logo

CİNDAR FETÖNÜN SAÇ VE TIRNAK BÜYÜSÜ


Dilek EJDER
gothereblackeagles4536@hotmail.com

10606354_1607764609437303_3380071360700004919_nCİNDAR FETÖNÜN TIRNAK VE SAÇ BÜYÜLERİ

Evet, sevgili okurlarım bu yazımızda yine FETÖ’den söz edeceğiz… Ama bu kez büyü ağlarından!!!

Geçen yazımızda; “FDÖ” yani “Fettullahçı Dilenciler Örgütleri Ve Dilencilerin Hızır Olabileceği Algısı”ndan söz etmiştik.

Onun öncesi yazımızda; “17 Ağustos Harp Tesla Ve 15 Temmuz”dan… Ve dış güçlerin, Atatürk’ü, Mason Localarını kapattığı için nasıl zehirleyerek öldürdüklerini…

Erdoğan’ın ise Mason Loca Efendinin terör olduğunu deşifre ettiği gün ve dershanelerini kapattığı için, o gün bu gündür hedef tahtası olduğunu ve ondan dolayı öldürmek istediklerinden söz etmiştik.

Onun öncesinde; “15 Temmuz Darbesi Ve Çılgın Türkler”den…

Evet, kısacası bu aralar tüm yazılarımızda, FETÖ ve onun oluşturduğu ağlarından söz ediyoruz.

Ancak bir detay yakaladım ki, kafamızda oluşan tüm soru işaretlerine cevap olacak belki de. Kim bilir!

Bu Feto var ya, bu Feto… Hani bizi şaşar beşer eden bu Feto…

Kendi kendimize mırıldanıp;

“Yahu bu insanlar bu Fetoya nasıl inanmış?” dediğimiz bu Feto…

Hani; “Sakalıda yok ki, sözü nasıl geçti acaba, nasıl aldattı onca insanı? Hele bide sakalsız hoca olduğuna nasıl inandırdı bince insanı? Akıl karı değil” dediğimiz şu salya sümük Feto var ya, bu Feto…

Ha işte bu Fetonun takkesinin altında cirit atan tilkiliklerini, insanları ise tekkesinin altına nasıl toplayıp melettiklerini, saç ve tırnak büyüleriyle Fetoyken nasıl FETÖ olmuşluğunu konuşacağız…

Hani hep diyoruz ya;

“Bu adam nasıl kandırdı bunca insanı?” Ha işte asıl meselde bu, şimdi, asıl adrese gelelim şimdi…

Şu bildiğimiz sakalsız fitnetullah var ya, bu fitnetullah; onun kestiği tırnakları, traş olduğu tüm saç ve sakal kıllarının tek tanesi bile atılmazmış…

Peki, ne atılmayıp ta, ne yapılırmış?

Bu saç sakal ve tırnaklar tüm FETÖ’nün sözde abla, özde cariyelerine, abilerine, kısacası tüm köleleştirdiklerine dağıtılırmış… Vay anam vay!!!

Kimi bu tırnak ve kıllarını çantasında taşırmış, kimi cüzdanında…

Kimileri bu tırnak ve kılları kapılarına, kimileri büyük mekanların önüne gömerlermiş… FETÖ gömüsü mübarek!

Allah bilir kışlaların kapısına bile gömmüşlerdir… Kim bilir?

Yetmedi dağa taşa…

Ondandır ki, dağ taş adeta Fetoya secdede ve o nedenle Fetoya secdeye duran herkes oldu birer FETÖ…

Ondandır ki tanklar bile sırtını vatana, yüzünü Fetoya çevirdi…

Hoca bile olamayan bu hokkabaza tapmışlar be ya, tapmışlar…

Haaa işte, şimdi bu adamın neden bu kadar alan genişlettiği, bu durumda şekil alarak belli olmuyor mu?

Anlamsız değil elbet, bu adamın kıllarını yurdun dört bir tarafına yaydırışı; insanların gözlerini kör edip, dillerini bağlamanın ve de kendisine inananların ağlarının daha da genişletilmesinin büyüsü olsa gerek bu yaydırış. Kim bilir?

