logo

reklam

Çocuklar! Kansızların Hedef Tahtası


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Çocuklar, çocuklar, çocuklar!

 

Gözlerimizden sakındıklarımız, canımız pahasına her daim her tehlikeye karşı koruduğumuz kardeşlerimiz, çocuklarımız…

 

Çocuklar! Deli, sapık, pis, dinsiz, haydut, kalleş ve kansızların hedef tahtalarının en başında gelen en güzel varlıklarımızdır.

 

Kendi ailesi içerisinde babasından, abisinden, dayısından ve de başka bir akrabası tarafından taciz ve tecavüze uğrayan küçücük bedenleri olan çocuklar!

 

Kendi gittikleri okullarda, bir şeyler öğrenmek ve ilerlemek için ailesinin yazdırdığı kurslarda hocaları, öğretmenleri tarafından cinsel istismara, tacize, tecavüze uğrayan yorgun bitkin ve de küçücük bedenleri olan çocuklar!

 

Yaşadıkları onca berbat ve pis durumları, başlarından geçen ve de başlarına gelen o kadar pis, şerefsizce olan olayları kimselere anlatamayan yorgun bedenleri yenik düşmüş olan çocuklar!

 

Doğu da, Batı da, Karadeniz de, Ege de yani bütün bölgelerimizde küçücük yaşlarda evlendirilen ve gerdek gecelerinde yaşadıkları psikolojik durumdan ve de yaşatılan zorlu süreçleri kaldıramayıp hayatlarını kaybeden çocuklar!

 

Bu ülkede bu çocukların sadece cinsel anlamda değil, bütün varlıklarını çalanlar, bütün hayatlarını çalanlar, bütünüyle istismar edilen o zavallı kimsesiz çocuklar!

 

Bazı diğer ülkelerde savaşlar yüzünden kimsesiz kalan minicik çocuklar! Canlı bomba olarak eğitilen, insanların kafalarını kesmek için eğitilen, gözlerini kırpmadan insanları öldürebilecek kadar canileştirilen çocuklar!

 

Dağlara çıkan, çıkarken yorgun ve yenik düşen bedenlere sahip çocuklar!

 

Taş atmaya zorlanan, zorlanmaya çalışılan zavallı masum çocuklar!

 

Sürekli olarak bodrum katlarında, en ağır işlerde sigortasız olarak çalıştırılan, okul yerine ağır işlerde çalıştırılan o masum yüzlü minik bedenlere sahip çocuklar!

 

Sosyal medyanın içerisinde kendi çocuklarını pazarlayanlar, bir ayakkabı ve eşya gibi satılığa çıkarılan çocuklar!

 

Gecenin derinliğinden insanoğlunun bedenini kemiren soğuklarda, şehrin en tehlikeli sokaklarında başıboş gezen, uyuşturucu kullanan ve dilenen o masum çocuklar!

 

Silah tüccarlarının, dinsizlerin çıkardıkları savaşlar yüzünden kendi ülkelerinden, kendi topraklarından kaçmak zorunda kalanların, kaçarken denizlerde boğulan ve boğulan o masum bedenlerin kıyıya vurduğu çocuklar!

 

Saydığım bütün çocuklar;

 

Şu saatlerde kendi evine yakın bir okul sırasında ders gören, kendi okul kantininde elinde şekeriyle oturan, kendi ana sınıfında oyun oynayan ve İnternet’te çizgi film izleyen;

 

Sizlere her daim ilginç bir şekilde farklı sorular soran, konuşmayı daha yeni söküp baba ya da anne diyen, sizleri o muazzam güzel olan uykunuzdan sık sık uyandıran, kendi gözlerinizden her daim sakındığınız, onların güldü mü yüzleri gözleri ışık gibi nurlandıran;

 

Her daim ilerleyen zamanlar için güzel hayaller kuran, kurarken de neşeli olanlar;

 

Yüzünün ve gözlerinin annesine ya da babasına benzeyen; konuşması abisine, kulakları dayısına çeken;

 

Hiçbir zaman ellerinden tutmayı, yanaklarından öpmeyi kıyamadığınız, üzerine her daim delice titrediğiniz ve de her zaman hayatın anlamını bellediğiniz, onların fotoğraflarını çalışma masalarınızda bırakıp sürekli baktığınız o tertemiz yürekli çocuklarınızla…

 

 Onlar ki aynı isimlerle, takvim yapraklarının gösterdiği aynı tarihlerde, aynı dünyada bambaşka hayatın renkleriyle doğup büyüdüler. Savaşların arasından kaçıp hayatta kalmak isteyen çocuklarla sizin çocuklarınız bir gün birbirleriyle karşılaşacaklar. 

 

Bu vahşi hayatın, bu vahşi düzenin içerisinde sizlerin çocuklarıyla beraber o masum çocuklar farklı olacak şekilde derinden hayaller kura kura ve farklı ama bir o kadar da kötü korkular yaşaya yaşaya aynı hayata asılacaklardır.

 

Öyle ya hayatta haliyle derin bir şekilde paramparça olacak!

 

O parçaların en ufak bir parçası bile o masum çocukların ve de sizin çocuklarınızın hayal dünyasında büyük tehlikeli ciddi yaralar açacak.

 

Ey Zalimler! Ey Dinsizler! Ey Tecavüzcüler! Ey çocukları perişan eden domuz yüzlü şerefsizler!

 

Hani çocuklara güzel günler göreceksiniz derdiniz ya, hani güneş sizleri aydınlığa kavuşturacak derdiniz ya! İşte tam da sizler o minicik bedenleri karanlığın içine boğdunuz.

