logo

reklam

Devletlerin sırrı olmaz mı?


facebooktwitter
Yurdagül BEYOĞLU ATUN
yurdagulbeyoglu@hotmail.com

“Tarih tekerrürden ibarettir” lafı mecaz değil. Bundan beş yıl önce yazdığım “Savaş değil, savaşçılık oyunu mu var” başlıklı yazıda yazdıklarım bugün biraz takla attırılıp kullanılabilir sanki…  Ne demişim; “Türk Arap Medya Forumunda birçok haberin farklı aktarıldığını, bize anlatılanla yaşananın farklı olduğunu anlatıyor konuşmacılar.  BBC’nin, CNN’nin haberleri Arap Ülkelerinden Batıya, Batıdan Arap ülkelerine istedikleri şekilde anlattıklarını söylüyorlar.   Geçtiğimiz yıl, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ile Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından düzenlenen Türk Dili Konuşan Ülkeler Medya  Forumunda da buna benzer çok şey duymuştum.  Konuşmacılardan Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu’nun söyledikleri insanın kafasını karıştırıyordu.  1. Körfez Savaşı’nda muhabir olarak Irak’ta bulunan Berberoğlu, ‘Saddam kendi halkına güvenmiyordu, Amerikan kayıtlarına güveniyordu’ sözleriyle Körfez Savaşının tamamen kurmaca olabileceği şüphesini sokuyor aklımıza…  Berberoğlu, o dönemde haberi telefonla yazdıklarını ancak başlarında, kendilerini denetleyen bir kişinin bulunduğunu söylüyor.  Eğer muhabir yanlış bir şey söylerse, anında telefonun düğmesine basıp, muhabiri sınır dışı eden bir kişinin!  ‘Yazacağın hikaye içinde kalmış!’ diyor Berberoğlu.  Saddam’ın gazetecilere (haber konusunda), kendi gerçeğinden çok öte etki bırakacak bir yol izlediğini söylüyor.   Ve en çarpıcı söylemi; Birçok savaşta kan dolu sahnelere şahit olduğunu ancak Irak Savaşında  bir damla kan, tek bir ceset görmeden binlerce hikaye yazıldığını anlatıyor Berberoğlu.  Bu örnekler bize vesvese kapılarını aralıyor. Global ekonominin önemli aktörleri, enerji yollarının denetimine sahip olma adına, güçlü iletişim imkanlarını kullanarak, onların işine yarayacak kadarını öğrenmemize fırsat veriyor.  Bu noktada elimizdeki verileri ortaya koyup düşündüğümüzde, bir ilüzyonla karşı karşıya olduğumuzu fark ediyoruz.  İşgallere, barış adı altında meşruiyet yaftalayan devletler bunu göze soka soka

yapmadıklarından, bizi kullanıyorlar. Bizler de bize verdiği yarı buçuk bilgiyle Ortadoğu uzmanı olarak vaazlara başlıyoruz. Sorarım şu Arap Baharı döneminde kaç kişi gitti de yerinde inceledi olayları? Kaç kişi halkla konuştu? Kaç  kişi elindeki faraziyeleri somuta dönüştürdü? Sözün özü ben, Ortadoğu’da –hayli yüksek bütçeli- bir tiyatro oyunu sahnelendiğini düşünüyorum.  Olağanüstü yönetmeni, usta oyuncuları, kulisi, kostümü olan ve reklamı iyi yapılmış… Ne dersiniz?”

***

Yukarıdaki yazıyı “Türkiye’de basın ve düşünce özgürlüğü yok” diyenlere bazı hatırlatmalar yapmak için koydum. Eğitimini aldığımız bu konuda binlerce örnek vermemiz olası ancak bilimsel makale yazmaya gerek yok.

Can Dündar olayına gelince; Hakikaten çok başarılı bulduğum bir gazetecidir Can Dündar. Belgeselleri, yazıları, kitapları hayranlık uyandırmıştır. Başarısını sağcı da, solcu da tartışamaz. İçinde bulunduğu durumu yorumlamak da bana düşmez.

Ne var ki; Can Dündar’ın tutuklanmasıyla başlayan süreci, -hiç şahit olmamışlarcasına- ağzı açık izleyenlere olan şaşkınlığım giderek artıyor.

Sözüm, Can Dündar üzerinden TC Hükümetine çalım atma fırsatı bulanlara.

Hadi halk bilmez de, basın mensupları da mı bilmez basın özgürlüğünün nerede başlayıp nerede bittiğini?

Devletin sırlarını ifşa etmenin, hakaret etmenin basın özgürlüğüyle ne alakası var Allahaşkına?

Bir insan bir insanın büyüklüğünü tarif etmek için “devlet gibi kadın/adam” der, devletin altını delmenin, bindiğiniz kayığı delmekle aynı olduğunu neden görmüyorsunuz?

Devletlerin sırrı olmaz mı? Bir çekişmeden mütevellit ele geçirme fırsatı bulduğunuz bu sırları ifşa etmek ne zamandan beri habercilik oldu?

Bırakın hepsini bir yana, hükümete çalım atmak için yanlışa doğru, doğruya yanlış demek basın özgürlüğünü savunmak mıdır?

Vazgeçin bunlardan. Tarihe bakın, devletlerin nasıl ayakta kaldığına bakın, büyük devletlerin basın özgürlüğü konusundaki karnelerini inceleyin, Unesco’nun Mc Bride raporunu okuyun, o rapora Amerika, İngiltere, Fransa gibi ülkelerin niye karşı çıktığını araştırın, tartınıza ayar çekin, ondan sonra infaz edin hükümeti. Hem Dündar adına da üzülmeyin. Eminim bundan sonraki seçimde aday olacak. Partisi mi? Onu da siz bulun!

Share
289 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Anastasiadis: “Kıbrıslı Hellenizm”

    27 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Anastasiadis, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile 23 Mart günü yaptığı görüşmeden sonra bir açıklama yaptı. Bu açıklamanın satır aralarında kullandığı kelimeler ibretlik. Bizim içimizde kendilerini “Türkçe konuşan Kıbrıslı” diye tanıtanlara hayal içinde olduklarının dersini veriyor Anastasiadis.  Görüşmeden sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Anastasiadis, Guterres ile Eide arasında farklı bir yaklaşım saptayıp saptamadığı sorusu üzerine yaptığı açıklama içinde yer alan bir paragraf aynı aşağıdaki gibi, kelimesi kelimesine: “Farklı ...
  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
UA-36507442-2