logo

reklam

CHP’DE AHLAK SORUNU.. KİMLERİ LANETLİYORUM.!..


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

Terörü özgürlük çerçevesinde değerlendirenleri, Özgürlük payandasıyla kutsal değerlere saldıranları, Sövgüyü hüner zannedenleri, Katılmadığı fikre ve o fikrin öncülerine her platformdan sövenleri, Halka rağmen halkı inkar ederek ülkenin bölünmez bütünlüğüne darbe vuran hayasızları. Zihninin kirini davranışına, diline ve kalemine yansıtanları, Dürüstlükten nasibini almamış yalana-dolana, iftiraya, hakarete ve sövgüye sığınarak teröre destek verenleri, Terörün her türlüsünü, teşvik edicileri ve mazur göstericileri her kim ve her ne olursa olsun bütün bunları yapanları, emperyalizm-Siyonizm’i pervasızca savunanları lanetliyorum!

 

Aslında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, siyaset dersinden önce, ahlak dersi vermek gerekiyor ama o dersi alacak bir kapasitesinin olmadığı ortaya çıktı. O nedenle biz siyaset dersi verelim, belki içinden seçerek alır. Bir siyasetçiden öte bir partinin genel başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu, aynı zamanda bir lider de sayılır. Hoş daha insani ilişkileri bile öğrenememiş birisi nasıl lider oluyor, o da ayrı bir konu. Bu nedenle Kılıçdaroğlu’nu hiç önemsemiyorum, o kendine yakışanı yapıyor..

 

Terör sadece AK Parti’nin, sadece belli bir grubun sorunu değil, terör bütün partilerin, 78 milyon insanımızın, hepimizin ortak sorunu. Türkiye’deki siyaset kurumu, terörle mücadele karşısında birlikte bir duruş sergilemeye mecburdur. Etkin bir mücadele için de bu şarttır.”
Türkiye’de PKK, DEAŞ, DHKP-C saldırısı olduğu zaman sanki saldırıyı yapan DEAŞ değil, PKK terör örgütü değil de Türkiye’nin hükümetiymiş gibi sakat, hastalıklı bir anlayışla medyanın, siyasetin, akademisyenin ve STK’ların tavır aldığını görüyoruz. Önce bizim bu tavırlar karşısında kendimizi sorgulamamız lazım. Acaba terörün cesaretlenmesine mi bu tavırlar yardımcı oluyor, güç bulmasına mı yardımcı oluyor, yoksa zayıflamasına mı yardımcı oluyor?

 

Kendi ülkesiyle ihtilaflı olan ne kadar dış politika konusu varsa bunların tamamında kendi ülkesini haksız görüp karşı ülkeleri haklı gören bir yaklaşımı sadece söylemleriyle değil eylemleriyle ortaya koyuyor. O zaman sormadan edemiyorum, Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin ana muhalefet partisi mi, başka ülkelerin ana muhalefet partisi mi?. Ana Muhalefet Partisinin derdi siyasi-politik başarı elde etmek değil, isteseydi parti ve teşkilatlanmadan tutun sosyopolitik ufuklara varana dek ciddi çalışma içinde olmaları gerekirdi.

 

Nerede bir terör eylemi varsa CHP’nin milletvekilleri orada. Türkiye ile İsrail arasında problem var. İsrail’i destekliyorlar. Rusya ile problem yaşanıyor Rusya haklı. Esed haklı, Irak haklı. CHP hep Türkiye karşıtlarının yanındadır. CHP başka ülkelerin ana muhalefet partisi mi? Ana Muhalefet Partisinin hedefi ülkeyi daha yaşanabilir bir ülke haline getirmek hiç değil, öyle olsa nerede terör ize olabilecek bir sol örgüt var ise onların sırtını sıvazlamazdı.

 

Ana Muhalefet Partisi CHP iktidara talip değil, talip olsa milletten umudunu kesip marjinallik yoluna girmezdi. Çünkü CHP millet ile barışık değil, milleti düşman gören bir geleneğe saplanmış. Çünkü CHP “bu milletten” değil.
Çünkü CHP milleti değil ‘halkını’ esas alır, ‘halkı’ olarak gördüğü bir avuç ‘azgın azınlığı’ bütün millete değişmez CHP. Demokratik seçimlerin yapıldığı ilk günden bu güne kadar milletin iktidar vermediği CHP, milletin değerlerini yasaklayarak, kutsallarıyla alay ederek intikam almayı bırakmadı.

 

Millete bu düşmanlığı besleyen CHP, milletin iradesini de saygıya layık görmedi. Bu yüzden iktidara gelen bütün partilerle düşmanca mücadele etti CHP. Darbeleri destekledi, anarşistleri destekledi, din düşmanlarını besledi, teröristleri içerden birileriyle destekledi, sadece milleti ve iradesini kösteklemek için.
Ama genel başkanlarının Türkiye’yi durdurma, milleti düşman görme gibi CHP geleneğini sürdürmesi dışında bir sorunu var; ahlak sorunu. Bu sorun beraberinde haysiyet, şeref sorununu da taşır. Kılıçdaroğlu’na tek cümlelik bir de ahlak dersi vereyim; Ahlaksızlık, siyaset olmamalı, bir yaşam tarzı hiç olmamalıdır.
Hasan ALPARSLAN

Araştırmacı Gazeteci-Yazar.

Share
688 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2