logo

reklam

EĞİTİM SİSTEMİMİZDEKİ YANLIŞ BİLİMSEL MÜFREDAT


Hüseyin UÇKUN
huseyinuckun@mail.com
Okullar açıldı. Tam 18 milyon çocuk,genç okula başladı. Tüm öğrendikleriyle hayat felsefeleri, düşünce tarzları, ideolojileri şekillenecek. Ve bundan sonraki hayatlarını bu bilgilerin üstüne kuracaklar. O halde, okullarda çocuklara, gençlerimize öğretilen müfredatları ve tüm öğretileri derinlemesine incelemimizde yarar var. Çocuklar ve gençler bizim geleceğimiz. Güzel ülkemizi,  ileriki yıllarda onlar yönetecek ve onlar yaşayacaklar. Onların felsefeleri, ideolojileri, düşünceleri ve bakış açıları bu vatanı şekillendirecek. Bu şekilde düşündüğümüzde, “Eğitim Sistemindeki Müfredatı” araştırmak çok daha önem ve anlam kazanıyor.
     Bu bağlamda biraz araştırma yaptığımızda Eğitim Sistemimizdeki Yanlış Bilimsel Bilgileri görebiliriz;
-OrtaÖğretim Biyoloji 12.Sınıf kitabında; “Fosillerin Araştırılmasından Elde Edilen Bilgilerin Yaşamın Anlaşılmasına Sağladığı Katkılar” Bölümünde; ‘Fosiller evrimin en güçlü kanıtıdır.’ denilerek büyük bir hurafe anlatılmaktadır. Oysa bilim adamları ve bulunan 600 milyondan fazla fosil kanıtı bize evrimin oluştuğuyla ilgili hiçbir kanıt vermemektedir. Bilakis, tüm bu canlıların milyonlarca yıldır hiçbir değişikliğe uğramadığını göstermektedir. Görüldüğü üzere burada anlatılan yanlış bir bilgiyle çocuklar, tüm canlıların değişime uğradıklarına inandırılmak istenmektedirler. Oysa bu büyük bir yanlışlıktır.
-Mesela Sayfa 204’de şöyle bir bilgi geçmektedir; ‘Canlıların başlangıçtaki durumlarından günümüzdeki çeşitliliğin ortaya çıkmasına kadar geçirdiği değişimlerin tümüne evrim denir.’  Şimdi bu bilginin doğruluğuyla ilgili hiçbir net delil ve somut kanıt sunulmamıştır. Fakat ‘evrim’ zaten varmış gibi bir anlatımla çocuklar üzerinde psikolojik bir baskı kurulmaktadır. Mesela bunu yazan kişilere şu soru sorulmuş olsa ; ‘ Dünya üzerinde Evrimin geçerliliğiyle ilgili kanıtlanmış ve onaylanmış sadece tek bir delil gösterebilir misin? ’ eminim ki cevap veremezlerdi. Bilim adına çıkıp hurafe anlatılması korkunç bir yanlıştır. Bunun oluşturduğu maddi manevi tahribat ise çok büyüktür. Bu şekilde bilim dışı bilgiyle ilgili daha çok fazla kanıt bulunmaktadır.
Öğrenciler, sınavları geçmek için bazı sınavlar ve testlere tabi tutulurlar. Bu sınavlarda doğruyu cevaplamak zorunda olduklarını hepimiz biliriz. Bir öğrenci, sınvada kendisine sorulan bu tür bilim dışı bir soru karşısında hangi cevabı vermelidir sizce ? Okullarda öğretilen yanlış bilgiyi mi ? Yoksa bilime dayalı doğru bilgiyi mi ? Yalnız, o çocuk bilime dayalı doğru cevabı verdiğinde o soruyu yanlış yapmış kabul edilmekte. Fakat okulda öğrendiği yanlış bilgiyi işratelediğinde o soruyu doğru yapmış kabul edilerek geçer puan almaktadır. Bu, tam anlamıyla rezalet bir durumdur. Çocukları uydurma ve hurafe olan, bilim dışı bilgileri doğru kabul etmeye zorlayan bir sistemin parçası olmaya mecbur bırakılmaktadırlar. Bunlarla ilgili örnekler verelim biraz da;
-2011 yılında LYS sınavında Biyoloji sınavındaki 12.soru; ‘Evrimleşme sürecinde, aşağıdakilerden hangisinin meydana gelmesinde doğal seçilimin katkısı yoktur ? ‘ Görüldüğü üzere evrim sanki bir bilimmiş gibi kabul edilmiş arkasından da bununla ilgili soru sorulmuştur. Baştan sona hurafe bir sorudur.
-Bir diğer soru ise; ‘ Farklı organizma türleri evrimsel süreçte benzer çevre koşullarının etkisiyle benzer uyumsal özellikler kazanırlar. Aşağıdakilerden hangisi bu duruma bir örnek değildir? ” Bu soru da başlı başına bilim dışı bir bilgidir. Genç zihinler, bu tür uydurma bilgilerle beyinleri yıkanmaktadır. Bir bilginin bilimsel olabilmesi için çeşitli kurallar vardır. Önce Tez ortaya atılır. Sonra bu Tez, çeşitli Bilimsel Deneylerle ispatlanır. Ondan sonra Bilim olur. Fakat burada böyle bir durum asla oluşmamıştır. Kısa bir araştırma ile bu şekilde Bilim dışı çok fazla bilginin çocuklara empoze ettirilmek istendiğini görebiliyoruz.
    Bize Bilimsel sonuçları neyi getiriyorsa bizler onu kabul etmeliyiz.Bilime mutlaka saygı duyulmalıdır.Eğer Bilime saygı duyulmazsa o zaman gerçeklerden uzak bir hayatı yaşamış oluruz. Mesela, Hayatın kökenini araştırdığımızda birçok bilimsel delilden çıkan sonuç, Yaratılışı vermektedir. Yani bu evren ve içindeki her şey bir anda var olmuşlardır. Bilim tarihinde bundan 500-550 milyon yıl öncesi Kambriyen Devri olarak kabul edilir. Bu devirle ilgili hayvan ve bitki fosillerini incelediğimizde bu fosillerdeki canlıların tümünün günümüzdeki örnekleriyle birebir aynı olduğunu görmekteyiz. Eğer bir farklılaşma görmüş olsaydık o zaman bu canlılar değişim geçirmişler diyebilirdik. 600 milyon yıl önce kaplumbağa balık çam ağacı kedi kuş ne ise bugün de tıpatıp aynı. İşte bu Bilimdir. Gözle görülmüş ve kanıtlanmış argümanlara sahip net ve kesin bir bulgudur. Yani Canlılar hiçbir zaman ve hiçbir şekilde değişikliğe uğramamıştır. Ayrıca en can alıcı nokta ise, Kambriyen Devrine ait fosillerin tümü de aynı devirde ve bir anda ortaya çıkmış olmalarıdır. Bundan önceki hiçbir devirde bu canlılarla ilgili fosil kayıdı bulunmamıştır yani yoktur. Ve bu canlı türleri, (ki bunlar milyonlarca türden oluşuyor) bir anda ve hepsi de bu devirde var olmuşlardır. Yani yaratılmışlardır. Kuran’la da tam örtüşen bu bilgi bize Bilimin İslam ile iç içe olduğu gerçeğini de göstermektedir. Kuran’da çok fazla Bilimsel Mucize bulunmaktadır. Ayetlerde geçen detayların hepsi de Bilim adamlarınca delillendirilmiş ve ispatlanmış kesin bilgilerdir. Bilim kitaplarında da bulunmaktadır. O halde inançlarımızla Bilim tam olarak uyuşmaktadır. Bilim bizi inanca götürmektedir. İnancımızda bu evreni ve içindeki her şeyi yoktan var edenin Allah olduğunu göstermektedir. Bir sonraki makalem de inşaAllah Kuran’da geçen yüzlerce Bilimsel Mucizeden bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Allah nasip ederse tabi….  Makalemi Kuran’da Allah’ın bizi Bilime teşvik ettiği bir ayetle bitirmek istiyorum.
“Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) “Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru.” (Al-i İmran Suresi, 191)
Sevgi ve Saygılarımla

