logo

reklam
02 Mayıs 2016

Din ve Dünya İşleri


facebooktwittergoogle plus
Elif NİSA
elif.alaca@hotmail.com

“Allah, niyeti ‘önce ahiret’ olana dünyayı da verir. Ama niyeti ‘sadece dünya’ olana, ahireti vermez.” (Hadis, İbn-i Mübarek)

Din hayatın her anında güzellik ve mutluluk sunan sistemdir. Dünya hayatındaki bu sistemin anahtarı, Allah’ın hoşnutluğudur. İnsan hayatının gerçek amacı sonsuz bir mükâfat kazanmak ya da cezadan kurtulmak değil, Allah’ın rızasıdır.

Peygamber(asm)’ın ifadesiyle “Din güzel ahlâktır” ve hayatın bir kısmını değil, tümünü kapsar.  (Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah’ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten ‘tutkuya kaptırıp alıkoymaz’; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar. (Nur Suresi, 37)

İslam’da kulluk ve günlük hayat birbirinden ayrılamaz. Kur’an böyle bir ayırımı uygun görmez. Namazını kıldıktan sonra Allah’a kulluk bitmez. Evinden, camiden çıkarken Allah –haşa-kapının ardında kalmaz. Hayatın her anı Allah’ın huzurunda geçer; bu sebeple hayatın her anı Allah için yaşanır.

Mümin mal-mülk, makam, kariyer, saygınlık ve fiziki güzelliğin geçici olduğunu ve dünya hayatında sahip olunan hiçbir metaın kendisini gerçek kurtuluşa götürecek yol olmadığının şuurunda yaşar. Her şeyin yok oluşundan sonra da var olan, fani olmayan, mülkün ve din gününün sahibi olan Allah’a yönelir.

Samimi iman eden insan dünya hayatında ‘Rabbi için sabreder’, O’na güvenip dayanır; gökten yere her işi düzenleyip kontrolü altında tutanın, gizlinin gizlisini ve içindekini görüp bilenin Yüce Allah olduğunu bilir. Yaptığı her işte, izlediği her görüntüde Allah’ın üstün aklını, hayranlık uyandıran benzersiz yaratma sanatını ve O’nun sonsuz gücünü görüp, üzerlerinde derin düşünür. İnsan için tüm bunları görebilmek, tefekkür etmek, dile getirmek de büyük bir nimet ve ibadettir. Hayatını Allah’a adamak, insanı tüm kötülüklerden arındıran, insanın kalbine güven duygusu ve huzur indiren, sonsuz hayatta da –Allah’ın dilemesiyle-kurtuluşa ulaşmasına vesile olacak olan en önemli yollardan biridir.

Müminler, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmayı dünyevi hiçbir çıkara değişmezler, çünkü dünya üzerindeki -küçük ya da büyük- hiçbir çıkar, O’nun rızasını ve cennetini kazanmaktan daha önemli değildir. Müminin yaptığı işin hikmeti, onu Allah’ın hoşnutluğunu amaçlayarak yapması ile oluşur. Bu nedenle kişi, sahip olduğu güzel ahlâkı her zaman büyük bir dikkatle korumaya çalışır.

İmanı bilmeyen insan, bu derinliği anlamakta güçlük çekebilir. Maddeci/batıl görüş, ölümü bir yok oluş olarak tarif eder. Yok olup toprağa karışmadan önce dünyadan olabilecek en fazla ölçülerde faydalanmak gerekir. Bu sapkın görüş, insana dünyada da ahirette de azap getirir.

Mü’min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah’a ve Resûlü’ne iman ettiler, sonra hiçbir kuşkuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cehd ettiler (çaba harcadılar). İşte onlar, sadık (doğru) olanların ta kendileridir. (Hucurat Suresi, 15)

Kimilerinin felsefesine göre ise din gereklidir, inanç güzeldir ancak her şeyi kararında yapmak lazımdır. Din, insan hayatının belirli anlarıyla sınırlanmalıdır çünkü yaşanacak tek bir hayat vardır.

Kur’an, yüzeysellik ve çoğunlukla ikiyüzlülük olan bu görüşteki insanlara karşı, “İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider ve kalbindekine rağmen Allah’ı şahit getirir; oysa o azılı bir düşmandır. (Bakara Suresi, 204) ayetiyle uyarır.

Din ahlâkında şüphe ve kuruntuya yer olmaz. Sürekli şüphe ve tereddüt insanı inkâra kadar sürükler. Sorgulasa da mümin, tüm soru işaretleri Kur’an ile cevabını bulur. Halisane teslimiyet ve itaat, imanın omurgasıdır.

