logo

reklam

DEVLETİN HAZİNESİ OLAN “ADALET’İN” TABELASI DÜŞTÜ MÜ


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Zemininin ve temelinin adaletten hukuktan yana olan bütün devletlerin yaşam süreleri, ayakta kalmaları, uzun yaşamaları, sağlıklı olmaları, mutlu olmaları ve huzurlu olmaları gözlerden kaçmamaktadır.

Adaletten ve hukuktan yana olan bütün devlet ve devletlerde bu sistemlerle beraber bire bir yaşayan bireylerin ifade özgürlüklerini, kendi düşüncelerini, eleştirme haklarını sonuna kadar korkusuzca bütün ortamlarda dile getirmektedirler.

Bir devletin veya devletlerin temelleri hak hukuka ve adalete bağlı değil ise; o devlet(ler)in sistemlerinde giderilmeyecek kronikleşmiş ciddi boyutlara ulaşmış sakatlıkların olduğunu rahatlıkla ifade edilebilir.

Hakkın, hukukun ve adaletin olmadığı devletlerde, hukuktan adaletten değil de gücün sonsuzluğundan söz edilmektedir.

Bir devlette hakkın hukukun adaletin sözü değil de gücün sözü geçiyor ise; bilinsin ki bu sistemlerde bireylerin nitelikli ciddi bir değerlerinin olmadığı gibi ifade özgürlükleri, sözleri ve de düşünceleri tamamen kısıtlanmış olduğu da bilinmelidir. Düşüncelerin, ifade özgürlüklerin bu tür devlet(ler)de her zaman sakıncalı ve suçlu oldukları büyük bir gerçektir.

Dünyada yeryüzünde hiçbir devlet, hiçbir sistem devletlerinin hukukunu, adaletlerini yok sayılarak kendilerini sonsuz bir koruma ve de kollama altına alamaz. Hak hukuk ve adalet dışı korumaya muhtaç bir duruma düşmüş olan hiçbir devlet(ler)in ve de sistemlerin aslında korunmaya değer hiçbir yanı kalmamıştır.

Devlet(ler)in temelleri gerçek adaletten hak hukuktan uzaklaştıkça, uzak kaldıkça o devlet(ler)in bütün kurumları kurallarıyla birlikte büyük çatlamaların meydana gelmesiyle, en ufak bir rüzgar da tuzlanıp buzlanması kaçınılmazdır.

Hiçbir yüce duygunun, hiçbir ulvi gerçeğin, hiçbir zaman değişmez ve değiştirilmez olan inanç ve algıların adalete ve de hukuka aykırı eylemleri meşrulaştıramaz. Hukuka aykırı olan söylemlerin ve eylemlerin somut birey haklarının çiğnenmesiyle, soyut görünmez devlet(ler)in ayakta kalmalarını meşrulaştıracak her türlü bahaneler bulmanın, adalete hukuka aykırı açık bir kapının kalıcı olmasına yol açacaktır.

Adalet mülkün temelidir sözüyle birlikte hakkı hukuku ve adaleti sağlayan birincil konumda bulunmakta olan yargı üyelerinin, masalarına gelen gelecek olan dosya ve olaylarda; yürürlükte olan mevzuat ve de evrensel olan temellerin hukuk kuralları maddelerinin kabul edilebilirliği olan, gördükleri hukuka uygun delillerle önlerindeki dosyaları en hızlı, en adil ve de en yansız olacak şekilde iyi bir çalışmayla birlikte sonlandırmaları gerekir.

Yargı mensuplarından hiçbiri masalarına gelen dosyalarda çıkacak sonuçların dış dünyadaki olumlu yahut olumsuz yansımalarını dikkate alarak adaletin ve de hukukun gün ışığına çıkmalarına engel olmamalıdırlar. Yargı mensuplarının gayeleri ve öncelikleri kesinlikle somut bir adalet ve hukuk olmak zorundadır. Yargı mensupları kendilerini sistemin ve de devletin bekçisi ya da koruyucusu gibi görmemelidir. Yargı mensuplarında memurlaşma olmamalıdır.

Şunun asla unutulmaması gerekir ki; hukuk ve adalet yok sayılmakla birlikte kollama ve koruma altına alınan devletin ilk ezip, yok sayan, eksiltilerek silikleştirileceği organda yargı erki olacaktır.

Yargı ve yargı mensupları güçlerini soyut devletten değil; var olan güçlerini, haklarını ve de yetkilerini somut olan milletten almaktadırlar.

Yansız gerçek yargı toplumsal sözleşmelerinin değişmez hakemidir.

