logo

reklam

Çeşme başı kavgası


facebooktwitter
Yurdagül BEYOĞLU ATUN
yurdagulbeyoglu@hotmail.com

Çeşme başında kavga başladı. Neymiş, Türkiye suyu verdikten sonra karışamazmış, Kıbrıs Türkü bunu pekala yönetebilirmiş, su verdi diye söz hakkı onda olamazmış, Türkiye suyun geçtiği topraklarda hak iddia ediyormuş vs, vs…

Kıbrıslıyla- Türkiyeliyi gırtlak gırtlağa getirecek denli ağır sözler, kavgada bile söylenmeyecek aşağılamalar gırla gidiyor.

Herkes eteğindeki taşları döküyor kendine yakışan kelimelerle.

Su üzerinden içini boşaltıyor, öfkesini kusuyor.

“Ekolojik dengeyi bozacak” söylemlerinin bilimsel bir temeli olmadığı anlaşılınca da “ben yöneteceğim” sesleri yükseldi koro halinde. Hatta daha da ileri gidilerek, “ne Şam’ın şekeri, ne Arap’ın kara yüzü” deyişi Türkiye’ye uyarlanarak dillendirilmeye başladı.

Bir takım tarih bilmezler ise “biz mi istedik” dedi utanmadan.

Gerek yokmuş suya, 40 yıldır Türkiye’nin suyuyla mı yıkanırlarmış!

Şimdi gerek var mı, yok mu bir bakalım;

Adanın su ihtiyacının hemen hemen tamamı yeraltı su kaynaklarından karşılanıyor. Çöp alanlarının su kaynaklarına yakın yerlerde bulunması, içme suyunun yeraltı sularına karışması, yağmuru tutacak barajların bulunmaması gibi nedenlerden dolayı Kıbrıs’ta su kalitesi düştüğü gibi, hâlihazırda sınırlı olan su potansiyeli de her geçen gün azalmış vaziyette. Türkiye Hükümetleri, bugüne kadar KKTC’nin su ihtiyacını karşılamak maksadıyla balonla su taşıma gibi birçok proje geliştirdiyse de adanın su probleminin uzun vadeli bir çözüme kavuşturulması için en doğru yol Türkiye’den KKTC’ye su aktarılması oldu.

Türkiye ile İrsen Küçük Hükümeti döneminde imzalanan ve Ocak 2012’de TBMM’de, Şubat 2012’de de Cumhuriyet Meclisi’nde onaylanarak yasalaşan 8 maddelik çerçeve anlaşmasıyla suyun işletim hakkının özel şirket tarafından sağlanacağı karara bağlandı. Yani kimse kimsenin gırtlağına çökmedi suyu illaki biz yöneteceğiz diye.

Su projesi son hızla yürürken gıkları çıkmayanlar, son anda rant kapısı görmüş olacaklar ki, “biz işleteceğiz” diyorlar.

Eğri oturup doğru konuşalım; Türkiye hazır suyu getirecek, borularını döşeyecek, sana ulaştıracak bundan daha güzel bir şey olabilir mi Allahaşkına? Zahmetsizce eve su gelmesi niye batar birilerine? Toprakların değer kazanması kimi rahatsız eder? Turizmin gelişmesi?

Soruyu açıkça soruyorum; Niçin hazır suyu alıp kullanmak yerine, zahmete girmek istiyorsunuz?

Biraz ileri gidiyorum; online casino Yaptıklarınız, yapacaklarınızın teminatıyken, KTHY’yi biz işleteceğiz diye canınızı yedikten sonra -dünyanın en pahalı bilet satan havayolunu- elbirliğiyle batırma becerisini gösterip tarihe geçmişken, KIB-TEK gibi, şu parası, bu parası adı altında vatandaşa

elektrik şokları yaşatan bir örneğiniz varken, (belediyeler için) mahiyetinizdeki çalışanları dışarı yollamakta sıkıntı çekerken, vatandaşa elzem hizmetleri dahi götürmekte zorlanırken, özetle elinizi attığınızı kurutmuşken, başınıza angarya almak istemenizin altında sebep ararsam komplo teorisi mi üretmiş olurum sizce?

KIB-TEK yetmedi, bir de SU-TEK mi gelsin başımıza? Kimse lafı eveleyip gevelemesin. Suyun belediyelere güzel bir kaynak olacağını düşünüyorsunuz ama artık bu halk haksız faturalar ödemek istemiyor. Suyu daha ucuza kullanmak, tarlalarını yeşertmek, ekonomik olarak güç kazanmak istiyor. (Şayet su bugünkünden daha pahalı olursa o zaman hep beraber dökülelim sokaklara.)

Ha; suyu istemeyen bir gurup daha var. Onların derdi işletmeden değil, suyun Kıbrıs Türkünün elini güçlendirmesi korkusundan. “Ne olursa olsun, illaki çözüm olsun” ekolünün temsilcilerine göre suyun gelmesi demek, Kıbrıs Türkünün masada dik durması, birçok pazarlığa oturabilmesi demek. Tabi o zaman da Rumların her dediğine “evet” demek yerine, mütekabiliyet çerçevesinde “bir adım ben, bir adım sen”li müzakerelere geçilecek. Yazık ki Kıbrıs Türkü içindeki, Türkiye’yi düşman gibi gören bir kesim, yukarıdaki sebeplerden ötürü suyun kendilerine sağlayacağı avantajı istemiyor, son yüzyıl içinde dünyadaki savaşlarının minvalinin su olacağını bildiği halde…

Böyle bir nimete “bela” diyen zihniyete kibarca “el- insaf” diyorum. Aşağı yukarı 1.6 milyar liraya mal olan proje çerçevesinde KKTC, 50 yıl boyunca susuzluk çekmeyecekse sorarım; Hangi siyasi hesap bundan daha önemli olabilir? Ve Rumların “Kıbrıs sorunu birkaç yıl içinde mutlaka çözülmeli, yoksa suya kavuşan Türkler bizi ezip geçecek” şeklindeki çekincesinin aynısının bizdeki “birtakım cenah” tarafından farklı bahanelerle ortaya konmasının nedeni nedir?

Share
1615 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2