logo

18 Ağustos 2015

ÇALIŞANLAR ENFLASYONA EZDİRİLMİYORMUŞ


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com

ÇALIŞANLAR ENFLASYONA EZDİRİLMİYORMUŞ

Ülkeyi yönetenlerin, çalışanlara yönelik yapmış oldukları önemli açıklamalardan birisi; Çalışanların, enflasyona ezdirilmemesi, konusudur.  Çalışanlar; enflasyon baz alınarak, korunmaya çalışılıyor. Söylemesi hoş, kulağa da güzel gelen bir değerlendirme. Evet, istek ve arzu, söylem budur. Gerçek öyle mi? Tabi ki; hayır.

Bu söylemin, yönetenler tarafından ilke edinilerek, hayata geçirilmesi kararı alınınca; ortada şöyle bir durum vardı. Çalışanlar, emekliler, artan fiyatlar karşısında; sürekli kaybeden taraf olmakta idiler. Yönetim kadrosu, bu gerçeği görerek; akıllarına göre; bir çözüm ürettiler. Bu kesimleri enflasyona karşı korumak, lazım. Bunu hayata geçirme adına çabalar sarf etmektedirler.

İşin özü; kendilerinin de ifade ettiği gibi, toplumun bu kesimi fiyat artışları karşısında; ezilmektedirler. Bu gerçeği, kabul ettikten sonra; bundan sonraki zam verme işlerinde; aldığımız kararı uygulayalım.  Yıllık enflasyon artışı kadar, zam verelim, dediler. Yani, o ana kadar, o kesimlerin enflasyon karşısında ezildikleri kabul ettiler. O eziklikleri ortadan kaldırıp, belirli bir seviyeye getirdikten sonra; var olan haksızlıklara bir çözüm üretmek yerine; o haksızlıkları, temel kabul edip; bundan sonraki zam oranlarımızı enflasyona göre ayarlayalım, kararını aldılar. Bu yanlış bir karardı.  Unutulan bir gerçek var. Altını çizelim. O da; bu kararı aldıkları ve uyguladıkları ana kadar; çalışanların ve emeklilerin, enflasyon tarafından ezildiği gerçeğidir.  Öncelikle yapılması gereken, var olan haksızlığın giderilerek, maddi açıdan var olan zararların telafi edilmesi idi . Öyle olmadı. Onlarda;  bu kesimlerin maddi açıdan o günkü şartlara göre; ezildiklerini, kabul etmelerine rağmen, o haksızlığı gidermek yerine; ileriye yönelik, var olan haksızlığın korunarak; enflasyon oranında zam verilmesi, ve o kararın  aynen uyguladılar.   Yani, enflasyon miktarında üzerine, ek  ücret  vererek;  önceki konumun, devam ettirilmesi gereğini vurguladılar. Böylece,  yönetimimiz zamanında da; enflasyon miktarı kadar, zam yapalım, dediler. Öyle uygulamaya devam etmektedirler.

Yani, senelerce önce; bu fikrin çıkışında var olan ezilme gerçeği, devam etmektedir.

Kendilerinin yaptıkları zamlara gelince; hep enflasyon tahminine göre; zam uygulamasına devam ettiler. Enflasyonu kim belirliyor? hangi kıstaslar var? orası da; ayrı bir tartışma konusudur. On yıl önce Bu Ülkede var olan fiyatlara baktığımız zaman; enflasyon oranının çok üzerinde artışlar olduğunu görmek için; çok fazla araştırma yapmaya gerek yoktur. Bir ev kirası; O gün 200 lira iken bugün aynı ev; 1000 liraya kiraya veriliyor. Ortalama 70 bin liraya satılan bir daire; Bugün,  300 bin liraya satılmaktadır. Bir tas çorba; 2 liradan beş lira olmuştur. On yıl önce seyahat ettiğiniz paranın bugün üç mislini vermektesiniz. Daha geçen sene mahalle çay evlerinde; 50 kuruş olan çay; bir lira olmuştur. Benzin, yeme, içme, seyahat, nbso online casino reviews araba, hatta; pazar fiyatlarının bile; ciddi analizlerini yaptığınız zaman; bu sonuçları görebilirsiniz. O halde sizin o kadar sene ödediğiniz zam miktarları; enflasyonun çok altında kalmıştır. Bunu ispat için; bu örnekleri verdim. Hayatın uygulandığı alandaki enflasyon rakamları ile; resmi rakamlar örtüşmemektedir. Altın, benzin, döviz, araba,  fiyatlarından hiç bahsetmiyorum.

