logo

reklam

DAEŞ yolun sonuna geliyor


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

 

DAEŞ, bir terör örgütünün ismi içinde “İslam” kelimesinin olamayacağına inanan kişilerin IŞİD terör örgütüne verdiği isimdir ve Arapça “Devletül Irak ve Şam” okunuşu ile “Irak ve Şam Devleti” manasındadır.
IŞİD’in açılımı “Irak Şam İslam Devleti” veya da Arapça okunuşu ile DAİŞ (ad-Dawlah al-Islamiyah fil-‘Iraq wa ash-Sham”, İngilizce kısaltılmış adı ISIS olup açılımı da “Islamic State of Iraq and al-Sham”dır.

Bu kısaltılmış isimlerin tümü de terör örgütü DAEŞ’i tanımlar.

Irak Savaşı’nın ilk yıllarında kurulan DAEŞ’in geçmişi Yirmi birinci yüzyılın başlarına kadar gidiyor. 2004 yılında El-Kaide’ye bağlılığını ilan eden grup bir süre sonra “Irak El-Kaidesi” adını aldı. Grup genelde Sünnî topluluklar olmak üzere “Mücahidîn Şûra Konseyi”, “el-Kaide”, “Jaysh el-Fatiheen”, “Jund el-Sahaba”, “Katbiyan Ansar el-Tevhid vel Sunnah”, “Jeish el-Taiifa el-Mansoura” gibi farklı isyancı gruplardan oluşmaktadır. Bu terör örgütünün lideri Ebubekir Bağdadi’dir. Bağdadi’nin Mossad ajanı bir Yahudi olduğu ve gerçek adının da Şimon Elitton olduğu iddia edilmektedir.

Terör örgütü DAEŞ’in yayın organlarından bir tanesinin adı “Dabık”tır. 5 bin nüfuslu Dabık kasabası örgüt için sembolik bir öneme sahip olup Suriye’nin kuzey batısında Halep İli’ne bağlı Azez ilçesindedir. Tarihimizde bildiğimiz şekli ile bu kasabanın diğer adı da Mercidabık’tır. Örgüt Dabık’ta “Müslüman olmadığına inandığı güçler” ile yapacağı savaşla “kıyamet”in başlayacağına güçlü bir şekilde inanmaktadır.

Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) TSK’nın da desteğiyle, terör örgütü DAEŞ için sembolik öneme sahip Suriye’nin kuzeyindeki Halep ilinin Soran beldesi ve Dabık köyünü, terör örgütü DEAŞ militanlarından temizledi ve Musul’a doğru ilerlemekte.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında desteklediği ÖSO güçleri, Azez-Cerablus hattında ele geçirdiği yeni bölgelerde terör örgütünün yoğun biçimde kullandığı bomba düzeneklerini etkisiz hale getirerek hem sivil halkın ikametine açıyor, hem de güvenli bir şekilde ilerliyor. Gerçekte en zorlu safha tamamlandı, DAEŞ’in direnci kırıldı.

Suriye İnsan Hakları Gözleme örgütünün raporuna göre Ağustos 2014’te terör örgütünün Suriye’deki savaşçı sayısının 50 bin, Irak’ta ise 30 bin olduğu görülürken, CIA bu rakamları Eylül 2014’te terör örgütünün Suriye ve Irak’ta toplam 20 bin ile 31 bin 500 arasında açıklamıştı.

Son elde edilen rakamlar, DAEŞ’in askeri gücünün neredeyse yarısının yok edildiğini göstermekte. DAEŞ, başta Türkiye olmak üzere, Suriye ordusu, Hizbullah, Şii militanlar, Kürtler, Arap koalisyonu ve Özgür Suriye Ordusu ile çatışmadan dolayı çok yorgun düşmüş durumda ve buna ilaveten de çok sayıda kaybı ve binlerce de yaralı askeri bulunmakta. Son 18 ay içinde DAEŞ, elindeki toprakların dörtte birini ve savaşçılarının da üçte birini kaybederek, geçen sene başında ortalama 25 bin olarak tespit edilen askeri gücü, 15 bine düşmüş durumda.