İnsan dünyevi bağımlılıklardan sıyrılıp Allah’a yöneldiğinde kurtuluş bulur. Samimi mümin için hatadan, gafletten ve her türlü eksiklikten uzak olan Allah’a yönelmek ve hayatını O’na adamak önemlidir. İnsanın sürekli kendini gözden geçirmesi, gün içinde imanını kendisine ispat eden davranışlarda bulunması ve “acaba bunu yalnızca Allah rızası için mi yaptım?” diye düşünmesi gerekir.

Allah’ın rahmetini üzerinde hisseden insan üzerinde şeytanın zorlayıcı gücü kalmaz. Önce dünyanın, sonrasında ahiretin tüm güzelliklerine kavuşur.

İnanan insanın hayatında din ve dünya işleri diye iki farklı kavram yoktur. Din hak kitabın doğrularıdır ve dünya işleri de bu doğrular üzerinde kurulur. Belirli zamanlarda Kuran ahlâkı, kimi zaman da nefsin isteklerine uyarak yaşamak, Allah’a ‘bir ucundan ibadet’ etmektir. Bir aldatmacadır. Apaçık kayıptır.

İnsanlardan kimi, Allah’a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır. (Hac Suresi, 11)

 

Etiketler: » » » »
Share
520 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

Din ve Dünya İşleri” için 1 yorum

  1. Rukiye türk : diyor ki:

    Harika bir yazı iman sade ve anlaşılır ve huzur veren bir nimet her cümleden Allah razı olsun

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir anlık ibadet

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir anlık ibadet Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, bir gün mescid-i şerifte eshabiyle sohbet ediyordu. Az sonra Cebrail aleyhisselam geldi. Bir haber getirmişti Efendimize. Selam verip arzetti: - Ya Resulallah! Ebu Bekir, bu sabah bir ibadet yaptı ki, yetmiş yıllık ibadete bedeldir. Efendimiz bir şey buyurmadılar. Bilal-i Habeşiyi çağırıp; - Ebu Bekir’i çağır, gelsin buyurdular. Hazret-i Bilal; - Baş üstüne ya Resulallah dedi. Ve koşup çaldı kapıyı. Hazret-i Ebu Bekir çıktı kapı...
  • Bunlar Beyt-ül-malındır

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bunlar Beyt-ül-malındır Bir gün hazret-i Ömer, zekat develerinden, Birinin ardı sıra koşuyordu ki, birden. Gördü hazret-i Ali halifenin halini. Hayret içerisinde sordu şu sualini: (Hayrola nedir bu hal ya emir-el müminin! Ne için koşuyorsun ardından bu devenin?) Buyurdu ki: (Ya Ali, beyt-ül-malın bu deve, Havutunu düşürmüş, kaçıyor başka yere. Tutup da, havutunu vurayım ki ben derhal, Zarara uğramasın zamanımda beyt-ül-mal.) Duydu hazret-i Ali bu sözü Halifeden. Derinden bir “Âh!” çekip, ağladı so...
  • RAMAZAN AYI İFTAR İSRAFI

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    RAMAZAN    AYI     İFTAR    İSRAFI Ramazan ayı bahane,  israf  şahane... Ramazan ayı  israf ayı değildir... Ramazan ayı nefsi terbiye etme ayıdır... Yardımın, paylaşmanın, bölüşmenin  zirve yaptığı; ay olması gerekir... Pahalı ve görkemli iftar  sofraları, yerine; sade ve paylaşmanın esas olduğu  iftar sofraları tercih edilmelidir. Fakirin ve  yoksulun doyurulduğu, ortak ortamlarının paylaşıldığı, yüzünün güldüğü, sofralar; asıl amacın yerine getirildiği sofralardır. Öz budur... Son günlerde, Dünya toplumunun çekmiş olduğu açlık sıkıntıs...
  • Kemiğe yazılan yazı

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kemiğe yazılan yazı Sa’d bin Ebi Vakkas, Kûfe vilayetine, Vali olup, ev yapmak arzu etti kendine. Arsa bulup, istedi onu satın almayı, Lakin bir mecusiye aitti yarı payı. Çağırıp buyurdu ki: (Bu hisseni bana sat!) Cevaben; (Satmam) dedi mecusi ona fakat. Para verdi ise de değerinden pek fazla, Yanaşmadı mecusi satmaya yine asla. Dediler ki: (Efendim bir mecusi kimseye, Ne lüzum var bu kadar fazla ısrar etmeye. Siz bugün valisiniz, o, mecusi bir kişi, Parasını vererek, bitirin hemen işi.) Mecusi...
UA-36507442-2