logo

DALALET, HIYANET-İHANETİN BEDELİ: CAN DÜNDAR’A ‘’PARA MUSLUĞU’’ OLDU…


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

MİT Tırlarını ihaneti manşetine imza atarak, Türkiye’yi uluslararası alanda “Teröre destek veren” ülke olarak tanıtmaya çalışan ve ‘casusluktan’ yargılanan Yıllarca Atatürkçülük maskesi ile Milleti aldatan Haşhâşilerin tetikçisi Gazeteci Can Dündar, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü hedef alan açıklamalar yaptı.
FETÖ-PKK-CHP ve HDP’ye birleşme çağrısında bulundu, ‘Cepheyi bölmeyelim, ortak bir cephe açmak lazım. Topyekûn direnmeliyiz. Kaybedecek vakit yok’ ifadelerini kullandı. Sözde ‘öz yönetim’ adı altındaki ülkeyi bölme girişimi konusunda düşüncesi sorulan Dündar, değerlendirilmesi gereken bir model olduğunu ancak devletin bu tasarıya refleks gösterdiğini savundu.

 

Dündar’ın sözleri, terör örgütü PKK’nın “Hedefimiz Erdoğan’ı devirmek. Bunun için de hep birlikte isyan etmeliyiz” sözünü akıllara getirdi. Can Dündar terör yandaşı kanaldaki konuşmasında, Türkiye’nin Ankara’yı kana bulayan PKK uzantısı PYD’ye ‘Kucak açması gerektiğini’ de söyleyerek bir başka skandala daha imza attı.
Türkiye’nin terör örgütüne her türlü desteği vermesi gerektiğini, güçlenmelerine yardım edilmesinin faydalı olacağını iddia etti. Dündar’ın gazetesi Cumhuriyet, yaptığı haberlerle tartışma konusu olmuş ve “Terör örgütü PKK’nın açıkça propagandasını yapıyor” şeklinde eleştirilerin hedefi olmuştu.
Cumhuriyet Gazetesi’nden her gün terör destekçiliği yapan Dündar, yine devleti katil ilan etti. Terör örgütünün ‘serhildan’ adı altında devlete isyan etme çağrılarına benzer ifadeler kullanan Dündar, “Sur’daki operasyonlara başladığında halk akın akın bölgeye gelmeliydi” diyerek güvenlik güçlerinin engellenmesi gerektiğini belirtti. 1 Kasım sonrası devlete karşı birçok kez direniş imkânı bulduklarını, ama bunu değerlendiremediklerini savundu.

 

Dalalet,hıyanet-ihanetinin bedeli Can Dündar’ın iki yıldır alıcı bulamadığı Ankara’daki lüks villasını nasıl sattığının sırrı çözüldü. Cumhuriyet’in MİT TIR’ları manşetinin karşılığı olarak Dündar’a 1,5 milyon resmi, 3.5 milyon TL kaçak elden verildiği,böylelikle Can Dündar villasını Tümgeneral Hamza Celepoğlu’nun avukatının ortağına 5 milyon liraya satmış oldu.

 

Cumhuriyet’in MİT TIR’ları ile ilgili ihanet manşetinin ardından TIR’ları durduran Tümgeneral Hamza Celepoğlu’nun avukatının ortağına aniden satılmasıyla ilgili soruşturmada MASAK ilginç bulgulara ulaştı. Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili İrfan Fidan’ın talimatıyla çalışma yapan MASAK’ın tespitlerine göre; şüpheli avukatlar Bekir Mustafa Yılmaz, Atilla Tarık Çilekçi ve Sönmez Ahi arasında para trafiği bulunuyor. Avukatların banka hareketleri incelendiğinde ise yüklü miktarlı para giriş çıkışları tespit edildi. Hareketlerde alıcı ya da göndericisi belli olmayan işlemler yer aldı. Şüphelilerin FETÖ ile irtibatlı şahıs ya da şirketlerle de para transferleri belirlendi. Dündar’ın evinin satıldığı günlerde, özel bir bankanın Kavaklıdere Şubesi’ndeki hesaba yüklü tutarda EFT yapıldı. Ancak EFT’nin alıcısı belli değildi.

 

Villadaki satış oyununun Cumhuriyet gazetesinin TIR manşeti ile ilintili olduğu ve satışı FETÖ’nün gerçekleştirdiği iddialarını araştıran başsavcılık ve MASAK, Dündar’ın 2013’te 18 bin lira maaşı varken, İş Bankası’nın Ankara Kavaklıdere Şubesi’nden aldığı 4 milyon liralık krediyi mercek altına aldı. Dündar’a, bu miktardaki kredinin nasıl kullandırıldığı araştırılıyor Dündar’ın, İstanbul Üsküdar’da Dündar’ın para trafiğinin odağında Çengelköy’de satın aldığı bir arazi bulunuyor. Gezi Parkı olaylarından bir hafta önce Can Dündar tarafından satın alınan arazi için Türkiye İş Bankası’ndan 4 milyon liralık finansman kredisi kullanıldığı belirlendi. Yüksek miktardaki bu kredinin banka tarafından Can Dündar’a 36 ay vadeyle ancak ‘sıfır faizle’ verildiği tespit edildi. Aynı bankadan başka bir vatandaş kredi istese, 4 milyona ek olarak 1 milyon 250 bin TL faiz ödemek zorunda kalacak..
Anlaşılan o ki, dalalet,hıyanet-ihanetinin bedeli Can Dündar’a Sıfır faizle açılan para musluğuydu..

Share
939 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehidin Son Mektubu

    27 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu Valideciğim, Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki, armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu, bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmes...
  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
UA-36507442-2