logo

reklam

Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı zulme neden duyarsızız?


facebooktwittergoogle plus
Mehmet Zengin
Mehmetzengin16@hotmail.com

Çin Halk Cumhuriyeti, yıllardır Doğu Türkistan’ı Çinlileştirmeye yönelik ‘sessiz’ ve derinden sürdürdüğü asimilasyon politikalarına ulaşmak için Uygur Türk’lerine yönelik uyguladığı baskı,sürgün,katliamlar başta ülkemizde olmak üzere İslam Dünyası’nda ve Batı’da gündeme bile gelmemektedir.

Geçtiğimiz yaz aylarında katil İsrail Ordusu, Gazze’ye yönelik başlattığı ve haftalarca süren hava ve kara saldırılarında yaklaşık iki bin çıvarında masum ve mazlum Filistinli Müslüman hayatını kaybetmişti.Başta Türkiye Müslümanları olmak üzere birçok İslam ülkesindeki Müslümanlar tüm dikkatlerini bu vahşete çevirdiği döneme denk gelen o günlerde Çin Halk Cumhuriyeti’nin zalim yönetimi işgal altında tuttuğu Doğu Türkistan’daki soydaşlarımıza yönelik vahşi katliama girişmişti. Bu katliamda sadece bir gün içinde iki bin Müslüman soydaşımız hayatını kaybetmişti.Şimdi soruyorum.Kaç Müslüman bu vahşetten haberdar? Neden Dünyanın bir bölgesindeki vahşete duyarlılık gösterirken,başka bir bölgedeki vahşete duyarsızız?

ÇİN’İN DOĞU TÜRKİSTAN’A BAŞLATTIĞI ASİMİLE POLİTİKASININ AMACI NEDİR?

Çin Halk Cumhuriyeti’nin uyguladığı asimilasyon politikalarının ve baskının birkaç temel nedeni var.

-Bunlardan belki de en önemlisi halkın Müslüman olmasıdır. Çin,bölge üzerindeki hakimiyet ve sultasını kuvvetlendirmeye karşı en büyük engel olarak halkın İslami kimliğini görmektedir.

Halkı dininden vazgeçirmek için her türlü yıldırma ve baskı yöntemini kullanan Çin,diktatör Mao’nun 1966-1976 yılları arasında uygulattığı Kültür Devrimi’nde başlattığı uygulamaları günümüze kadar sürdürmektedir.Camiler yıkıldı, toplu ibadet yasaklandı, Kuran kursları kapatıldı,okullarda dinsizlik propagandası yapıldı.Buna rağmen halkın İslami kimliği yok edilemedi.

-İkinci önemli nedeni bölgede etnik azınlık olarak gördüğü halkı yok etme düşüncesidir.Bu amaçla yıllardır bölgeye Çinliler yerleştirildi. Çin’in resmi istatistiklere göre 1949 yılında Komünist Çin’in Doğu Türkistan’ı istila etmeden önce, bölgedeki Çinli göçmenlerin sayısı 400.000 civarında iken, bu gün bu sayı 7.000.000 yaklaşmış durumdadır.1.5 Milyar civarında nüfusu ile Dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin,bir taraftan bu katma değerini Doğu Türkistan’a transfer etmeği sürdürmek,diğer taraftan Uygur Türklerine yönelik baskı ve katliamlara devam ederek bölge halkının ülkeden gitmesini sağlamak istiyor.Bu yöntemle yakın gelecekte Çinlilerin oranı Uygur Türklerinin oranını geçmesi hedeflenmektedir. Sonrası ise malum….!

-Üçüncü amaç ise Doğu Türkistan topraklarının zengin yeraltı kaynaklarıdır:  Çin’in asimile politikalarına ve yaptığı onca katliamlara bakıldığında, Doğu Türkistan’ın Çin için önemli bir bölge olduğunu anlamak zor olmasa gerek. Doğu Türkistan, yeraltı kaynakları bakımından zengin olması Çin’in bu denli baskılarının sebebini açık bir biçimde göstermektedir.

Türkistan’ın petrol rezervleri İran ve Irak’ın rezervlerinin 10 katıdır.Her yıl 10 milyon ton petrol Çin’e taşınmaktadır. Doğu Türkistan 17.4 trilyon metreküp doğal gaz rezervlerine sahip bulunmakta ve 30 bölgeden doğal gaz çıkarılmaktadır.

