logo

reklam

Dicle’nin Çığlığı Fırat’ın Kan Akışını Hızlandırıyor


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Dicle’nin haykırışı Fırat’ın kan akışını hızlandırıyor!

 

Dicle’nin o masum çığlığı, o ezilmişlik haykırışı, Fırat’ın kan akışını gün geçmiyor hızlandırmıyor.

 

Güneydoğu Anadolu bölgesi;

 

Kutsal olan ve Mezopotamya’nın en verimli ve de en mükemmel olan Dicle ve Fırat günlerdir adeta kan ağlıyor. Bu kutsal topraklar da bulunan Fırat ve Dicle de aydan ay’a değil, yıldan yıla değil, neredeyse her gün, her dakika, her saniye binlerce hatta tonlarca litre insan kanı akıyor. Masum çocukların, insanlığın kulak zarını patlatacak kadar şiddetli çığlıkları olan anne ve çocukların, fakir fukaraların göçe zorlanışına şahit olmaktayız. Kim ya da kimler bunu yapıyor ya da yapmaya çalışıyor. Bizler insanoğlu olarak bunları artık sorgulayıp, kendi vicdanlarımıza sormamız gerekiyor.

 

Her gün farklı bir olay, farklı ölüm haberleri, farklı birçok göç…

 

Güneydoğu kan ağlıyor!

 

Fırat ve Dicle kan akıyor!

 

Mezopotamya’nın o kutsal sokakları, o kutsal camileri, o kutsal toprakları her geçen gün biraz daha kan ağlıyor. Mezopotamya can çekişiyor. Güneydoğu da sürüyle saldıranlar bir yandan bilinmeyen olaylar, bilinmeyen kör kurşunlar, bilinmeyen ajanlar, bilinmeyen örgütler, bilinmeyen insanlar, bilinmeyen hendekler, bilinmeyen kabuslar, bir yandan da kan ağlayan göz yaşları, masum yüreklerin hıçkırıkları, çocuk ve annelerin çığlıkları. Mezopotamya’nın bu kutsal şehirlerin de artık kan akıtılmamalıdır.

 

Fırat Dicle’sine kavuşmalı…

 

Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşanan olaylar adeta Ortadoğu’nun Suriye’sin de, Ortadoğu’nun Irağın da, Ortadoğu’nun Libya’sın da yaşananlara benzer olaylar yaşanır hale geldi. Tankların, topların kullanıldığı, hendeklerin kazıldığı, çatışmaların olduğu, camilerin ve de kutsal mekanların kim ya da kimler tarafından yakıldığı, insanların kör kurşunlara hedef oldukları bilenmeyen günlere girmiş bulunuyoruz.

 

Mitinglerde bombaların rahatlıkla patlatılması, insanların ölümlerinin kolay bir hal alması, karakolların rahatlıkla bombalandığı, evlerin rahat bir şekilde kurşunlandığı, intihar saldırıların çoğaldığı, tuzakların her tarafta kurulduğu, hendeklerin kurulduğu, küçücük çocukların başlarından kim ya da kimler tarafından vurulduğu dakikaların olması Fırat’ın ve de Dicle’nin kan akışı ne kadar çok hızlandığının belirtisidir.

 

Güneydoğu Anadolu Bölgesinin o kutsal Mezopotamya’sın da aylardan beridir süren sokak savaşlarının yaşanması,  insanların evlerini barklarını bırakıp göç etmelerine sebep olmuştur. Bir yandan Diyarbakır, bir yandan Mardin, bir yandan diğer bütün şehirlerin sokakları birer Gazze, birer Kobani, birer Suriye, birer Irak sokaklarına dönüşmüş adeta.

