logo

reklam

“ÇANAKKALE RUHU”


facebooktwitter
Mustafa ÇİÇEKLİ
ciceklireklam@hotmail.com
Çanakkale’de kaç yüz bin askerimizin şehid düştüğünü ancak  Allâhü Teâlâ Hazretleri, bilir.
Osmanlı askerleri için, Çanakkale de savaşmak büyük bir şerefti. Onurdu.
Osmanlı askeri, aç, sefil, bir halde Çanakkale sırtlarında savaştı. Seve seve can verdi.
Osmanlı askerlerinin o büyük heyecanlarının kaynağı ne idi?
Bu heyecan sadece Çanakkale sırtlarını korumak mıydı?
Bütün olumsuz şartlara rağmen, Bağdat, Halep, Şam-ı şerif, Kudüs, Süleymaniye, Kerkük, Urfa, Diyarbakır, Erzurum, Kars, Ardahan, Edirne, Trabzon Mersin… ve hemen hemen Osmanlının bütün Eyâlet, il ve ilçelerinden yüzbinlerce Müslüman genci, tahsillerini yarıda bırakarak; büyük bir heyecan ile Çanakkaleye koştular.
Hemen hemen hepsi şehadet şerbeti içti.
Osmanlı askerlerinin Çanakkale’de beşerî takatın üstünde bir başarı göstermeleri, canları pahasına Çanakkaleyi geçilmez kılmalarındaki asıl sebep ne idi?
Osmanlı askerinin heyecan, güç ve kuvvetlerinin kaynağı;
1-İmanları,
2-Şehâdetin yüce mertebesine inanmaları,
3-Âhiret (cennete) iman etmeleriydi.
Osmanlı askeri, “vatan sevgisinin imandan olduğuna” iman etmişlerdi.
Osmanlı askeri, şehâdet mertebesinin yüce bir mertebe olduğuna inanıyordu.
Şehidlerin günahları affolunduğu gibi, şehidlerin kıyamet gününde yakın akrabalarına şefaat edeceklerine inanıyorlardı.
Şehidlerin cennette gireceklerine inanıyorlardı.
Osmanlı askeri, cennet hayatının bu hayattan daha değerli olduğunu ve cennete girmenin en kolay yolunun  Allâhü Teâlâ Hazretlerinin yolunda şehadet şerbetini içmekten geçtiğine inanıyorlardı.
Osmanlı askerinin cennet nimetleri, cennet hûrîleri ve cennet hayatına olan özlemleri, onlara şehid olma sevdasını verdi.
Şu hadise Osmanlı askerinin şehid olmayı, yaşamaya tercih ettiklerinin en büyük kanıtıdır:
“Yüz binlerce Osmanlı askerine mezar olan Çanakkale Savaşlarında, emir eri olarak hizmet gören bir Mehmetçik, bir gün kumandana çıkarak:
-Komutanım, asker olmadan evvel köy imamından dinlemiştim. Harp meydanında şehîd olanlara Cennette huriler verilir, demişti.
Ben de fakir olduğum için köyde evlenemedim. Bana da müsaade et de, harbe gireyim orada şehid olup huri kızı ile evleneyim, der.
Komutan askerin bu sözlerini gülerek karşılar ve memnun olduğu bir askerin ölmesine razı olmadığı için göndermek istemez:
-“Sen işine bak!”  diyerek geri gönderir.
Fakat Mehmetçik, huri kızıyla evlenmeyi kafasına koymuştur. Bir kere, vazgeçmez dâvasından. Tekrar gelir :
– Komutanım, bütün arkadaşlar ölüp huri kızları alıyorlar. Ne olur bana da müsaade et, ben de gidip şehid olayım ve huri kızına kavuşayım, der.
Komutan onun safça sözlerine yine aldırış etmez ve kafası çalışsa böyle söylemez diyerek yine müsaade etmez.
Mehmetçik bir, iki, üç derken komutanı bıktırır ve ister – istemez :
– Haydi git de, ne halin varsa gör, der.
Komutanından müsaadeyi alan asker, doğru cepheye koşar ve en ön saflarda çatışmaya girer.
Takdir ilâhî o gün de şehadet şerbetini içer.
Akşam olur, savaş meydanını teftiş ve ölüp kalanları kontrol etmek için subaylar ölülerin arasında gezmeye başlarlar.
Bu arada o askerin subayı, kendisinden zorla izin alıp harbe giren askerini aramaktadır.
Bir müddet dolaştıktan sonra kendi emirerini görür, biraz üzgün biraz da kızgın vaziyette :
-Bu kadar İsrar etmen bunun için miydi? der ve askerin cesedine bakarak :
“Aldın mı huriyi?”  diye konuşur kendi kendine…
Bu sırada komutanına cevap vermesi lâzım gelen asker, iki parmağını yukarı doğru kaldırarak; bir değil, iki huri verdiler demek ister.
Askerin bu halini gören komutan hata ettiğini anlar ve emirerinin üzerine kapanarak:
-Beni affet, sana karşı bu sözleri söylemekle hata ettim, diyerek ağlar.
Ondan sonra kendisi de büyük bir iştiyakla savaşarak şehîd olur.
İşte, Çanakkale’yi geçilmez yapan ruh, bu ruhtur. Bu inançtır. Bu imandır.
(Bakınız: SALİHLERİN MENKIBELERİ, c. 10, s. 735; Ömer Faruk Hilmi)