Bazı kıtalar üzerinde esen özgürlük rüzgarlarının adaletin ve hukukun yok sayıldığı devletlerde ki yüksek korunaklı olan şatoların, sarayların, kulelerin yerinden sarsılmalarında şaşılacak bir şey yoktur. Hepimizin de bildiği gibi doğanın en büyük kuralı er geç işlemesidir. Hukuksuzlukların, adaletsizliklerin hiçbiri ebedi ve de ezeli değildir. Ne olursa olsun er geç doğal dengenin kendisine uygun bir mecra bulmasıyla kendi doğallığında yol almaya devam etmesidir.

Zorbalıklar kalıcı olabilir lakin adaletsizlikler hukuksuzluklar asla ama asla hiçbir zaman uzun ömürlü olamaz.

Hukuksuzluklar ve adaletsizlikler hiçbir zaman kader olmamıştır.

Bizlerin halkın varmak istediği en önemli duraklardan iki tanesi adalet ve hukuk durağı. Kendi ülkemizde unutulmuş, tozlu raflara kaldırılmış olan iki tozlu durak adalet ve hukuk.  Bu iki durağın tabelası çoktandır düşmüş olup, geçmekte olan bütün araçların yollarını da birileri tarafından değiştirilmiş. Kazalara sebep olmamaları için bütün sürücülere erken uyarı ve ikazı yapmak istedim. Öyle ki bu yollardan bu duraklardan her sürücünün, her yolcunun geçmesi gerekir.

Hukuk dışı yollar ve taktiklerle adaleti, hakkı ve hukuku yok edecek her türlü eylemlerin, girişimlerin ve de söylemlerin zarar verdikleri en büyük kurum yargıdır. Hukuka ve adalete dayalı sistemli bir devletin yaşaması tabi olandır. Hakkın hukukun ve adaletin yok sayılmasıyla birlikte devletlerin yaşaması ayakta kalması sonsuza kadar mümkün olmadığı gibi, hukuka ve adalete dayanmayan bir ülke sistemini korumaya değer bir yanı da olamaz.

Hak hukuk ve adalet yok olsun fakat ben her zaman ayakta kalayım diyen bir ülkenin ne kadar ceberut ve zorba bir varlık olduğunu, insanların kanlarıyla, düşünceleriyle, alın terleriyle beslenen ucube birer yaratık olduğunu hepimiz görüyor ve yaşıyoruz.

Bizlerin siyasi, politik, ekonomik, dini, felsefi ve de sosyal düşüncelerimizin farklı olması, bir kesime bir topluluğa bir dile bir dine ya da bir kesime olan öfkemiz bizleri gerçek adalet ve hukuktan hiçbir zaman asla ama asla uzaklaştırmamalıdır.

Gerçek olan hukuk ve adaletten uzaklaşmamız; bizleri, bütün halkları, bütün toplumları despotizmin ve de faşizmin karanlık mengenesi içine atmak demektir.

Eğer bir devlette gerçek hak hukuk ve adalet var ise, o devlet var olmaya devam edecektir. Eğer ki bir devlette hak hukuk ve adalet yok ise, o devletin hükmü de varlığı da koca bir hiç demektir.

“Adalet Mülkün Temelidir.”    (Hz.Ömer)

Vesselam…

“Mehmet KIZILKAYA”    

 

Share
455 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
  • CHP’Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ?

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    VATAN,MİLLET,BAYRAK SEVDALISI CHP'Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ? Milletin verdiği mesajı almamakta, anlamamakta direnen kimileri de girdikleri çıkmaz sokaktan bir türlü çıkamıyorlar. Ana muhalefet demeye bin şahit isteyen CHP'nin durumu bir taraftan trajik, bir taraftan komik. Parti mi, Bremen mızıkacıları mı belli değil. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor Yalan üretmekte mahir olanlar ülke meselelilerin sahiplenmek yerine ‘HAYIR’ çetesine katılmayı matah bilip teröre-emperyalizme göz kırpmaktan vaaz geçmiyorlar. 'Ha...
  • ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR

    22 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kral ve dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ve en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için onu çok kıskanır ve üzerine titrermiş. Kral ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onu yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe ...
  • Yapılan Köprüler “Deli Dumrul” Köprüsü mü? (!)

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Hani bir hikâye vardır; zamanın birinde Deli Dumrul isminde biri, bir akarsuyun üzerine köprü yaptırır ve bu köprüden geçenden 5 akçe, geçmeyenden de döve döve zorla 10 akçe alırmış. Şimdi de birileri; “yapılan köprüler gereksiz, zarar ediyor, geçmediğimiz köprünün parasını ödüyoruz, bunlar Deli Dumrul köprüsü” gibi ifadeler kullanmakta… Daha önce Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri için yapılan bu trajı-komik eleştiriler, şimdi de geçtiğimiz günlerde temeli atılan “Çanakkale 1915 Köprüsü” için dile getirilmekte... Yap İşlet Devret...
UA-36507442-2