logo

reklam
15 Ekim 2016

EĞİTİM KARANLIĞIN FENERİDİR

img-20161015-wa0001

www.avamhaber.com yazarlarından Ayhan Yağız; bugünkü makalesinde sağlıklı,mutlu ve ülkeyi aydınlık yarınlara taşıyacak nesillerin yetiştirilmesinde ‘eğitimin’ olmasa olmazlardan olduğuna dikkat çekti ve eğitimin boyutlarını okuyucularıyla paylaştı.

İşte avamhaber.com yazarı Ayhan Yağız’ın  avamhaber.com,’daki o yazısı;

   İnsanoğlu tarihin her sayfasında   eğitime önem vermiş ve eğitim sayesinde yücelmiştir. Eğitimsiz insanlar ise, tarihin karanlık sayfalarında kaybolup gitmişlerdir.  İnsanlar eğitim ile bilgi, beceri ve kabiliyetlerini geliştirip, kendilerine toplumda yer bulumuştur. Çevresine faydalar sağlamış, birey ve toplum olarak kalkınmaya yol açmışlardır.

      Eğitimli insanlar karanlığın  feneridir. Toplumun ışığıdır. Kitabımız Kuran-ı Kerim ilk emrinde “ Oku” demektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) “ İlim Müslüman’ın yitik malıdır.”  “İlim Çin’de bile olsa onu alınız.”  Hz. Ali “Bana bir harf öğretenin kırık yıl kölesi olurum.” demeleri dinimizin eğitime olan bakışını göstermektedir.

     Evet, hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? “Cahil dostun olacağına, akıllı dostun olsun daha iyidir” diyen atalarımız ne güzel söylemişler.

     Eğitime harcanan para ve ayrılan zaman hiçbir zaman boşa gitmez. Meyvesi geç alınır, sabretmek gerekir. Almanlar birinci dünya savaşından harap ve bitap bir şekilde çıktıkları halde, ülkelerini imar ederken ilk önce okul, tiyatro, sinema salonlarından başlamaları çok düşündürücüdür.

     Çağımız bilgi ve teknoloji çağı, buna ayak uydurabilen milletler ayakta kalmakta ve müreffeh bir hayat yaşamaktadır. Öyle ki, büyük firmaların ARGE( Araştırma Geliştirme ) bütçeleri bile bazı ülke bütçelerini katlamaktadır.

     Peki, eğitim- bilim tamamda, sadece işin teknolojik tarafı mı var?  Bunun sosyal boyutu, manevi boyutu yok mudur? Kalkınmada sadece bunlar yeterli midir? Tabi ki hayır, tek taraflı kalkınma topal bir insana benzer. Eğitimin bilim ve teknolojik boyutu olmakla birlikte, birde manevi boyutu da vardır.

İşin en zor, zahmetli ve dikkat edilecek boyutu da burasıdır. Bu boyutu  anne karnından başlıyor, mezara kadar gidiyor. Çocuk, anne karnında annenin yediği helal lokmadan, konuştuğu sözcük, yaşadığı kötü ve mutlu olaylardan etkilenmekte, adeta anneyle özdeşleşerek ilk eğitimini almaya başlamaktadır. Eğitime 3-4 yaşında başlandığında ise iş işten çoktan geçmiş ve geç kalınmış olunmaktadır.  Peki, sadece anne ve baba mı burada rol üstlenmektedir? Tabi ki hayır, çocuğun yakın çevresi, sokak, okul, TV ve PC başında geçirdiği zamanda bile bu eğitim süreci devam etmektedir.

     Çocuğa bakmak demek, çocuk yapıp, karınlarını doyurup, üzerlerini giydirmek değildir. Hayvanlar bile zaten bu kadarını yapmaktadır. Önemli olan yavrularımıza iyiyi, kötüyü, helali, haramı anlatmak, yaşına uygun eğitimi verebilmektir. İşte böyle davranabilen bir anne-baba çocuğuna en büyük iyiliği ve görevi yapmış olacaktır.

     Asla çocuklarımıza mal mülk bırakmak gibi bir gayemiz olmamalı, bu gaye eğitimin önüne geçmemelidir. Mal mülk kendiliğinden olursa ne ala, ona bir şey diyemeyiz. Bu konuda yüce yaradan “ Siz çocuklarınıza mal bırakmak için çalışmayın, malı verecek olan benim, siz onların eğitimini verin.” diyerek konuyu özetlemiştir. Bu konuda büyüklerimiz, “Çocuğum aklı, neylesin malı. Çocuğum deli, neylesin malı” diyerek de tecrübelerini bizlere aktarmışlardır.

     Birde unutmamalıyız ki biz, çocuklarımıza ne kadar iyi eğitim verirsek verelim, aynı eğitimi sokakta, Tvlerde vs. alanlarda alamadıktan sonra pek fayda veremeyecektir. Dikkatli olalım! Çocuklarımızı yanlış ve zararlı yayınlardan ve konulardan uzak tutalım ki, güzel bir nesil, güzel bir gelecek bizlerin olsun, yarınlara umutla bakalım. Her şey çocuklarımız için…

     Unutmayalım! Bizler çocuklarımıza borçluyuz. Yarın bizlerden hesap sormasınlar.

 AYHAN YAĞIZ

14.10.2016

Etiketler: » » » » » »
Share
500 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

UA-36507442-2