logo

reklam

Derinya Kapısı (2/2)


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

14 Ağustos 1996 günü Derinya Kapısında, Solomos Solomu adlı bir Rum, içinde uyuşturucu olan sigarasını içip kafayı bulduktan sonra tüm ihtarlara rağmen sınırı izinsiz olarak geçmiş ve sınırda direk üzerinde asılı duran Türk bayrağını indirmeye çalışmıştı.  Mevcut statüye ve yasalara aykırı olarak sınırı delmenin bedelini hayatı ile ödeyen Solomu’nun konusunu Kıbrıs Rum Yönetimi bilinçli olarak, içinde Rum ve Yunanlı hakimlerin de yer aldığı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine götürmüş ve Türkiye’yi yaklaşık 370 bin Avro ödemeye mahkum ettirmişlerdi, hem suçlu hem de güçlü oldukları halde…

Maksat o gün sınırı delmek ve karşı tedbir almaya zorlamak ve tedbirin sonucunu hemen AİHM’ye aktarmaktı. Nitekim başarılı oldular da.

Konumuza dönersek; Derinya Kapısı’nın açılması bana mantıksız geliyor. Rumların, 1974’de savaşarak aldığımız toprakları korumak için çizdiğimiz sınırları delmek amacı ile yaptıkları bir girişim olarak görüyorum bu kapı açmak işini. Egemenliklerini adanın tümüne yaymak için sinsi bir girişim içindeler, insani düşünceler yerine.

Madem bu denli insandılar, ne diye bizleri senelerce UTANÇ BARİKATLARI’nda, küfrederek, aşağılayarak, dipçikleyerek tek sıraya dizip saatlerce güneş altında, yüzlerinde nefret dolu bakışlarla üstümüzü başımızı iç çamaşırlarımıza kadar didikleyerek ve bindiğimiz otobüsü aramak bahanesiyle saatlerce eziyet ederek bekletiyorlardı?  O günlerde, güç ellerinde olduğu için kendilerini adanın tek hakimi sayan şeytanlar şimdi melek olup insan haklarının peşine düşmüşler. Madem bu kadar insancıldılar niye bize insan muamelesi yapmadılar o yıllarda? Doğrusu bana hiç inandırıcı gelmiyor bu sahte tavırları. Zaten adada Türk Silahlı Kuvvetleri olmasa, bu sahte melekler çoktan şeytana dönüşmüştü ve canımıza okumuşlardı.

Gerçekte Derinya’da iki tane kapı var. Sivil olarak bizlerin aracımızla veya da yayan olarak önüne kadar gidebildiğimiz ve sınır kapısı sandığımız geçiş yeri ile Mücahitlerimizin gerçek sınırda beklediği, Rum Milli Muhafız Ordusu ile iki yakasını paylaştığı ve gerçek sınırı oluşturan ara bölgeye geçiş kapısı arasında tamı tamına 800 metrelik bir askeri bölge var.

Rumların maksadı, askeri bölgeden geçiş yaparak bölgeyi delmek ve askeri bölge kavramını ortadan kaldırmak.  Zaten Derinya kapısından Rumlar geçse ne olur, geçmese ne olur diyeceğim zira mevcut 7 sınır kapısından bir haftada 60 bin kişi geçiyor ve bunların sadece 11 bini Rum. Ellerinde su şişeleri ve sandviçleri ile KKTC’ye geçen kapı komşularımız, bir tek kuruş harcamadan, beraberlerinde getirdiklerini yiyip içip, çöpünü bize bırakıyorlar, sonra da ellerini kollarını sallayıp geri dönüyorlar, hayrımıza hiçbir iş yapmadan.

Sınır kapılarından bir haftada 30 bin Kıbrıslı Türk geçiyor…

Kıbrıslı Türkler harcama konusunda çok cömert! KKTC’de kazandıkları parayı gidip Rum tarafında harcıyorlar ve Rumların batmış ekonomilerine can suyu katıp geliyorlar. Harcadıkları paralar ile hem bataktaki Kıbrıs Rum yönetimine KDV ödüyorlar, hem de Lefkoşa’daki askeri kamplarının dış duvarında “Sınırlarımız Girne’de biter” diye yazan Rum Milli Muhafız Ordusunun silah alımına yüzde 4.5 oranında katkı da bulunuyorlar.