Türkiye’nin geçen ay içinde Suriye topraklarında DAEŞ’e karşı başlattığı harekat ve önemli şehirler olan Fallujah, Ramadi, Minbaj ve Palmira’daki zaferleri, DAEŞ’in yenilmez ordu imajını yıkmış ve dünyanın çeşitli ülkelerinden gelmekte olan gönüllü savaşçıların sayısının da ip gibi kesilmesine yol açmış durumda. DAEŞ’in asker kaybına ilaveten gelirlerinde de çok keskin düşüşler yaşanmaya başlaması ve 2015 yılında ham petrolden elde ettiği 600-700 milyon dolarlık gelirin bu yıl yaklaşık 300 milyon dolara düşmesi, DAEŞ’i daha da zayıf duruma düşürmüş durumda. Gelirlerin azalması nedeni ile yapılan kesintilerden sonra geçen yıl 300 dolar olan maaşlar rütbeye göre 150 dolardan başlayıp 50 dolara kadar inmiş ve birçok yüksek rütbeli subayın ayrılmasına neden olmuş. Yönetimi altındaki topraklarda vergileri arttıran IŞİD, savaş tekniğini saldırıdan savunmaya dönüştürmüş durumda.

DAEŞ yükseliş dönemini tamamlayıp, iniş moduna geçti. İki yıldan fazladır DAEŞ hakimiyetinde olan Musul’un, bölgedeki aşiret reislerinin de yardımı ve katkılarıyla geri alınması, önce -DAEŞ’in son çırpınışları olarak- mezaliminin artmasına neden olacak, sonra da yok oluş sürecine girmesine yol açacak…

Ata ATUN

21 Ekim 2016

Etiketler:
Share
561 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Din & Ahlâk ilişkisine dair…

    23 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Din ve ahlâk ilişkisi tarih boyunca tartışıla gelmiştir. Kimileri Din ile ahlâkı bir tutmuş ve asla farklı düşünülemeyeceğini savunmuş, kimileri de birbirleriyle hiçbir ilişkisi olmayan kavramlar/disiplinler olduğunu ifade etmişlerdir. Nitekim geçenlerde bir sohbet esnasında “Ahlâk dinden, din ahlâktan ayrı düşünülemez. Din-ahlâk ayrımı yapmak kesinlikle yanlıştır.” İfadesi kullanıldı.   Oysa ki; Din ve ahlâk kavramları, birbiriyle oldukça ilişkili, adeta birbirinin mütemmimi (tamamlayıcısı) olan iki kavram olmakla beraber, ...
  • HER ŞEYE RAĞMEN BAYRAM MUTLULUKTUR

    23 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

      HER ŞEYE RAĞMEN BAYRAM MUTLULUKTUR Ülkemizde yaşanan, tüm olumsuzluklara rağmen; manevi havayı , bolca teneffüs ettiğimiz, Ramazan ayından sonra; Bayramı yaşamak, bir mutluluktur. Allah'ın müslümanlara bir hediyesidir. İnsanoğlu, Kıştan sonra, bahar sevincini nasıl yaşıyorsa; Bayram sevincini de; öyle yaşamalıdır. Özellikle, böyle zor günlerden geçtiğimiz şu zamanda; Bayramımızı coşku ile, kutlamak; bizim dışımızdaki tüm düşman ve hainlere verilecek, en güzel cevaptır. Haydi, bayramımızı kutlamaya... Haydi ,çocuklarımızı bu manev...
  • KULUN ALLAH SEVGİSİ

    23 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Allah kulunu severse Behrullah Efendi "rahmetullahi aleyh", Anadolu Velilerindendir. Kabr-i şerifi Tokat’ın Erbaa ilçesine bağlı Eksel köyünde bulunuyor. Bir gün sordular bu zata: - Allah’ın bir kimseyi sevdiğinin alameti nedir efendim? Büyük zat cevaben; - Allahü teâlâ bir kulunu severse, ona iki şey nasip eder, buyurdu. - Onlar nedir hocam? - Birincisi, ona sevdiği bir kulunu, tanıtır. İkincisi, ona hayırlı bir iş nasip eder. Ve izah etti: - Yani o kimse “Allah adamları”ndan birini tan...
  • Bin kişiye üç kişi

    22 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bin kişiye üç kişi İmam-ı Rabbani hazretlerinin “kuddise sirruh” talebesinden üç kişi, bir iş için sahraya çıkmışlardı bir gün. Oralarda bir puthane gördüler. Şunu yıkalım mı diye istişare ettiler aralarında. Ve yıkmaya karar verdiler. Zira o puthanede tapınan Hindular, zaman zaman toplanıp, garip Müslümanlara eziyet ediyorlardı. Kimsecikler de yokta ortalıkta. Ve başladılar yıkmaya. Çıkan gürültüyü işiten Hindular öğrendiler bu durumu. Ve birbirlerine haber vererek koştular oraya. Yaklaşık bin kişi...
UA-36507442-2