logo

reklam

DEVLET BAHÇELİ NE YAPMAK İSTİYOR?


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

MHP…12 Eylül 1980 öncesi 5 bin 300 gencini şehit vermiş, binlerce genci zindanlarda çürümüş ve binlerce genci sakat bırakılmış Ülkücü hareketin “siyasi aksiyonu”.Peki şimdi ‘aksiyon’luk devam ediyor mu? Elbette ki hayır.

 

Devlet Bahçeli’nin başına geçmesinden sonra MHP günden güne davasından ve ülküsünden de uzaklaşmaktadır.

 

Ve bu MHP; iki kez girdiği TBMM’de davranışlarını kontrol edemediği gibi şaşırtıcı ve hatta kendi ülküsüne ters düşen kararlara imza attı.

 

AK Partili Abdullah Gül’ün, Cumhurbaşkanlığına karşıydı..

 

Ve mecliste 2. Bahçeli dönemini yaşayan MHP, aday gösterip Gül’ün zihniyetine karşı olduğu izlenimini kamuoyuna sergilememişti..

 

Peki; DSP-MHP ve ANAP koalisyonu sırasında Cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP ve özellikle Devlet Bahçeli hangi yolu izlemişti.

 

Sayın Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığına aday gösterildiği anlarda neler olmuştu neler.

 

MHP’de Alpaslan Türkeş’ten sonra gelen ve davada üstün hizmeti inkar edilemeyecek olan fikir adamı Sadi Somuncuoğlu, mecliste ikinci parti durumunda olan MHP’nin cumhurbaşkanı adayı göstermesi gerektiği kavgasını vermiş ve kendisi aday olmuştu.

 

Bahçeli ve yardakçıları ne yapmıştı? Başbuğlarının en yakın arkadaşını ve ağabeylerini aday olduğu için yumruklamışlardı.

 

Çünkü ‘ Ben sosyal demokratım’ yani ‘solcu’ olduğunu çekinmeden beyan eden Ahmet Necdet Sezer’in karşısına aday çıkmıştı.

 

Zihniyete bakınız.

 

Şimdi aynı MHP ve aynı Devlet Bahçeli, 550 milletvekili bulunan mecliste 80 milletvekili olmasına rağmen % 52 halkoyuyla Cumhurbaşkanlığı makamına gelmiş R.Tayyip Erdoğan’a güya milli duruş sergiliyor.

 

Şimdi Sayın Bahçeli’ye sormak lazım. Koalisyon hükümetiniz sırasında daha güçlü sayıya ve hatıra sahiptiniz, niye o zamanlar milli duruşunuzu sergilemeyip kırıldınız? Bununla da kalmayıp davanın çilesini sizden daha çok çekmiş ve hizmet vermiş Somuncuoğlu’nu milli duruş sergiledi diye yumrukladınız.

 

Çok komik! Muhalefet partilerinin olumlu anlamda dayattığı şartların tümünün tersini yazarak Ak Partini Koalisyon Şartları” diye sunmak düpe düz geri ahmaklıktır. Ak Partinin hiç bir koalisyon şartı yoktur. Cumhurbaşkanının meşruiyetinin tartışılamaz olduğu söylemek de şart değil, durum tespitidir. Öyle değil mi zaten; nesini tartışıyorsun % 52,5 oy alarak gelen bir Cumhurbaşkanının?

 

Bunu tartışabilmek için % 52,5 oy çıtasını aşabilecek bir teveccüh kazanmış olmanız gerekiyor. Var mı bu oy üzerinde oy alabilen? Cumhurbaşkanı zaten darbe Anayasası ile düzenlenen Cumhurbaşkanının yetkilerinin fazla olduğunu kendi söylüyor. Bu yetkilerin bir kısmını Başkanlık sistemine geçerek TBMM’ye devredilmesi gerektiğini savunuyor. Siz kalkmış bu talebi hem görmezden geliyor, hem de Cumhurbaşkanının yetkilerinin çokluğundan bahsediyorsunuz. O da bir yana düşürülmesinden bahsediyorsunuz. Cumhurbaşkanına o görevi Milletin % 52,5 gibi geniş bir kesimi verdi. Yani yetki verenler arasında muhalefet partilerine oy verenler de var.

 

Bu tabloyu bile göremiyorsanız bırakın siyaseti, gidin seyyar satıcılık yapın!

 

Bahçeli ve arkadaşlarının bu tutumu hem tabanda hem de milliyetçi-muhafazakar kesimde eksi not almıştır.

 

MHP’nin tutumun CHP’den tek farkı; birisi dışarıda kalmış, birisi içeri girmiştir.

 

MHP ve Bahçeli’nin mili ve manevi duygular karşısındaki anlamsız tutumları Ozan Arif’in, Bahçeli’ye karşı söylediği “ Sevdamı geri ver” türküsünün ne kadar doğru tespit olduğunu göstermektedir.

 

Sözü uzun etmeden sorarsak “sahi bu Devlet Bahçeli” ya da MHP ne yapmak istiyor bilen anlayan var mı? Anlayan var mı bu nasıl talip olmaktır devlet yönetmeye? Vallahi ben bu davranış biçiminden, söylenen bu sözlerden, kendilerine göre uydurulan bu bahanelerden hiçbir şey anlamış değilim. Anlayan, Bahçeli’nin ne demek istediğini kavrayan birisi varsa söylesin.