Çin yıllık millî gelirinin % 40’ını Doğu Türkistan’dan temin ettiği halde, Uygur Türkleri yoksulluğa mahkûm edilmiştir. % 80’i açlık sınırında bulunan Doğu Türkistan’daki Türkler arasında kişi başına düşen millî gelir ortalama 100 dolar iken, Çinliler arasında bu rakam 360 dolardır. Doğu Türkistan coğrafyası; petrol, volfram (silah sanayisinde kullanılan önemli bir maden), altın, gümüş, platin, kömür (2.2 trilyon ton)  ve uranyum gibi stratejik ham maddeler ve sayısız yeraltı ve yerüstü kaynakları bakımından da zengin bir ülkedir. Bütün yeraltı ve yerüstü zenginlikleri Çin’e akıtılmakta. Doğu Türkistan dünyanın gözünün içine baka baka sömürülmektedir.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA YAKIN ZAMANDA NELER YAŞANDI?

Her türlü gayri insani muameleye ve açlığa mahkûm edilen Doğu Türkistanlılar, bir taraftan kısırlaştırılıyor, bir taraftan sürgünlere gönderiliyor, bir taraftan aç ve sefil bir yaşama mahkûm ediliyorlar.

Doğu Türkistan Genel Valisi Burhan Şehidi’nin ifadesine göre 1952’de çoğu din adamlarından oluşan 120 bin kişi idam edilmiştir. Bugün dahi 18 yaşından küçüklerin, devlet memurlarının, işçilerin, emeklilerin, kadınların, öğrencilerin camilere girmesinin yasak olduğu Doğu Türkistan’da, yetişkinlerin de gruplar halinde ibadet etmelerine, vaaz verilmesine, Kur’ân-ı Kerim’deki bazı ayetlerin okunmasına da kısıtlamalar getirilmiştir. Yasaklara uymayanlar ise sorgusuz sualsiz en ağır şekilde cezalandırılmaktadırlar.Şiddet olayları bahane edilerek Uygur gençlerine terörist muamelesi yapılarak yargısız infaz edilmektedirler.

Türkistan’da 30 binin üzerinde cami yok edilmiş veya kapatılmıştır. 54 bin din görevlisi ağır çalışma kamplarına gönderilmiş.2013 yılında Kaşgar bölgesinde bir aile, başörtülerini çıkartmasını reddetmeleri üzerine ayrılıkçı terörist olarak damgalandı ve evlerinde diri diri yakılmıştır.

Sonuç olarak Doğu Türkistan’da Çin işgalinden bu yana toplamda 60 milyon Müslüman Türk hayatını kaybetmiştir.

GAFLETTEN UYANMALIYIZ!

Doğu Türkistan’da Çin’in uyguladığı bu insanlık dışı baskı,zulüm ve asimile politikaları bize bir kez daha göstermiştir ki; biz Müslümanlar, yaşadığımız dünyada olup bitene karşı yeterli bilgi sahibi değiliz.Bir o kadar da duyarsızlık,vurdumduymazlık hakim! Günlük dünya işleri,kişisel ihtiraz ve menfaat mücadelesi bizi kardeşlerimizin dertleri ile dertlenmemizi engelliyor.

Doğu Türkistan’da yaşanan zulmü görmezlikten gelen bir kısım medyanın tavrını doğal karşılayabiliriz ama muhafazakar medyanın bu kadar duyarsız olmasını ve Çin’in Doğu Türkistan’da yıllardır uyguladığı zulmü gündeme yeterince getirmemesini anlamam mümkün değildir.

Bizler,zalimin zulmü altında  inim inim inleyen Dünya Müslümanlarının dertleriyle dertlenmiyorsak, insanların acısının kalbimizin en derininde hissetmiyorsak ve bunun için mücadele etmiyorsak imanımızı gözden geçirmek zorundayız.

Filistin davasına da sahip çıktığımız gibi Dünyanın neresinde bir zulüm varsa zalimin karşısında,mazlumun yanında olmayı görev kabul etmeliyiz.

İslam coğrafyası, Suriye’de insanlık dramı,kan ve göz yaşı, Mısır’da siyasi kaos ve katliamlar, Burma’da Budist çetelerin terörü ile zor günler yaşarken, Çin zulmü altında ezilen Doğu Türkistan’daki Uygurlar ise dünyanın sessizliğinin gölgesinde yaşam mücadelesi vermeye devam ediyor….

Not: Geç de olsa son günlerde ülkemizde meydana gelen tepkileri memnuniyet verici olarak görmekle beraber henüz çok yetersiz olduğunu da ifade etmeliyim.

MEHMET ZENGİN

30/06/2015

Etiketler:
Share
1762 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı zulme neden duyarsızız?” için 6 Yorum

  1. ismail : diyor ki:

    Nerede göz yaşı varsa anlayın ki orada Müslüman vardır!!!

  2. mustafa : diyor ki:

    Islam Dunyasinda yasananlari gundeme getirdiginiz icin Allah razi olsun

  3. taner : diyor ki:

    Müslümanlar her yerde zulüm altında…kan ve göz yaşı içinde….Allah yardımcımız olsun..