Dağ taş Feto tırnağı ve kılı dolu; dedik ya, ondandır ki dağ taş FETÖ! Fetoya tapanların, bir tek camilerde o pis kılları halka açma kandilleri düzenlemedikleri kalmış!!! Tövbe tövbe!

Şu Feto 30 Deccalden birisi olduğunun imzasını atmışken ve eminim ki diğer 29 Deccalinde onun tayfasından gelecekken…

Hal FETÖ, madde Deccalken;  Deccalin de bu durumda büyü parmağı olmaz mı hiç? Büyü olduğu için bunca insan secdeyle girdikleri tekkesinde, Molotoflarla çıktı ve bu Cehennem çemberi genişledi de genişledi…

Ha tamam anladık, dış güçlerin piyonu olduğu için elbette tüm dünyada alanı geniş olacaktı, o alan zaten ona açılmıştı ama ya ülkemizde?

 

Feto Said Nursi soyundan değil, kanından hiç değil; nasıl o yolun yolcularını teslim alabilir ki? Ama almış işte! İnsanımızın, sorgusuz sualsiz teslim oluşu, kısacası akısızlığı veee işte filmin başı ve sonu… Yani o eşikten içeri girenlerin ellerine bir bakın, eh birde çıkanların…

 

Yahu bu mendebur adama inanların hiç biri elinde silahıyla, Molotof’uyla gitmedi ki onun kapısına…

Bunlar; “ Allah, din, kitap” deyip gittiler, öyle değil mi?

Nerden bilsinler Fitnetullah Loca Efendinin Cehennem ateşine odun diye gidip yanacaklarını?

Nerden bilsinler; “Allah, din, iman” deyip gittikleri bu yolda Deccale kul köle olacaklarını?

Nerden bilsinler; “Cennet” diye gittiği kapının cehennemin kapısı olacağını, dahası bu kapıyı tüm yurda cehennem kapısı edeceklerini, nerden bilsinler nerden?

Nerden bilsinler fırına ekmek almaya giderken, dönüşte Molotof la döneceklerini? Molotofları da, kendilerine ve kendileri gibi Feto inananlarına ekmek diye yedireceklerini, nerden bilsinler?

Nerden bilsinler, kısacası kafataslarının içinden beyinlerinin alınacağını ve sonrada FETÖ sisteminin yerleştirileceğini…

Eeee bir o kapının eşiğinden içeri girenlere bakın, birde çıkanlara…

Kuranla giren, tanklarla çıktı…

“Din iman” diye giren, dinsiz imansız çıktı.

Burada bir hal, görünmüyor mu?

Eeee, FETÖ ve büyü reailitesi işte…

Öyle olduğu için, yola girenler nerden geldiklerini unuttu ve

nereye gittiklerini şaşırdı…

O nedenle sorgusuz sualsiz beyin kumandalarını FETÖ’nün eline verdiler.

“Bismillah”la başlayıp, neden şeytana arkadaş olduk?” demediler.

“Feto eşiğinden elimizde Kuranlarla girdik içeri ama şimdi elimizdeki bu silahlarda neyin nesi, neden tanklarla çıkıyoruz?” demediler…

“Din imanla girdik; neden vatanımızı, milletimizi satarak, dinsiz imansız çıkıyoruz?” demediler.

Tüm aykırılıklara eyvallah edip, ne alakalıklara boyun eydiler. Eh zaten filmin başına baktığımızda bu adamın saç ve tırnak dağılımı oldukça manidar değil mi?

Onun tırnaklarının ve saçlarının bulunduğu her çanta, her ev, her kapı, her alan, her mekan, her nefes artık tamamen onun himayesinde olmadı mı?

Yani kişilerin beyinlerini çıkartıp FETÖ sistemini yerleştiren, Fetoyu FETÖ yapan Cindar Fetonun büyüleri değil miydi? Takdir sizin. Sevgilerimle Dilek EJDER

 

 

 

Share
1908 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+5 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2