Share
232 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kötü arkadaşlardan ayrıl!

    17 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kötü arkadaşlardan ayrıl! Şırnak civarında yetişen Velilerden Şeyh İbrahim Hakkı hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün fena arkadaşlara aldanan sevdiği bir genci görüp, şefkatli bir sesle; - Görüyorum ki, “Allah adamları” ile görüşmekten sıkılıyor, zenginlerle, dünyaya düşkün olanlarla bulunmak istiyorsun, buyurdu. Delikanlı mahcup bir eda ile önüne bakıyordu. Devam etti: - Aman oğlum! O kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, insanı sonsuz felakete götürür. Onların yağlı, tatlı yemekleri, zehir gibi gönlü öldür...
  • ÜNLÜLERİN KUAFÖR’Ü TAYFUN BAKIRHAN MAGAZİN GÜNDEMİ PROGRAMINA KONUK OLDU !

    16 Mayıs 2017 HABER ÖZEL, KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Ünlülerin kuaför'ü Tayfun Bakırhan ,hafta içi hergün yayınlanan magazin gündemi programında Kadir Balık'ın konuğu oldu. Programda çalışmalarıyla ilgili konuşan Bakırhan ,herşeyin gayet iyi olduğunu ve  devam ettiğini söyledi. Yakında  kendi sponsorluğunda  önemli bir projeyle hem medyada hemde  hayranlarının karşısında olacağınıda ifade etti.  ...
  • ETNOSPOR ETKİNLİKLERİ

    16 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ETNOSPOR ETKİNLİKLERİ İstanbul Yeni Kapı'da 11-14 Mayıs günleri, ETNOSPOR KÜLTÜR FESTİVALİ etkinlikleri düzenlenmiştir. Bu festivalin yapılmasını amaçlayan, kurum; hedeflerini şöyle açıklamaktadır, Dünya Etnospor Konfederasyonu, geleneksel sporların günümüzde yaşatılması ve uzmanlaşması için her türlü spor faaliyetini destekler. Geleneksel sporları var eden kültürel mirası, toplumun zenginliği olarak görür ve bu mirası korumayı görev bilir. Dünya Etnospor Konfederasyonu, çocukların eğitiminde önemli bir yere sahip olması hasebiyle sportif o...
  • Kemiğe yazılan yazı

    15 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kemiğe yazılan yazı Sa’d bin Ebi Vakkas, Kûfe vilayetine, Vali olup, ev yapmak arzu etti kendine. Arsa bulup, istedi onu satın almayı, Lakin bir mecusiye aitti yarı payı. Çağırıp buyurdu ki: (Bu hisseni bana sat!) Cevaben; (Satmam) dedi mecusi ona fakat. Para verdi ise de değerinden pek fazla, Yanaşmadı mecusi satmaya yine asla. Dediler ki: (Efendim bir mecusi kimseye, Ne lüzum var bu kadar fazla ısrar etmeye. Siz bugün valisiniz, o, mecusi bir kişi, Parasını vererek, bitirin hemen işi.) Mecusi bunu duyup, evine gitti h...
UA-36507442-2