logo

reklam

Elektrik (DEDAŞ) Terörü!


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki illerden Mezopotamya’nın en güzel, en verimli topraklarına sahip olan Mardin ve Peygamberler Şehri olan Şanlıurfa ve de birçok Güneydoğu Anadolu şehirlerinin üzerinde oynanan “Elektrik (DEDAŞ)” Terörüne değinmek istiyorum! Başta da söylemek istiyorum ki sizlerin yaptıkları terör örgütlerinden farkı nedir? Bunlara sebep olanları en kalbi duygularımla lanetleniyorum!

 

Bir çok ilde hem nüfuslarıyla hem de yüz ölçümleriyle büyük olan bu kadar kutsal ve o kadar verimli olan bu toprakları karanlığa mahkum bırakmak kimin haddine! Sizler kimin ya da kimlerin emrindesiniz? Sizlerin bu bölge insanına yaptığınız zulümler İsrail’in Filistin halkına yaptıkları zulümlerden hiç de farksız değildir. Sizler bu insanları ikinci vatandaş muamelesi yapmaktasınız. Sizler bu bölge insanını yalanla dolanla kandırmaya çalışıyor ve de onları adeta cezalandırıyorsunuz ey Elektrik (DEDAŞ) Terörü!

 

(DEDAŞ) denen Elektrik Terörü!

 

Mardin ve Şanlıurfa başta olmak üzere Güneydoğu Anadolu Bölgesinin birçok il ve ilçelerinde kayıp kaçak kullanım ve oranlarını azaltmak, çalışmalar ve de yatırımlar yapmak yerine adeta terör estirmektedir. Kaçak ve de kayıp kullanımlarını her seferinde bahaneli gerekçeler göstererek hukuka aykırı olacak bir şekilde haftalarca, günlerce ve saatlerce elektrik kesintilerini uygulamaktalar. Elektrik borçları nedeniyle bölgedeki tarımsal alanlarda ki sulamalar için ihtiyaç duyulan elektriğin sağlanması bile fazlasıyla sıkıntıya girerken bölgede ki camilerin, medreselerin ve de okulların borçları sebebiyle elektrik kesintileri her geçen daha da fazla yapılmaktadır.

 

Bu bölge, şehir ve de ilçelerde özellikle konutların fazlasıyla yer alan bölgelerde ki kaçak ve kayıp kullanımını gerekçe ve bahaneler göstererek elektriklerin kesilmesi yerel halkın ayaklanmasına sebebiyet vermekle kalmayıp, bu da bölgede çeşitli ve ciddi manada infiallere yol açmaktadır.

 

Bu verimli topraklarda her yıl olduğu gibi bu yılda da (DEDAŞ) terör estirmeye aynı şekilde devam etmektedir.  Öyle ya bu insanların yaşam alanlarında ki elektrik enerjisine talebin en fazla ihtiyaç duyulduğu dönemlerde olması ve DEDAŞ Kurumunun da bu dönemde elektrikleri kesmeleri ve de terör estirmesi manidardır.

Bu bölgelerin il ve ilçelerinde elektriğin özelleştirilmesini alan DEDAŞ (Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi) görevi; ortaya çıkmakta olan ve de çıkan talepleri halkı elektriksiz bırakarak, elektrik kesintileri her ay, her hafta, her gün, her saat başı yapmak değildir. Bölgede ki insanların taleplerini şebeke altyapısını güçlendirmeleriyle talepleri karşılamaları gereklidir. Terör estirerek insanların malını mülkünü çürüterek, en verimli olan toprakları en verimsiz toprak haline getirerek cezalandırmaya kalkarak görevini yapmış olmuyorsunuz. Sizler ancak ve ancak İsrail’in Filistin halkını yaptıklarını yapmış olursunuz.

 

Sizlere söylüyorum ey Terör estiren DEDAŞ!