Share
1350 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir anlık ibadet

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir anlık ibadet Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, bir gün mescid-i şerifte eshabiyle sohbet ediyordu. Az sonra Cebrail aleyhisselam geldi. Bir haber getirmişti Efendimize. Selam verip arzetti: - Ya Resulallah! Ebu Bekir, bu sabah bir ibadet yaptı ki, yetmiş yıllık ibadete bedeldir. Efendimiz bir şey buyurmadılar. Bilal-i Habeşiyi çağırıp; - Ebu Bekir’i çağır, gelsin buyurdular. Hazret-i Bilal; - Baş üstüne ya Resulallah dedi. Ve koşup çaldı kapıyı. Hazret-i Ebu Bekir çıktı kapı...
  • Bunlar Beyt-ül-malındır

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bunlar Beyt-ül-malındır Bir gün hazret-i Ömer, zekat develerinden, Birinin ardı sıra koşuyordu ki, birden. Gördü hazret-i Ali halifenin halini. Hayret içerisinde sordu şu sualini: (Hayrola nedir bu hal ya emir-el müminin! Ne için koşuyorsun ardından bu devenin?) Buyurdu ki: (Ya Ali, beyt-ül-malın bu deve, Havutunu düşürmüş, kaçıyor başka yere. Tutup da, havutunu vurayım ki ben derhal, Zarara uğramasın zamanımda beyt-ül-mal.) Duydu hazret-i Ali bu sözü Halifeden. Derinden bir “Âh!” çekip, ağladı so...
  • RAMAZAN AYI İFTAR İSRAFI

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    RAMAZAN    AYI     İFTAR    İSRAFI Ramazan ayı bahane,  israf  şahane... Ramazan ayı  israf ayı değildir... Ramazan ayı nefsi terbiye etme ayıdır... Yardımın, paylaşmanın, bölüşmenin  zirve yaptığı; ay olması gerekir... Pahalı ve görkemli iftar  sofraları, yerine; sade ve paylaşmanın esas olduğu  iftar sofraları tercih edilmelidir. Fakirin ve  yoksulun doyurulduğu, ortak ortamlarının paylaşıldığı, yüzünün güldüğü, sofralar; asıl amacın yerine getirildiği sofralardır. Öz budur... Son günlerde, Dünya toplumunun çekmiş olduğu açlık sıkıntıs...
  • Kemiğe yazılan yazı

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kemiğe yazılan yazı Sa’d bin Ebi Vakkas, Kûfe vilayetine, Vali olup, ev yapmak arzu etti kendine. Arsa bulup, istedi onu satın almayı, Lakin bir mecusiye aitti yarı payı. Çağırıp buyurdu ki: (Bu hisseni bana sat!) Cevaben; (Satmam) dedi mecusi ona fakat. Para verdi ise de değerinden pek fazla, Yanaşmadı mecusi satmaya yine asla. Dediler ki: (Efendim bir mecusi kimseye, Ne lüzum var bu kadar fazla ısrar etmeye. Siz bugün valisiniz, o, mecusi bir kişi, Parasını vererek, bitirin hemen işi.) Mecusi...
UA-36507442-2