 

Ülkemizde olanların özellikle kutsal topraklardan meydana gelen Mezopotamya’nın o muhteşem şehirlerinden olan Mardin’de, Diyarbakır’da, Şırnak’ta ve de diğer illerimizde yaşanılanlar insanlık adına, Müslümanlık adına ve de kardeşlik adına adeta çok ama çok kaygı verici bir durumdur. Yaşanmakta olan çatışmaların bütün ülkeyi kaosa sürükleyecek bir duruma gelebileceğini düşünerek hepimizin hendeklere, çatışmalara, insanların ölümlerine karşı çıkmalı ve de hepimizin aynı safta durması gerektiğini bilmemiz gerekir.

 

Ey İnsanlık!

 

Güneydoğu da yaşanan olaylardan dolayı çatışmaların yaşandığı şehirlerimiz adeta birer hayalet şehre dönüşmüş olup her geçen gün can kayıplarının olduğu gelen haberler arasındadır. Masum insanların, çocukların ve de kadınların öldüğü, öldürüldüğü ifade edilmektedir. Bu duruma sevilmemek gerekir. Bu durumlara beter olsun ya da oh olsun denilmemesi gerekir. Öyle ki bu duruma sevinen vicdansızlar çoktur ki onları da vicdan ve de insafa davet etmemiz gerekir. İslam dinimizde masum insanların ölümlerine asla izin vermez. Bediüzzaman Said’i Nursi (Kürdi) Hazretleri şöyle der; “Eğer ki bir geminin içerisinde bulunursanız ve o geminin içerisinde seninle beraber olan dokuz masumla bir cani olsa, hatta ve hatta tek bir masum ve dokuz tane cani olsa dahi, yine de o gemi hiçbir kanun’u adaletle batırılamaz.” der. Şundan da bunu çıkarmamız lazımdır ki sanırım şuan da Güneydoğu Anadolu Bölgesinde aynısı olmaktadır. Birilerinin ölümleri üzerinden masumların ölümlerine fetva çıkarılamaz. Unutmayın ki bir tek ama tek bir masum olan insanın bile haksız yere öldürdüğünüz zaman bütün insanlığı öldürmüş gibi olursunuz. O yüzden insanları öldürmemek, insanları göçe zorlamamak gerekir.

 

Yaşanmakta olan olayların tek bir gayesi vardır ki o da şudur; Ülkenin ve de Güneydoğu Anadolu bölgesinin kan akışını daha da hızlandırmak. Kardeşin kardeşi vurdurtma durumudur. Fırat ve Dicle de akan kanlar hepimizin kanı olduğunu bilmemiz gerekir. Bugün Fırat ve Dicle de kan akıtanlar yarın Ankara da, İstanbul da, Mersin de, İzmir de ve de başka yerler de aynı şekilde yine ve yeniden kan akıtırlar.

 

Ey vicdansızlar!

 

Şunu asla unutmayın!

 

Fırat ve Dicle de akan kanın her damlası sizlerin boynuna dolanmıştır bilesiniz. Çünkü akan kanın her damlası, çocukların çığlıkları, annelerin haykırışları, ailelerin göçe zorlanması hepinizin suçudur. Bilesiniz!

 

Unutmayın!

 

Bu ülkenin özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinin muazzam ve ihtişamlı olan Mezopotamya’nın o kutsal topraklarının her köşesinde bulunan gulyabaniler var oldukça bu topraklarda rahatlık olmaz. Her daim yangın yerine dönmesi muhtemeldir.

 

Ey insanlık şunu da asla unutmayın!

 

Gerçekten de akli selim durumlardan uzak olan politikacılar kendi kişisel ihtiraslarıyla buluştuğu müddetçe daha çok canların yanması ve de daha çok kanların akması normal bir durummuş gibi algılanmaya devam ederler. Bunlar ister hendekleri kazanlar olsun, ister siyasetçiler, ister kalemşöler, isterse de medya patronları olsun hiç fark etmiyor.

 

Ey bu yangını körüklemeye devam edenler!

 

Ey bu ateşe bensiz dökmeye devam edenler!

 

Unutmayınız ki;

 

Yangını başlatanlar gün gelir ki yangını söndürmekte aciz kalacaklarını bilmelidirler.