Daha da; bana inanmıyorsanız, başka örnek vereyim. Bu sene içerisinde, hem akademisyenlere, hem yargı mensuplarına, hem bazı özel memur arkadaşlara; enflasyon miktarının çok üzerinde zamlar yaptınız. Neden? Çünkü, gerçek enflasyon miktarı olarak belirttiğiniz, resmi rakamlar kadar; diğer çalışanlara yaptığınız kadar, zam yapmak; o sonradan zam yaptığınız memurların zararını karşılamadı da; onun için. O zamlarla, bir kaç senelik kayıpların kapatıldığını; o alanda çalışan arkadaşlar, ifade ettiler. Kısacası, hayatın var olan enflasyon gerçeği, sizin ifade ettiğiniz enflasyon gerçeği ile örtüşmedi. O açığı kapatmak adına; yukarıda sıraladığımız, memur arkadaşlara zam yapmak zorunda kaldınız.

Bu   farklı memurlara yapılan zam ayrımcılığınız bile; çalışanlara ve emeklilere yapılan zam miktarının, enflasyon rakamları ile belirlenmesinin doğru olmadığının bir delilidir.  Kısacası; enflasyon rakamlarını belirleyen resmi kurum ile; hayatın içerisinde yaşanan enflasyon rakamlarının örtüşmediği, bir gerçektir.

Ülkeyi yönetenlerin, aynı özeni vergi toplamak konusunda; vergi oranlarını belirleme, vergi kaçakçılığını önleme, kayıt dışı ekonomiyi denetleme, konusunda yapmasını bekleriz.  Elektrik kaçağından, ihale yolsuzluklarında yapılan kaçaklardan, kurtarılmasını bekleriz. Ülkemiz o zaman daha çok zenginleşecek, DEVLETİMİZ, çalışanlarına istediği ücreti vermekte zorlanmayacaktır. Zengin daha zengin olmanın yollarını çalışarak, bulmalıdır. Fakir ve zengin arasındaki makas daralacaktır. Bugün uygulanan bazı politikalar; zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapmaktadır. Ülkeyi yönetenlerin bu konularda daha özen göstermelerini bekleriz. Çalışana ve emekliye verilecek zam miktarı; bazı spekülatörlerin bir gecede, yahut bir haftada değişik manevralarla; Devletten kazandıkları paranın yanında, hiç kalır. Özellikle Devletin ödeme yapacağı zamanlarda; piyasa oyunlarının ortaya çıkması dikkat çekicidir. Zaman, zaman Devleti yönetenlerin bu tür manevra yapanlardan nasıl rahatsız olduklarını duyuyoruz. O halde o tür manevra yapanların önü kesilmeli, gerekirse; idari ve cezai yaptırımlar, uygulanmalıdır.

Kısacası; Devlet, kendi kontrolünde olan çalışanına, emeklisine; zam yaparken, nasıl olsa bunlar benim emrim altında düşüncesinden vazgeçmelidir. Hayatın yaşanan enflasyonunu baz alarak, zamlar ayarlayabilir. Bu hareket, insanına sahip çıkmak anlamına geldiği gibi, insanının da Vatanına o oranda sahip çıkacağının, bir belgesidir. Yanlış insanlar tarafından; sulandırılmasının, önüne geçilmiş olur.

Son yapılan pazarlıklarda; sendika temsilcilerinin istediği rakamlar bile; bir yılda toplasanız, çeşitli şekillerde; sermayenin Devlete verdiği zarar karşısında; çok düşük kalır. Yani sendika temsilcileri bile; isterken bir ölçü koymaktadırlar, bunu demek istedim. Bir defaya mahsus bu temsilcilerin istediklerini yerine getirin. Ondan sonra resmi makamların belirlediği enflasyon rakamlarını, zam olarak uygulayın. Göreceksiniz, daha adaletli olacak ve şikayetler azalacaktır. Neden? yazımın başında da belirttiğim gibi, bu uygulamayı yapmaya karar verdiğiniz zamandaki; çalışanın, o anda, almış olduğu rakam;  o andaki, geçmişte hak ederek alması gereken rakam değildir. O nedenle siz, her yıl ne kadar enflasyon oranında zam verirseniz, veriniz.., o eski açığı kapatamazsınız…  Olaya, bir defa da bu açıdan bakmanızı dilerim. Hadi hayırlısı,  iyi sonuçlar beklemek, umudumuz…

 

Share
443 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehidin Son Mektubu

    27 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu Valideciğim, Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki, armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu, bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmes...
  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
UA-36507442-2