 

Sizlerin gücü yetiyorsa gidin İstanbul da, Ankara da, İzmir de ya da Konya da öyle bir şeyler yapmaya kalkın. Gidin bakayım yapabiliyor musunuz? Yapamazsınız çünkü orada kodamanlar var dimi! Orada ayrımcılık yok dimi! Tabi sizlerin cevabı hazır ya! Hemen de “Onlar kaçak kullanmıyor” diyerek bu yaptığınız pis şeylerden sıyrılmaya çalışacaksınız. Kusura bakmayın da sizlerin bu halka boş yere zulüm ettiğinizi, zalimlik yaptığınızı ve terör estirdiğinizi herkes biliyor ve de herkes görüyor. Batı da İstanbul da, Balıkesir de, İzmir de, Ankara da, Konya da, Adana da ve de bir çok il ve ilçenin ev ve iş yerlerinde hatta fabrikalarında kullandıkları kaçak elektriğin haddi hesabı yoktur ki daha geçen senelerde ortaya çıkan tablo da öyle değil miydi? En çok kaçan kullanan iller arasında Balıkesir ve İstanbul yok muydu? Peki! Neden bu bölge insanına zulüm yapıyor ve de terör estiriyorsunuz. Sizler adaleti savunduğunuzu mu sanıyorsunuz? Sizlerin adaleti sadece bir tabeladan ibarettir. Adaleti duvarda asılı kalan bir tabela olanın zulüm yapması, terör estirmesi de gayet normal ve doğaldır. Çünkü adaleti olmayanın vicdanı olmaz. Vicdanı olmayanın imanı da dini de eksiktir. İmanı ve dini eksik olanın da zulüm yapması, terör estirmesi kadar doğal bir şey yoktur.

 

Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki elektriğin özelleştirilmesini alan DEDAŞ (Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi), elektrik kesintilerin kaçak ve kayıp elektrik kullanımına karşı büyük bir silah olarak kullanmaları da asla kabul edilemez bir durumdur.

 

Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki elektriğin özelleştirilmesini alan ve bu bölgede ki il ve ilçe halklarına adeta zulüm yapan ve de Terör estiren DEDAŞ (Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi) bölgede ki kaçak elektrik kullanım oranlarını daha fazla artış olmasını bile bile istemekle kalmayıp insanları adeta kaçak kullanımına yönlendirmektedirler.

 

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Özelleştirilen Elektrik Kurumunun yapılan son uygulamaları kamuoyunda yarattıkları infialler dinmek bilmiyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki bütün illerde elektrik enerjisi fiyatlarının çok yüksek olması, bölge genelinde kaçak enerji tüketimlerine yöneltmektedir. Bu bölgede ekonomik koşullarının da ağır olması sebebiyle elektrik kaçakları kullanımına yönelim daha da artmaktadır.

 

Elektrik enerjilerinin özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi için tekrardan yeni fiyatlandırmalara gidilerek ülke genelinde gelir düzeyleri düşük olan abonelere daha düşük bir elektrik enerjisi fiyatlandırmasını uygulamalıdırlar.

 

Tekniksel olarak bütün kayıpların azaltılması ve işletme şartlarının iyileştirmeleri için bütün bölgenin enerji alt yapılarının gözden geçirilerek yeni yatırımların yapılması gerekmektedir.

 

Tüm bölgede ki halkların elektrik enerjisini kullanımı konusunda bilinçlendirme yapılması gerekmektedir. En önemlisi de Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamında bütün sulama kanallarının ivedilikle tamamlanması için gerekli bütün kaynakların aktarımı oluşturulması gerekir.

 

Güneydoğu Anadolu Bölgesi halkının, güneş enerjisi sitemlerinden faydalanılması için devletin bütün teşviklerinin verilmesi sağlanmalıdır.

 

Özelleştirme uygulamalarına son verilerek koordinasyonlu, yetişmiş insanların güçleriyle, ileri bir teknoloji ve ekonomik kaynak politikalarıyla güçlendirilmiş  “Kamu kontrolünde “  örgütsel ve etkin olan bir yapı ile oluşturulmalıdır.

 

Son olarak şunu belirtmek isterim.

 

Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinde ki yani (DEDAŞ) yetkililer elektrik alanın da özelleştirme ve piyasalaştırma politikalarıyla elektrik kurumlarının bir kamu hizmeti olmaktan çıkarılmış olup, kar amaçlı olan bir meta haline dönüştürülmüştür. Üretim alanından tutun da tüketime ulaşıncaya kadar çok sayıda aracının karını ilave ettikleri bir kaynağa dönüştürülmüştür. Bir an önce bu bölgede ki insanlara terör estirenlerin, zulüm edenlerin, zalimlik yapanların uyarılması ve bölge halkına tekrardan yeni elektrik yapılandırmaları ile güzel bir yol çizilmesini temenni ediyorum.

 

Karanlıkta yaşamlarını sürdüren halkların olmaması dileğiyle…

 

Aydınlık günler sizlerle olsun!

 

“Mehmet KIZILKAYA”

 

 

 

 

Share
300 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2