logo

reklam

DÜN EN İYİ KÜRT ÖLÜ KÜRT DİYENLER, ‘’HDP’YE OYNUYOR.’’


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

CHP kadroları öz annesini ve babasını huzur evine yollayıp, evinde kedi köpek besleyen bir garip sosyete toplumudur. İktidar partisi AK Parti kadroları ise, daha hala soğuk savaş dönemlerinin köhne klişe laflarıyla dil uzatmayı marifet zanneden muhalefeti, özellikle CHP’yi, milli ve manevi hasletleri öne alan demokratik siyaset anlayışıyla tanıştırmaya çalışmıştır.

 

Türkiye’miz geçmişine bakıldığında sekiz medeniyet geçirmiş, tarihi derinliği olan güçlü ve kudretli bir ülkedir. 2002 yılından itibaren AK Parti ile kabuğunu yırtan, gelişme trendini yükselten, refahı ön planda tutan, insanı merkeze alıp hizmeti kendine şiar edinen bir anlayışa kavuşmuştur. Kısacası, demokrasi konusunda da samimiyetin adresi olmuş, örnek ve önder vasfını bir kez daha ortaya koymuştur.

 

Görüldüğü gibi İktidar, devlet ile millet dayanışması, demokrasinin toplumsal karakterinin güçlenmesi bakımından farklı ve anlamlı uygulamalar ortaya koymuş,’’Demokrasi havarileri’’nin medya köşelerinde sadece söylem yarışına girdiği bir dönemde demokrasiyi biz zati hayatın içine taşımıştır.

 

Ne zaman koalisyon lafı ortaya çıksa herkesin aklına dağ gibi sorunlar üşüşür. Koalisyon denemelerinin biri için bile iyi konuşan çıkmaz. Sadece 1991’deki DYP-SHP koalisyonu diğerleri kadar büyük sorunlar çağrıştırmıyor, ama bu koalisyonun da Türkiye’yi iyi yönettiğini söylemek zor.

 

1980 öncesi Demirel’in milliyetçi cephe koalisyonları da kâbustu, 1999’daki DSP-ANAP-MHP koalisyonu da başka bir kâbustu.80 öncesinin milliyetçi cepheleri Türkiye’yi “70 sente muhtaç etti”, 99’un üçlü koalisyonu Türkiye’yi tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birine götürdü.

 

Şimdi edilmeye başlanan koalisyon lafı aslında altyapısı son derece zayıf bir umuda dayanıyor. Buna göre, Ak Parti 7 Haziran’da birinci çıksa bile Meclis’te çoğunluk olamayacak ve mecburen koalisyona gidilecek. Bu umudun sahiplerinin beklediği koalisyon CHP-MHP koalisyonudur, bunun güçlüğünü bilenler de ufaktan HDP’yi buraya katan ifadeler kullanmaktadır.

 

Diyelim CHP-MHP-HDP koalisyonu oldu ve bu üç parti seçim beyannamelerindeki vaatleri yerine getirmeye başladı. Bunun arkasının yine enflasyon ve ekonomik kriz olduğunu görmek için de iktisatçı olmaya gerek yok.

 

Siyasi konularda ise bu koalisyon üyelerinin aynı fikirde oldukları konu bulmak da kolay değil. Olacak olan, üç partinin de kendi tutukları mevzilerden ülkeyi değişik taraflara çekiştirmesidir ki, bu defalarca yaşanmış durumların tekrarından başka bir şey olamaz. Diğer koalisyon ihtimali de şöyle dile getiriliyor: Ak Parti Meclis çoğunluğu olmasa da birinci olduğu için hükümet kurma görevini Cumhurbaşkanı’ndan alacak ve koalisyon için çalışma yapacaktır. CHP ile Ak Parti’nin koalisyon arama ihtimali sıfır olarak görülecektir. HDP Ak Parti’nin seçim kampanyasının birinci hedefi olduğuna göre bu parti ile de koalisyon ihtimali çok zayıftır.