  4. Tarihten dersler çıkarmalıyız. Bundan dolayıdır ki önce tarihimizi bilmemiz gerekir.Nasıl kı eskiden Çinlilerle sürekli savaş halınde olmuşuz şimdide herhalde bir uyanış görüyorlarkı bunu durdurmak için her türlü melaneti kendilerinde hak görüyorlar buna da dünya sessiz kalıyor .Hadi dünyanın sessiz kalmasına çok ta şaşırmıyorum ama bizlere ne oluyor zaten kendi içimizde birbirimizi yerken bu nasıl olacaksa………..

  5. Isimsiz : diyor ki:

    Bu zulme sessiz kalmayacağız…!
    Ne demiş Mete Han ‘ bu kadar çinliyi ben nereye gömeceğim ‘.
    İşte gün gelecek onların yerle bir olduğunuda göreceğiz…
    Elinize sağlık

  6. hasan : diyor ki:

    Müslümanlar çok bencilleşti. Bana dokunmayan yılan misali duyarsızlaştık.Unutulmamalı ki bugün başkasına belki de yarın bize…!!! Zulme karşı tek ses,tek yürek olma zamanı…Doğu Türkistan sorununu gündeme aldığınız için teşekkürler…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HZ. SEVBAN ( radıyallahü anh )

    24 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    BÜYÜKLERİN AYAK İZİNDEN SAHABE HAYATLARI HZ. SEVBAN ( radıyallahü anh ) Eshâb-ı kiramdan, ismi Sevban, künyesi Ebû Abdullah idi. Yemenli Hakemi bin Sa’d bin Himyer’in kölesiydi. Peygamber efendimiz satın alıp, âzad etmiştir. Doğum yeri Yemen olarak bilinmekte ise de, doğum târihi ve vefâtında kaç yaşında olduğu bilinmemektedir. Resûl-i Ekrem ( aleyhisselâm ) kendisini âzad ettiği vakit, “Seni âzad ettim, amma yine gönlümüz beraberdir. Sen bizim ehli beytimizden sayılıyorsun.” buyurmuştu. O da Peygamber efendimizin hizmetinden hiç ayrılm...
  • İnsanlar Sevdikleriyle Beraberdir

    24 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    İnsanlar Sevdikleriyle Beraberdir   Yeryüzünün en son Peygamberi ve tüm insanlığın Peygamberi olan Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) şöyle buyurmuştur;   “Kişi sevdiğiyle beraber haşrolacaktır.”   Evet!   İnsanoğlunun yaratıldığı dünyada sevenleri ve sevdikleriyle beraber olduğu gibi, sonsuz olan ahiret hayatında da sevdikleriyle birlikte olması yücelerin en yücesi olan Cenabı Allah’ın hususi bir lütfudur. Ki bizler de beşer olarak da bunu istememiz gerekir. Neden mi? Çünkü var olan dünya hayatında bir de sonsuzluğu yaşa...
  • İTOGED Kurucu Başkanı Çiğdem Sönmez Bursa Büyük Şehir Belediyesini Ziyaret etti

    24 Ocak 2017 HABER ÖZEL, KÖŞE YAZARLARI, KÜLTÜR&SANAT, SÜRMANŞET

    Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan Gençlik ve Aile Destek Merkezi (GADEM) alkol ve madde bağımlılığı ile mücadelede yaptığı çalışmalarla bağımlılık alanında uğraş veren Uluslararası vakıfların dikkatini çekmeye başladı. İstanbul Toplumsal Gelişim Derneği Başkanı Çiğdem Sönmez ve ekibi tarafından ziyaret edildi. Ziyarette hazır bulunan GADEM ve merkez çalışanları, yürüttükleri çalışmalar hakkında ziyaretçilere bilgi verdi. İstanbul’da Beylikdüzü ve Avcılar Belediyesi tarafından açılan merkezlere danışmanlık hizmeti sağladıklarını ...
  • Sənin oyuncaqların varmı?

    23 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Heç bilirsənmi nədir həyat? Bu barədə nə vaxtsa düşünmüsənmi? Yəqin  edirəm, düşünmüsən. HƏYAT – olumdan ölümə qədər uzanmış yolun sinəsidir. O, əzablar şəbəkəsindən ibarət olan CƏHƏNNƏMDİR. Bioloji varlıq olan insanın onun qoynunda özünü gizlədə bilməsidir. Bilirsənmi, necə də çətindir ayaq üstə qala bilmək, həyatda yaşaya bilmək?! Çoooox çətindir, çooooooox. Uşaqlığınız, həmin dövrlər yadınıza gəlirmi? Həmin illəriniz yadınıza düşürmü? Qayğısız keçən illəriniz... Bəli, qayğısız. ... O da uşaq olub, kiçicik, bapbalaca uşaq. Sevgini...
UA-36507442-2