 

İşlerin daha da çığrığından çıkmadan ülkemizin ve de bölgenin önde gelenleri, sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin ve  milletvekillerinin bu yangını söndürmeye çalışmaları gerekir. Acilen reçeteler yazılmalıdır ki; yanan ateş daha da büyümesin, insanlar evlerini barklarını terk etmesin, göçler olmasın. Fırat’ın ve Dicle’nin haykırışları, bağrışmaları, çığlıkları ve de kan akışı olmasın!

 

Dicle çığlığının yerine sevinç naralarının atıldığı ve de Fırat’ın kan akışının kesildiği günler diliyorum.

 

Kutsal Mezopotamya topraklarına barış, huzur ve de sevinçlerin gelmesi dileğiyle…

 

Barış dolu sevgiler…

 

 

“ Mehmet KIZILKAYA “

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
477 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+5 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bugünün işini, yarına bırakma!

    23 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bugünün işini, yarına bırakma! Buhara’da yetişen Evliyadan Seyyid Emir Burhan hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün bir gence; - Ey kıymetli oğlum! Bugün, her istediğini kolayca yapabilecek bir haldesin. Gençliğin, sıhhatin, gücün, kuvvetin, malın ve rahatlığın bir arada bulunduğu bir zamandasın, buyurdu. Sonsuz saadete kavuşturacak sebeplere yapışmayı, yarar işleri yapmayı yarına bırakma, hemen yap. Delikanlı sordu. - Ne yapmamı tavsiye edersiniz efendim? - İnsan ömrünün en iyi zamanı olan bu gençlik gün...
  • DURDURAMADINIZ BÜYÜK TÜRKİYE YÜRÜYÜŞÜNÜ!

    22 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    BÜTÜN DÜMENLRİNİZİ BİLİYORUZ. Bu ülke 35 yıldır sadece terörle mücadele etmiyor, bu ülke 35 yıldır terörün bataklığında üreyen işte bu kirli zihniyetle de mücadele ediyor. Terörü bir geçim kapısı haline getirmiş, yoksul çocukların ölümünü kendisine bir rant haline getirmiş kan baronlarıyla da bu ülke mücadele ediyor. İnanın, bunlar için en iyi Kürt ölü Kürt’tür, bunlar için en iyi Alevi ölü Alevidir. Vatanına ihanet eden, ama mütedeyyin maskesi takan örgütlerin dizinin dibine çökerler, ama gerçek mütedeyyinden korkar, onu yok etmek için her şe...
  • Ahlak ilmi çok mühimdir

    22 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ahlak ilmi çok mühimdir Edirne’de medfun bulunan büyük Velilerden Şücaeddin-i Karamani hazretleri ”rahmetullahi aleyh“, bir gün sohbetinde; - Ahlak ilmi, kalb ve ruh temizliği bilgisi demektir, buyurdu. Tıp ilminin, beden sağlığı bilgisi olmasına benzer. Çünkü fena huylar, kalbin ve ruhun hastalıkları, zararlı işler de bu hastalıkların alametleridir. Şöyle devam etti: - Ahlak ilmi, çok şerefli, pek kıymetli, en lüzumlu bir ilimdir. - Neden efendim? dediler. - Çünkü, kalbin ve ruhun kötülükleri bu ilimle tem...
  • Kötü arkadaşlardan ayrıl!

    17 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kötü arkadaşlardan ayrıl! Şırnak civarında yetişen Velilerden Şeyh İbrahim Hakkı hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün fena arkadaşlara aldanan sevdiği bir genci görüp, şefkatli bir sesle; - Görüyorum ki, “Allah adamları” ile görüşmekten sıkılıyor, zenginlerle, dünyaya düşkün olanlarla bulunmak istiyorsun, buyurdu. Delikanlı mahcup bir eda ile önüne bakıyordu. Devam etti: - Aman oğlum! O kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, insanı sonsuz felakete götürür. Onların yağlı, tatlı yemekleri, zehir gibi gönlü öldür...
UA-36507442-2