logo

reklam

DÜŞÜK ELEŞTİRİ EŞİĞİMİZ


facebook
Hatice ERTÜRK
eflatunyagmur@hotmail.com

Eleştiri genel olarak olumlu ya da olumsuz olmak üzere ikiye ayrılır. Olumlu eleştiri bir konunun, düşüncenin, fikrin, insanın, toplumun, eserin, ürünün, olay yahut işin doğru ve takdire şayan yanlarını belirtme, vurgulama, ifade etme şeklidir. Olumsuz eleştiri ise bu tanımın tam zıttı olarak eksik, yanlış, doğru olmayan, kusurlu bulunan yönlerini görme ve ifade etme eylemidir.

Eleştiri denildiği zaman olumlu ya da olumsuz diye belirtilmemişse eğer her iki yönden de değerlendirmeye ve değerlendirilmeye açık olmamız gerekmektedir.
Aksi takdirde eleştiri ya hakaret ve yergi ya da övgü ve iltifat şeklinde algılanacak ve anlam kaybına uğrayacaktır.

Aklı selim düşünüldüğünde ve geniş bir bakış açısıyla bakıldığında eleştiri insanlara olumlu yönlerini ve işlerini geliştirme olumsuz yönlerini
ve işlerini ise törpüleme, yok etme konusunda büyük katkı sağlar. Bizler belki hatalarımızı göremeyebiliriz görsekte tabiatımız gereği yeterince objektif değerlendiremeyebiliriz. Bu sebeple bir dış göze yani dış bakış, dış görüş , dış değerlendirmeye büyük ihtiyaç vardır.
Bu dış göz bize belki göremediğimiz bir hatamızı görme, doğru bildiğimiz bir yanlışımızı düzeltme ya da bilmediğimiz yeni bir şeyi öğrenme olanağı verecektir.
Onun için olumsuz eleştiriyi hemen hışımla asabiyetle savuşturmak ve reddetmek yerine olgun bir şekilde kabul edip değerlendirmek çok daha mantıklıdır.

Çoğunlukla düştüğümüz hata eleştiriyi sadece olumsuz olmak zorundaymış gibi algılamak ve eleştiriye müsade vermemektir. Ya da olumlu eleştirilere açık olumsuz eleştirilere kapalı olmamızdır. Bu sebeple eleştiri eşiğimiz yani eleştiriyi algılama, karşılama ve kabul etme eşiğimiz de çok düşüktür dolayısı ile eleştirinin kişiliğimize, düşüncelerimize, işlerimize ve hayatımıza sağlayacağı geliştirici etkiyi de hiçe saymış bilinçsizce önünü kesmiş oluruz.

Tabi eleştiri yapan kişinin konumu, samimiyet derecesi, fikri yönden gelişmişliği, eğitimi en önemlisi üslubu çok önemlidir eleştirenin de bunlara dikkat etmesi eleştirirken saygı sınırını aşmaması konunun alakadarı değilse bunu belirtmesi ve düzeyli olması gerekir.

En güzel eleştiri olumlu yönlerin olumsuz yönlerle harmanlanarak güzel bir üslupla aktarıldığı eleştiridir.
Örneğin eşinize ilgisizsin, anlayışsızsın, dengesizsin deseniz o da sizin olumsuz özelliklerinizi görmeye ve söylemeye odaklanır kızar sinirlenir belki fakat hayatım seni çok seviyorum çok iyi bir insansın bir çok yönünü takdir ediyorum ama bazen sanki ilgisiz ve anlayışsız davrandığını düşünüyorum bana bunu düşündüren şu şu konular yanılıyor muyum ne dersin sanki bu konuları biraz düşünsen ve üstünde dursan çok daha mükemmel olacak sadece benimle olan diyaloğunda değil başka insanlarla olan diyaloğunda da sana büyük katkı sağlayacak.
Bu şekilde eleştirseniz hem eşiniz sizi daha iyi anlayacak hem de olumsuz
bir yönünü büyük ihtimalle değistirmeye çalışacaktır. Bu sebeple üsluba dikkat etmek gerekir.

Eleştirinin geliştirici etkisinden faydalanmak adına eleştiri eşiğinizi yükseltmeniz ve eleştirilere gerçek anlamda açık olmanız dileğiyle…
Hatice Ertürk

Share
438 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2