logo

reklam

Çalışkan Mercekhaber’in sorularını yanıtladı

MÜSİAD Şanlıurfa Şube Başkanı Mehmet Çalışkan Mercekhaber Gazetesi’ne açıklamalarda bulundu.baskan-caliskandan-kadir-gecesi-mesaji-10495

MERCEKHABER: ”OHAL konusunda ne diyorsunuz, OHAL bir sıkı yönetim midir ? ”

MÜSİAD Şanlıurfa Şube Başkanı Mehmet Çalışkan ; ” Bu konu hukukçuların konusudur, yine de çok teknik olmasa bile dilim döndüğü kadar açıklayayım.

Olağanüstü Hal’i iyi anlatmak ve anlamak gerekiyor. İlkesel olarak, olağan yönetim biçimlerinden yana olduğumuzu, bu durumun bir an önce bitirilmesi gerektiğini belirtmek isterim. Evvela, sıkı yönetim ile OHAL (Olağanüstü Hal) birbirinden çok faklıdır. Her ikisi de idarenin normalin üstünde yetkiler ile donatılması söz konusudur. Ancak sıkı yönetim, OHAL’e göre çok daha ağır bir süreç. Ancak her ikisi de anayasanın verdiği bir yetki, bu bağlamda kullanılmasında beis yok. Tabii olarak, OHAL’in hangi maksatla alınmış ise buna matuf biçimde telakki edilip, ele alınması gerekir. Darbe konusu dışındaki alanlara taşması doğru olmaz, zira OHAL ne dedi, 15 Temmuz kalkışmasıdır. Bu bağlamdan koparılacağını düşünmüyorum. Peki sıkı yönetim ne, OHAL ne? Bunu kısaca anlatayım.
Bu konuda detaylı bilgilere ulaşmak kolay. Anayasamıza göre, Olağanüstü Hâl ilân yetkisi, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’na aittir. 1982 Anayasası üç tür Olağanüstü Hâl rejimine yer vermiştir. İki durumda olağanüstü hâl, diğer durumda sıkı yönetim ilân edilir. Doğal afet, tehlikeli salgın hastalıklar, ağır ekonomik bunalım Olağanüstü Hâl’e birinci sebeptir. Şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzenini ciddi şekilde bozması Olağanüstü Hâl ilanına ikinci sebeptir. Sıkı yönetim, savaş hali durumunda ilân edilir. Olağanüstü Hâl’i, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu ilân eder. Sıkı yönetimi, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Millî Güvenlik Kurulu’nun görüşünü aldıktan sonra ilan eder. Olağanüstü Hâl veya sıkı yönetim ilan edildikten sonra Resmi Gazete’de yayınlanır ve TBMM’ye sunulur. Olağanüstü Hâl ve sıkı yönetim 6 ay için ilan edilir. Gerekli şartlar oluştuğunda 4 ay uzatılabilir (TBMM uzatır). Sıkı yönetim ilan edildikten sonra, kolluk görev ve yetkileri askeri makamlara geçer, temel hak ve hürriyetler sınırlanabilir veya durdurulabilir. Bazı davalara Askeri Mahkemelerde bakılır. OHAL ilan edildiğine göre artık ülkemizde en çok bakılacak mevzuat, 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’dur. Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Olağanüstü Hal’in gerekli kıldığı konularda anayasanın 91. maddesindeki kısıtlamalara ve usule bağlı olmaksızın, kanun hükmünde kararnamemeler çıkarabilir. Bu kararnameler Resmi Gazete‘de yayımlanır ve aynı gün TBMM’nin onayına sunulur. Böylece, yasama faaliyetlerinin gerektirdiği süreç, yerini meclisin onay verip vermeyeceği metinlerin önüne indirilmesinden ibaret biçimde icra edilecektir. Yargısal erk açısından bakarsak, idari yargıda OHAL yetkisi kapsamındaki idari işlemlerin davalarında yürütmenin durdurulması kararı verilmesi mümkün değildir. OHAL yasası kapsamındaki suçlar için suçüstü haline ilişkin prosedür işletilecektir. Normalde, yakalanan veya tutuklanan kişilerin tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç 48 saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok 4 gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Ancak, OHAL’de bu süreler uzatılabilecektir. Tabi bizim tek beklentimiz, darbecilerin hızlı ve etkin biçimde ayıklanması ve masumların en ufak bir leke dahi almadan bu sürecin sonlanması ve herşeyin eskisine, hatta daha iyi bir yöne çevrilmesidir”
MERCEKHABER ; “Darbe kalkışmasıyla ilgili vatandaşa ne gibi önerileriniz var ? ”
MÜSİAD Şanlıurfa Şube Başkanı Mehmet Çalışkan: “Şu güzelim vatanda düşmanlık neden var anlamıyorum. Hepimize yeter bu vatan. Herkesin gözü bizim ülkemizde ancak bizi kandırıp birbirimize kırdırmak 100 yıldır farklı farklı gruplaşmalara bölmek ne kadar acı. Eğitim şart. Gelenek görenek 1000 yıllık kültürü yaşatmak şart. Saygı ve sevgi, anlayış şart. Türk’ü, Kürd’ü, Çerkez’i, Ermeni’si, Müslüman’ı, Hristiyan’ı, Musevisi, her türlü yasal siyasi görüşü birbirine hoş görmesi şart. Ayrımcılık, bölücük bizi sürekli gerileten şeyler. İçimizdeki hainler temizlendikten sonra, herkesi hoşgörülü olmaya davet ediyorum. Kimsenin kimseyi hor görmediği, saygılı olduğu, kendi insanını sevdiği bir ülke yaratmak bizlerin görevi. Çocuklarımıza mutlu, huzurlu, demokratik bir ülke bırakmak bizim görevimiz. İnşallah Allah bizim ülkemizi her türlü bölücülükten, teröristten ve hainden korusun.”
MERCEKHABER ; ”Bundan sonraki süreçte önerileriniz nedir ? ”
MÜSİAD Şanlıurfa Şube Başkanı Mehmet Çalışkan: “Tabiri caizse kıyametin kapısından döndük. Hadisenin sıcağı ile FETÖ’cülerin darbe yaptığını zannettik. Gelişmelerin detayları ortaya çıktıkça meselenin bu kadar basit olmadığı anlaşılmaya başlandı.