 

Hani güzel günleri göreceklerdi çocuklar! Hani o maviliklerin derinliklerinde boğulmayacak, kıyılara vurulmayacaklardı!

 

İşte hiçbiri gerçekleşmedi. Çocukların cansız bedenleri kıyıları vuruldu. Çocukların tecavüzlere uğramış bedenleri morgların soğuk depolarında saklandı. Sizlerin yaptığı şerefsizlikten ötürü her yerde gözyaşı, her yerde kan, her yerde cansız çocuk bedenleriyle dolmuş taşmış.

 

Siz vicdansızlar, şerefsizler, hainler, tecavüzcüler, dinsizler, domuz yüzlüler, gergedan suratlı vahşi tüccarlar!

 

Doğan her masum çocuğun geleceklerini boş olan o vaatlerle donattığınız, vahşetlerin içerisinde erittiğiniz bir sistemin pazarladığından gelen vahşi yaratıklarsınız. Sizler de o vahşi sistemin birer köpeklerisiniz!

 

Bundan sebepledir ki;

 

Sizler bugün şu saatte ve de her zaman ne kendi çocuklarınızı diğer çocuklardan ayırmaya hakkınız var; ne de gözlerinizden sakındığınız çocuklarınızı diğer çocukların yaşadıkları o vahşice hayatlardan ve de vahşetlerden korumaya mecaliniz…

 

Sizlere sesleniyorum tecavüzcüler, silah tüccarları, dinsizler, ürkütücü olan babalar, tacizci şerefsizler, cinsel saldırı yapan öğretmen ve hocalar!

 

Gittikçe zalimleşen, zalimleştikçe kötüleşen, kötüleştikçe zıvanadan çıkan siz insanlar; bu dünyada büyümekte olan başta çocuklarınız olmak üzere, bütün çocuklardan gidin özür dileyin. Ve kendinizi gidin bir ağaca asın. Çünkü sizlerin bu dünyada ki varlığınız küçücük bedenlere sahip olan çocuklara tamamen birer tehlike ve zarardır.

 

Tecavüzcülerin, kansızların, çocuk katillerin ve de bütün destekçilerin bu dünyada idam edilmesi umuduyla…

 

Çocukları korumanız dileğiyle!

 

Sevgiyle Kalın.

 

“Mehmet KIZILKAYA”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
334 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Allahım..! İşlerin Hepsi Güzel.

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Adamın biri bir gün bahçesinde otururken Hayvan dışkısından top yapan bir böceği görmüş, böcek pisliği ayakları ile yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş: - Ey Allahım! Her şeyi çok güzel çok hoş yaratmışsın da, şu böceği sırf pislikle uğraşsın diye mi yarattın? Aradan bir kaç ay geçmiş adam umarsız bir hastalığa yakalanmış. Derdine kimseler çare bulamamış. En sonunda bilge bir doktor ''Bak demiş bazen bahçelerde gezen bir böcek olur ayakları ile pislik yuvarlar işte o yuvarladığı pisliklerden 40 gün boyunca aralıksız yiye...
  • “ VƏTƏNÇİN ÖLƏNƏ ÖLÜ DEYİLMƏZ! ”

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

          Yenicə ATA olmuşdu. Valideyn olmağın sevincini yaşayırdı. SƏNGƏRDƏKİ dostları ilə bölüşdü, çin olmuş arzusunun səadətini. Həyata ilk qədəmlərini atan oğlunu görmək, onu qucağına almaq, cənnət ətirli qoxusunu duymaq üçün günləri sayırdı. Qəlbi ümidlər, arzular, xəyallar ümmanına çevrilmişdi... Amma düşmən gülləsi aman vermədi, oğlunun şirin qığıltısını eşitməyə. Onun beşiyi başında səngərdən, hərbdən, qanlı döyüşlərdən, qolları üstündə gözlərini yuman şəhid igidlərdən bəhs edən hekayətlərini birər-birər nəql etməyə. Ömrü qə...
  • Azadlıq Şəhidləri

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Allah yolunda öldürülənlərə(şəhid olanlara)”ölü deməyin”.Əksinə,onlar (Allah dərgahında) diridirlər,lakin siz bunu dərk etmirsiniz. “Bəqərə” sürəsi 154                        Azərbaycan tarixinin qızıl səhvələrinə bir ölməzlik dastanı yazdılar. Məğrur baxışları soyuq daşlara həkk olundu. Sabahı düşünmədən Azadlıq toxumunu torpağa səpdilər. Nə tank,nə güllə,nədəki ölüm yollarında döndərə bilmədi.Ürəklərdə əbədi məskən saldılar.Elə bir məskənki,məzarları belə olmasa bir millətin bir ulusun qəlbində yaşayacaqlar. İllər,əsirlər bel...
  • Yarını 1960 ile kıyaslamak

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Yarını 1960 ile kıyaslamak KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın Salı akşamı TRT HABER’de ve yerel televizyonlarda canlı olarak yayınlanan “Anadolu Soruyor” programında müzakereler ile ilgili yaptığı açıklamalar bana göre “Çok düşündürücü” ve kabul edilemezdir. Sayın Akıncı söz konmuşu canlı yayında hiç durmadan müzakereler sonrasını hep 1960 koşulları ve 1960 Cumhuriyeti’nde Kıbrıslı Türklerin Anayasal hakları ile karşılaştırdı ve bir çözüme varılırsa nasıl bu koşullardan daha ileriye gideceğimizden bahsetti. Sayın Akıncı’ya gör...
UA-36507442-2