgense de müzakereler bitsin düşüncesinde ama Kıbrıs Türk halkının da buna onay vereceğini hiç sanmıyorum. “Adada zaten son 42 yıldır süren bir BARIŞ var, egemen olmadıktan sonra neyleyim ben müzakerelerin bitişini” diyecek çok insan yaşıyor aramızda…..

Ata ATUN

5 Eylül 2016

Etiketler:
Share
360 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kötü arkadaşlardan ayrıl!

    17 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kötü arkadaşlardan ayrıl! Şırnak civarında yetişen Velilerden Şeyh İbrahim Hakkı hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün fena arkadaşlara aldanan sevdiği bir genci görüp, şefkatli bir sesle; - Görüyorum ki, “Allah adamları” ile görüşmekten sıkılıyor, zenginlerle, dünyaya düşkün olanlarla bulunmak istiyorsun, buyurdu. Delikanlı mahcup bir eda ile önüne bakıyordu. Devam etti: - Aman oğlum! O kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, insanı sonsuz felakete götürür. Onların yağlı, tatlı yemekleri, zehir gibi gönlü öldür...
  • ÜNLÜLERİN KUAFÖR’Ü TAYFUN BAKIRHAN MAGAZİN GÜNDEMİ PROGRAMINA KONUK OLDU !

    16 Mayıs 2017 HABER ÖZEL, KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Ünlülerin kuaför'ü Tayfun Bakırhan ,hafta içi hergün yayınlanan magazin gündemi programında Kadir Balık'ın konuğu oldu. Programda çalışmalarıyla ilgili konuşan Bakırhan ,herşeyin gayet iyi olduğunu ve  devam ettiğini söyledi. Yakında  kendi sponsorluğunda  önemli bir projeyle hem medyada hemde  hayranlarının karşısında olacağınıda ifade etti.  ...
  • ETNOSPOR ETKİNLİKLERİ

    16 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ETNOSPOR ETKİNLİKLERİ İstanbul Yeni Kapı'da 11-14 Mayıs günleri, ETNOSPOR KÜLTÜR FESTİVALİ etkinlikleri düzenlenmiştir. Bu festivalin yapılmasını amaçlayan, kurum; hedeflerini şöyle açıklamaktadır, Dünya Etnospor Konfederasyonu, geleneksel sporların günümüzde yaşatılması ve uzmanlaşması için her türlü spor faaliyetini destekler. Geleneksel sporları var eden kültürel mirası, toplumun zenginliği olarak görür ve bu mirası korumayı görev bilir. Dünya Etnospor Konfederasyonu, çocukların eğitiminde önemli bir yere sahip olması hasebiyle sportif o...
  • Kemiğe yazılan yazı

    15 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kemiğe yazılan yazı Sa’d bin Ebi Vakkas, Kûfe vilayetine, Vali olup, ev yapmak arzu etti kendine. Arsa bulup, istedi onu satın almayı, Lakin bir mecusiye aitti yarı payı. Çağırıp buyurdu ki: (Bu hisseni bana sat!) Cevaben; (Satmam) dedi mecusi ona fakat. Para verdi ise de değerinden pek fazla, Yanaşmadı mecusi satmaya yine asla. Dediler ki: (Efendim bir mecusi kimseye, Ne lüzum var bu kadar fazla ısrar etmeye. Siz bugün valisiniz, o, mecusi bir kişi, Parasını vererek, bitirin hemen işi.) Mecusi bunu duyup, evine gitti h...
UA-36507442-2