 

Geriye MHP kalmaktadır ve Ak Parti-MHP koalisyonunun, Türkiye’yi 2023’ün yeni Türkiye’si hedefine nasıl taşıyacağı sorusunun cevabı da bellidir.“Koalisyon” lafları üzerine düşündüğümüz zaman hangi durumun ülke açısından daha iyi olacağı sonucuna varmak çok kolay.

 

Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, Ak Parti’nin Meclis çoğunluğunu elde edememesi için sadece HDP’nin barajı aşması yetmiyor, CHP’nin yüzde 30’a, MHP’nin de yüzde 20’ye yaklaşması gerekiyor. Seçime bir ay kala böyle işaretler görünmediğine göre, kimsenin “koalisyon” lafı üzerine hesap yapmaması tavsiye edilir.28Şubatçılar Recep Tayyip Erdoğan’a “Seni muhtar bile yaptırmayacağız” diyorlardı, post 28 Şubatçıların “Yetenek sizsiniz” yarışmasının torpilli birincisi HDP de “Seni başkan yaptırmayacağız” diyor.

 

1990’lı yıllar da siyasi hayatımıza egemen olan çirkin ve çarpık söylemlerin yol açtığı tahribat hatırlandığında, son on iki yıl boyunca ön plana çıkarılan değerlerin ve davranış biçimlerinin yerindeliği ve hayatiyeti daha iyi anlaşılacaktır.

 

Ancak, ne tarih ve millet önünde muhasebe yapma, ne de siyaset aynasına bakma alışkanlıkları olmayanlar, bunu yine anlamamakta ısrarlı olmaktalar ve yapılan hizmetleri çarpıtmaktadırlar. Bunlar, aslında siyasi duruşlarını sağlam bir şekilde temellendirememenin ve siyasi üretim sıkıntılarından ötürü, İktidar Partisine yönelerek yıpratma politikasıyla, kurtulabileceklerini zannedenlerdir. Hikâye hep aynı.1960, 1983, 2002, 2007, 2015, fark etmiyor. İki kuvvet sürekli karşı karşıya; vesayet egemenliği ile halkın egemenliğini savunanlar arasındaki bir kavga bu.

 

Mesele dün de Erdoğan’ın şahsı değildi, bugün de değil.Dertleri halkla. Halk iradesinin devlete hâkim olmasını istemiyorlar. Türkiye’nin ayağa kalkmasını, dirilmesini istemiyorlar.

 

Ülke diz çöktüğü yerde kalsın, ipleri dışarıda olsun, onlar da bu işin içeride taşeronluğunu yapsınlar, mutlu bir azınlık olarak halka efendilik taslamaya devam etsinler. Paralel yapı bunlara “yansıtma tekniği” dersi vermiş. Her türlü kirli yöntemi uygula, yalan konuş ve yediğin tüm haltlar için rakibi suçla. Çamur at izi kalsın. Bunların hepsi ipleri dışarıda karanlık proje..

 

Hepsinin birden AK Parti’ye düşman olmasının nedeni de AK Parti’nin bu halkın format yememiş öz temsilcisi olması. Bu nedenle AK Parti’ye sadece seçim kazanmak yetmez. Bütün dünyaya oyunun farkında olduğumuzu göstermek için sandıkların patlaması lazım. Şu anki tek amaçları tek parti gibi davranarak sürek avıyla AK Parti’nin önünü kesmek. O nedenle HDP’ye oynuyorlar. Dün en iyi Kürt ölü Kürttür diyenler, Kürt kimliğini ve dilini yasaklayanlar, JİTEM ve faili meçhullerden sorumlu olanlar, bugün HDP’li, Kürtçü kesildiler. AK PARTİ’ YE gönül bağlayıp oy veren halka ve iktidarın icraatına yönelik karalama kampanyalarından medet ummanlar bilmelidirler ki,.. Yanıldıklarını anlayacaklar ve ülkemizin dört bir yanında bayraklaşan ve birer kale gibi dik duran halkımızı hak bildiği yoldan döndüremeyeceğini de göreceklerdir. Saygılarımla 16 Mayıs 2015 Hasan ALPARSLAN Araştırmacı Gazeteci- Yazar.

 

Share
1172 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2