Geri kalanlar ise günü birlik turistler. Ya yayan geçiyorlar sınırı, 3-5 tur attıktan sonra geri dönüyorlar, ya da Rum plakalı otobüslerle Rum rehber eşliğinde sınırı geçip, ülkemizi dolaştıktan sonra on para harcamadan geri dönüyorlar. Bize faydaları hemen hemen hiç yok. Zannedersek ki, Derinya kapısı açılınca ziyaretçi sayısı artacak, çok yanılırız.

Özetle; AyNapa, Derinya, Paralimni ve diğer yerleşim yerlerinden kuzeye geçmek isteyen Rumlar veya da turistler için Akyar kapısından geçmek ile Derinya Kapısından geçmek arasında çok bir mesafe ve zaman farkı da yok. Sadece sınır güvenliğimizden ödün vermiş oluruz, hepsi o kadar. Zaten Rumların da istediği bu. Sınırları olduğunca delmek…

Ata ATUN e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

3 Haziran 2015

Share
245 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bugünün işini, yarına bırakma!

    23 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bugünün işini, yarına bırakma! Buhara’da yetişen Evliyadan Seyyid Emir Burhan hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün bir gence; - Ey kıymetli oğlum! Bugün, her istediğini kolayca yapabilecek bir haldesin. Gençliğin, sıhhatin, gücün, kuvvetin, malın ve rahatlığın bir arada bulunduğu bir zamandasın, buyurdu. Sonsuz saadete kavuşturacak sebeplere yapışmayı, yarar işleri yapmayı yarına bırakma, hemen yap. Delikanlı sordu. - Ne yapmamı tavsiye edersiniz efendim? - İnsan ömrünün en iyi zamanı olan bu gençlik gün...
  • DURDURAMADINIZ BÜYÜK TÜRKİYE YÜRÜYÜŞÜNÜ!

    22 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    BÜTÜN DÜMENLRİNİZİ BİLİYORUZ. Bu ülke 35 yıldır sadece terörle mücadele etmiyor, bu ülke 35 yıldır terörün bataklığında üreyen işte bu kirli zihniyetle de mücadele ediyor. Terörü bir geçim kapısı haline getirmiş, yoksul çocukların ölümünü kendisine bir rant haline getirmiş kan baronlarıyla da bu ülke mücadele ediyor. İnanın, bunlar için en iyi Kürt ölü Kürt’tür, bunlar için en iyi Alevi ölü Alevidir. Vatanına ihanet eden, ama mütedeyyin maskesi takan örgütlerin dizinin dibine çökerler, ama gerçek mütedeyyinden korkar, onu yok etmek için her şe...
  • Ahlak ilmi çok mühimdir

    22 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ahlak ilmi çok mühimdir Edirne’de medfun bulunan büyük Velilerden Şücaeddin-i Karamani hazretleri ”rahmetullahi aleyh“, bir gün sohbetinde; - Ahlak ilmi, kalb ve ruh temizliği bilgisi demektir, buyurdu. Tıp ilminin, beden sağlığı bilgisi olmasına benzer. Çünkü fena huylar, kalbin ve ruhun hastalıkları, zararlı işler de bu hastalıkların alametleridir. Şöyle devam etti: - Ahlak ilmi, çok şerefli, pek kıymetli, en lüzumlu bir ilimdir. - Neden efendim? dediler. - Çünkü, kalbin ve ruhun kötülükleri bu ilimle tem...
  • Kötü arkadaşlardan ayrıl!

    17 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kötü arkadaşlardan ayrıl! Şırnak civarında yetişen Velilerden Şeyh İbrahim Hakkı hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün fena arkadaşlara aldanan sevdiği bir genci görüp, şefkatli bir sesle; - Görüyorum ki, “Allah adamları” ile görüşmekten sıkılıyor, zenginlerle, dünyaya düşkün olanlarla bulunmak istiyorsun, buyurdu. Delikanlı mahcup bir eda ile önüne bakıyordu. Devam etti: - Aman oğlum! O kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, insanı sonsuz felakete götürür. Onların yağlı, tatlı yemekleri, zehir gibi gönlü öldür...
UA-36507442-2