logo

DOKUNMAK “HUKUKSUZ” MUŞ


facebooktwitter
Necdet Cemal OCAK
ncocak@gmail.com

Önce dokunsak mı dokunmasak mı diye tartıştık. Bazı terörist vekiller yurt dışına kaçtıktan sonra dokunmaya karar verdik. Şimdi de dokunma kararının hukuki olup olmadığını konuşuyoruz.

Yorumcunun biri “eğer bir vekil ceza alır, bunu AYM’ye götürürse karar bozulur diyor. Asker kökenli bir kişi hariç tartışmacılar dokunulmazlığın kaldırılması kararını hukuksuz buluyor. Akademisyenler, hocalar.

Bu hocalar öğrenci yetiştiriyor şimdi. O öğrenciler de “Kürdistan’a statü-Apo’ya özgürlük” diye pankart açıyor işte. Hoca, devletini hukuksuz bulursa, öğrencisi de domuz çobanına özgürlük ister tabi.

Olayı bu kadar karmaşık hale getirmeden bu sorun çözülmez miydi? Kendi aracı ile pkk’ya silah ve mühimmat taşıyan vekilin dokunulmazlığının kaldırılıp yargılanması için anayasa değişikliği mi gerekiyordu?

Sırtını PYD’ye yaslayan vatan haininin dokunulmazlığının kaldırılması için de mi gerekiyordu?

Her fırsatta halkı sokağa çağıran, 6-7 Ekim olaylarının ve bütün eylemlerin tertipçisi olan Demirtaş’ın dokunulmazlığı için de anayasa değişikliği mi gerekiyordu? Bu hainler, bu davranışları son birkaç ay için de mi gösteriyordu.

Bütün bu zamanlarda Ahmet hoca mı engelledi bu domuzların dokunulmazlığının kaldırılmasını? Şimdi kalkmış Ahmet Hoca meclise getirmede ağır davrandı deniliyor.

Önde giden bu vatan hainlerinin bir kaçının dokunulmazlığı kaldırılsa, bu kadar pervasız davranabilirler miydi?

Demirtaş “ parlamentoda grubu bulunan 4 parti bir araya gelip bu kanı durdurabilir” diyor. Kan akmadığı zamanda, kan aksın diye milleti sokağa çağırıp, polis kurşunlatan, molotofla araç içinde insan yaktıran köpek sen değil misin diye kimse sormuyor.

Terörle mücadelede askere “hukuki koruma” sağlayacak düzenleme meclise sunuldu. Bunu bile tenkit ediyorlar. Batıda asker sokaklarda görünmezmiş. Batıda bizdeki gibi 40 yıldır terörle yaşayan, her gün bir yerinde bomba patlayan ülke de yok. Bir bomba patladı Fransa’da görüldü işte. Olağanüstü hal ilan edildi, Eyfel kulesinin altında dolananlar asker değil miydi?

Hukuk düşkünü ahmaklar bir bomba ile bu hale gelen batıyı bizim şartlarımızda değerlendirsin bir kere de.

Dün Fetö’ye teslim edilen yargı sistemimizin yarın haco’ya, ya da kaco’ya teslim edilmeyeceğinin garantisi var mı? Medyayı yarı pkk, yarı lejyonerlere teslim eden onu da eder diye düşünmek lazım.

Abdullah Gül cumhurbaşkanı iken, Sincan savcısının ifadeye çağırdığı gibi. Yarın bir savcı, “neden teröristleri öldürdünüz, onlar da Allah’ın kulu değil mi” diye Genelkurmay Başkanını çok insani gerekçelerle ifadeye çağırabilir.

Her kademedeki güvenlik görevlisine güvence vermezseniz, kimse görev yapamaz. Özellikle polisler bu konuda çok rahatsız. Gezi eylemleri sırasında linç edilmekten zor kurtulan polise ceza verirseniz, bir daha sefere polisin linç edilişini hem polis, hem de hukuk izler.

Hayatını ortaya koyan, kanını akıtan bütün güvenlik güçleri kesinlikle güvende olmalı. Yarın bilmem kimin adamı denilen bir savcı çıkar, mücadele şeklini beğenmedim derse ne yaparsınız? “Başta Reis var, öyle şey olur mu hiç” diyenler çıkacak tabi.

Sonradan düzmece olduğunu gördüğünüz Ergenekon yargılamalarında, başta kim vardı, engel olabildi mi? Hatta doğru iş yapıyoruz diye onu bile uyuttular. Bu ülkenin Genelkurmay Başkanına çete kurdurdular.

Bütün düzenlemeleri Erdoğan’a göre düşünüyor insanlar. Birkaç yıl sonra koalisyon olursa yahut chp iktidar olursa diye kimse aklından geçirmiyor. Hepimiz için uygun olan bir hukuk tarafında olmak zorundayız. Mevcut hukuka göre teröristin öldürme hakkı var. Öldürülmesi yasaktır.

Her konuşan “hak ihlali” diyor. Normal adi suçlarda suçlunun hakkı, hukuku vardır. Lakin 15 tonluk bombayı patlatan teröriste destek veren insan için, hak ihlali söz konusu bile olamaz. Görüldüğü anda vurulmalıdır. Bu dağda da böyle, şehirde de böyle olmalıdır.

Merkel, tasarı için “tepkiler anlaşılmaz” diyor.  Diğer yandan dünkü patlamayı kınıyor. İçimizde ve dışımızda bunun gibi hem teröre karşı gibi görünen, hem de teröre destek veren çok sayıda hain var. Medya size bunları vatansever olarak tanıtıyor. Ve bu lejyonları siz her gün alkışlıyorsunuz.

8.6.2016

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
443 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2