 

Bizim bu anlayış darlığımızı hoş görsün MHP yetkilisi “bir açıklama yaparak” lütfen aydınlatsın bizi ikna etsin de, onlara göre yanlış düşüncelerimiz varsa, bu düşüncelerimizi gözden geçirelim ki, kimsenin günahına girmemiş olalım, içimizdeki şüpheleri çıkarıp atalım.

 

Sayın bahçeli madem böyle bir davranış içinde olacaktı, madem hükümet etme adına hiçbir oluşumun içinde olmayacaktı “o zaman” seçim öncesi onca sözü neden verdi halka? Mesela emekli vatandaşları neden umutlandırdı maaşınıza zam yapacağım, her bayramda bir maaş ikramiye vereceğim diye? Ya da neden “asgari ücretle çalışan insanlara” gerçekleşmeyecek o sözleri verdi “asgari ücret” bu para olacak diye?

 

Madem böyle kenara çekilecekti, hiçbir oluşumda yokuz diyecekti “neden” bizimle yürüyün diye milleti kendisiyle yürümeye çağırdı? Şimdi o yürüyüşe katılanların beklentisi ne olacak, bu ahaliyi kandırmak, ahaliye yalan söylemek olmuyor mu bir çeşit, çıkıp söylesin MHP li bir yetkili.

 

Hem ne demek, Ak parti ile CHP hükümeti kursunlar demek? Siz neden kurmuyorsunuz, siz neden hiçbir oluşumun içinde olmayacağız diyorsunuz, bunun anlaşılır bir izahı var mı? Sizin bunları demek hakkınızsa ötekilerin neden hakkı olmasın? Aynı sözü CHP söylerse “senin böyle bir söz söyleme hakkın” yok mu diyeceğiz onlara? Sizin hakkınız olan o duruş onların neden hakkı olmasın?

 

Mesela Ak parti “madem üçünüz bir oldunuz, üçünüz aynı söylemle beni yıktınız, şimdi yine üçünüz hükümeti kurun” derse “biz yokuz” demenin nasıl bir izahı var sizce?

 

Hem ne demek “kendinizin talip olmadığı bir şeyi başkasından istemek” hemen Cuma günü öğleden sonra hükümeti kursunlar demek, bu bir başkasına akıl vermek, başkasını yönetmek olmuyor mu? O zaman “gel sen kur” denirse cevabı ne olacaktır MHP nin..
Saygılarımla 18 Ağustos 2015
Hasan ALPARSLAN Araştırmacı Gazeteci-Yazar.

Share
1577 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TÜRK MİLLETİNİN MİSYONU: MİLLİ DİRENİŞ VE MÜCADELE RUHU…

    30 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Büyük bir medeniyetin tarihin mirasçıları olan bizlerin yabancı reçetelerle sağlık bulması mümkün değildir. Çözüm, huzur, mutluluk ve yüceliş, insanüstü bir inancın şekillendirdiği tüm insanların ve kurumların teşkilatlı donanımlı bir yerli sistemi, modeli kurup yaşatmalarına bağlıdır. Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel başkanımız Erdoğan’ın idealizmi ve ilkesi milli, sosyal, ekonomik problemlere çözüm yollarını göstermeleri ve İslam birliğini sağlama gayretleridir. Ülkesini, dünyayı tanımayan, kendine milli İslami kültürü rehber edinmeyen düşü...
  • Hayatın ve Evrenin Kökeni Konferansı-II

    30 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı’nın hazırladığı Evrenin ve Yaşamın Kökeni adlı bir konferansa katılmış, değerli konuşmacıların bilimin ışığında verdikleri yaratılışın açık delillerini sizlerle paylaşmıştım. 21 Mayıs’ta ise Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı, Milli Değerler Vakfı ve Milli Değerleri Koruma Vakfı’nın birlikte düzenlediği Hayatın ve Evrenin Kökeni konulu Uluslararası Konferans dizisinin ikincisine katılmak nasip oldu. Sayın Adnan Oktar’ın fahri başkanlığını yürüttüğü vakıfların tertiplediği bu ikinci konf...
  • Bir anlık ibadet

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir anlık ibadet Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, bir gün mescid-i şerifte eshabiyle sohbet ediyordu. Az sonra Cebrail aleyhisselam geldi. Bir haber getirmişti Efendimize. Selam verip arzetti: - Ya Resulallah! Ebu Bekir, bu sabah bir ibadet yaptı ki, yetmiş yıllık ibadete bedeldir. Efendimiz bir şey buyurmadılar. Bilal-i Habeşiyi çağırıp; - Ebu Bekir’i çağır, gelsin buyurdular. Hazret-i Bilal; - Baş üstüne ya Resulallah dedi. Ve koşup çaldı kapıyı. Hazret-i Ebu Bekir çıktı kapı...
  • Bunlar Beyt-ül-malındır

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bunlar Beyt-ül-malındır Bir gün hazret-i Ömer, zekat develerinden, Birinin ardı sıra koşuyordu ki, birden. Gördü hazret-i Ali halifenin halini. Hayret içerisinde sordu şu sualini: (Hayrola nedir bu hal ya emir-el müminin! Ne için koşuyorsun ardından bu devenin?) Buyurdu ki: (Ya Ali, beyt-ül-malın bu deve, Havutunu düşürmüş, kaçıyor başka yere. Tutup da, havutunu vurayım ki ben derhal, Zarara uğramasın zamanımda beyt-ül-mal.) Duydu hazret-i Ali bu sözü Halifeden. Derinden bir “Âh!” çekip, ağladı so...
UA-36507442-2