 

Erdoğan liderliğinde batıya ve küresel sisteme kafa tutan ve kendi silahını yapan , sürekli gelişen bir Türkiye ortaya çıkmıştı. Bunu istemiyorlardı. Çözüm, Erdoğan’ı ortadan kaldırmaktı. Bugüne kadar sayısız darbe ve ortadan kaldırma denemesi yapıldı. Allah’a hamd olsun hiçbiri başarılı olmadı.

 

‘BAŞARAMADIKÇA ÇILDIRDILAR’
FETÖ’cüler üzerinden ordu içinde ikilik çıkaracak ve devletin kozmik bilgilerine erişecek operasyonlar yaptılar, BAŞARAMADILAR.

 

29 Temmuz 2011’de bir anda Yüksek Askeri Şura (YAŞ) öncesi Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ile Kara Kuvvetleri Komutanı Erdal Ceylanoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eşref Uğur Yiğit ve Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Aksay’ı istifa ettirdiler. Erdoğan, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Necdet Özel’i Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Genelkurmay Başkan Vekilliği’ne getirerek girişimi püskürttüğü için BAŞARAMADILAR.

 

MİT’in ellerinden çıkması üzerine Hakan Fidan’ı alıp, onun üzerinden Erdoğan’ı tutuklamak istediler, BAŞARAMADILAR.
Gezi kalkışmasını yaptılar, BAŞARAMADILAR. 17/25 Aralıkta yargı darbesine kalkıştılar, BAŞARAMADILAR. MİT tırları ile darbeye giriştiler, BAŞARAMADILAR. Ekonomiyi sarsmak istediler, BAŞARAMADILAR. 8-6 Ekim 2014’de Türk-Kürt halkları arasında savaş provokasyonu denediler, BAŞARAMADILAR. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP-MHP koalisyonu kurdular, BAŞARAMADILAR. 7 Haziran seçimlerinde HDP’ye yüklenerek AK Parti’yi iktidardan uzaklaştırmak ve Erdoğan’ı indirmek istediler, kısmen başardılar. Oyunları 1 Kasım’da yine bozuldu, BAŞARAMADILAR. PKK’yı üstümüze yeniden salarak şehir işgalleri başlattılar, BAŞARAMADILAR. PKK ve PYD’yi Ankara’da devletin ana merkezlerine saldırttılar, BAŞARAMADILAR. Maşaları DAEŞ’e Türkiye’ye savaş ilan ettirip, terör faaliyetleri yaptılar, BAŞARAMADILAR.

 

BAŞARAMADIKÇA ÇILDIRDILAR, ÇILDIRDIKÇA ARSIZLAŞTILAR’

 

Nihayet şimdi; NATO ve ABD el ele vererek, FETÖ’cüler ile bir takım Kemalist, Ulusalcı ve Solcuları da aralarına ekleyerek Erdoğan’ı şehid etmeye, Cumhurbaşkanlığı’nı, TBMM’yi imha etmeye, Emniyet Genel Müdürlüğü’nü devre dışı bırakmaya, TÜRKSAT’ı yok ederek haberleşmeyi tümüyle ortadan kaldırmayı, Genelkurmay ve Kuvvet Komutanları’nı etkisizleştirmeye veya katletmeye, milleti devre dışı bırakmak için tanklarla üstlerine saldırmaya, bu sayede de TÜRKİYE’Yİ İŞGALE KALKIŞTILAR.

 

Bu darbe ve işgal planı, ABD’li subaylarca Pentagon ve ABD Dışişleri’nde yapıldı. İncirlikte uygulama toplantıları yapıldı. Hem de en az 12 defa. ( Bu arada bizim MİT’de uyudu)

 

Türkiye PKK liderlerini avlamaya başladığı, İsrail’in elini bükerek, Filistin’in ve bölgenin sahibi olduğunu hatırlattığı, Rusya ile barışıldığı günlerde, Medine’ye saldırıp, Suudi Arabistan’ı devre dışı bırakarak, Pakistan’da siyasilere orduya darbe çağrısı yaptırarak, Almanya’ya Ermeni tasarısı çıkartıp ilişkileri bozdurarak, CHP’nin Genel Başkanı’na, ‘Fransa’daki terörü Türkiye yaptırdı’ dedirterek, tam da Türkiye’nin Suriyelileri vatandaşlığa alacağını açıkladığı günlerde FETÖ’cülerle işbirliği içindeki WikiLeaks üzerinden tehditler savurmaya başladılar.

 

‘KÜRESEL MEDYAYI YENİDEN ÜSTÜMÜZE SALDIRTTILAR! DARBE YAPIP ÜLKEMİZİ İŞGALE YELTENDİLER! KATLİAM YAPTILAR! ‘

 

Yapan ABD, İngiltere, Almanya ve hatta Fransa. Tehlike bitti mi? Hayır, bitmedi. Daha henüz işin başındayız. Şu ana kadar millet liderine ve ülkesine sahip çıktı. Çıkmaya devam ettiği müddetçe BA-ŞA-RA-MA-YA-CAK-LAR! Sakın gevşemeyelim ve asla ümitsizliğe kapılmayalım”
MERCEKHABER : ”Son Olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz ? ”

 

MÜSİAD Şanlıurfa Şube Başkanı Mehmet Çalışkan : ”Daha huzurlu, barış, sevgi dolu günler geçirmeleri, kurban ve 30 Ağustos Zafer Bayramlarını kutlar, sevgi ve saygılarımı sunarım. Mercekhaber Gazetesi’ne de yayın hayatında başarılarının devamını dilerim.”

Share
2191 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

UA-36507442-2