logo

Bunca yıl yapamadıklarımız


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği Kıbrıs Türk halkının kullanımına yönelik her akılcı projeye mali destek veriyor.

Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği bu mali desteği her sene artan bir şekilde kendi bütçesi içine koyuyor ama proje üretemeyen bürokratlarımız nedeniyle de her yıl milyonlarca TL kullanılmadığı için geri gidiyor.

Oysa ihtiyaçlar öylesine çok ki…

Tam 23 yıldır KKTC’nin en büyük üniversitesi olan Yakın Doğu Üniversitesinde görev yapıyorum. Yıllardır her sabah aracımla Mağusa’dan ve Girne’den Lefkoşa’ya gittim. Sabah’ın trafik keşmekeşi 23 yıl boyunca her yıl daha da artan boyutlarda gelişti. Bu konuda yazılar yazdım, öneriler yaptım ama dikkate alan hiç olmadı.  Halen Girne’de ikamet etmekteyim.

Yakın Doğu Üniversitesinin öğrenci sayısı 25 binleri geçti ama Lefkoşa Atatürk Kültür Parkı Fuar’ının yer aldığı kavşak hala ilk gün yapıldığı hali ile duruyor. Mevcut trafiği kaldırması neredeyse olanaksız olmasına rağmen ne bir el uzatan oldu, ne de iyileştirme yoluna gidildi.

2014 yılının Mayıs ayında üniversiteyi ana yola bağlayan yollar su boruları döşemek için kazıldı ve darmadağın edildi.  Aylarca sürülmüş tarlaya dönmüş yollarda araç kullanmak zorunda bırakıldı Yakın Doğu Üniversitesinde çalışanlar ve öğrenciler. Neredeyse bir buçuk yılı bulan bu zaman dilimi içinde herhalde milyonlarca TL yedek parça ve lastik alımına harcandı ama karayolları bu fırsatı yolda ve trafik düzeninde iyileştirmeler yapabilmek için değerlendiremedi. Halbuki orada doğu yönünden batı yönüne giden araçların Fuar alanı kavşağından kuzeye, yani üniversiteye dönüşünü tıkanma olmadan sağlayacak alt geçit sistemi bu dönem içinde yapılabilirdi.  Aylarca söz konusu kavşak kazı nedeni ile kullanılamaz durumdaydı. Projesi yapılsaydı, T.C. Yardım Heyeti buna kaynak yaratabilirdi.

Aynı sorun Gönyeli Kavşağı ile Kemal Aksay Caddesini Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’na bağlayan, kuzey tarafında petrol istasyonunun yer aldığı kavşakta da yaşanmakta.

Özellikle Kemal Aksay Caddesini Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’na bağlayan kavşakta iyileştirmek yapmak zeminin ve çevrenin uygun olması nedeni ile çok kolay. Kemal Aksay Caddesinden kuzey yönünde, Dr. Fazıl Küçük Bulvarına doğru ilerleyen bir aracın, yolun darlığı nedeni ile kuzeye ve batıya doğru gitmek için trafik ışıklarını bekleyen araçların arasında sıra beklemesi gerekmekte. Kavşağın sadece 1.5 metre veya tercihen 2.5 metre doğuya doğru kaydırılmasının,  oradaki trafik yoğunluğunu asgari olarak üçte bir oranında azaltacağı kesin. Yolun kendisinin değil, sadece bordürlerin kaydırılacağı bu iyileştirme için projesi de yapılabilir, kaynak da yaratılabilir.

Gönyeli çemberi ise tam bir zaman kaybetme, boşuna yakıt harcama tuzağı. Sabahları ve akşam üzerleri bu tuzağa ister istemez düşerseniz zaman kaybınız en azından toplam 20 ile

30 dakika arası, yakıt kaybınız da asgari 2 Litre. Gönyeli çemberinin çözümü, diğerlerine kıyasla çok daha zor. Yoncalı alt geçit yapmaktan başka çare yok gibi gözüküyor.

Bir de beni her gün üzen, Lefkoşa-Boğaz bölgesi arasında inşa edilmiş olan KKTC boyutlarına göre bir kasabadan daha da büyük boyutlardaki Bulut Apartmanlarında (tam adını bilmiyorum) yaşayan insanların çektiği trafik çilesi. Her kim ise hangi daire ise hangi bakanlık ise burada yaşayan insan topluluğunu yok farzetmiş ve ana yola çıkışlarını da yasaklamış. İzinler alınmış, orada koskoca bir kasaba inşa edilmiş ama ilgili Bakanlık, bu bölgenin ulaşım sorununu çözeceğine yasak getirerek, halının altına süpürmeyi tercih etmiş. Her sabah üniversiteye giderken, son derece tehlikeli bir şekilde bariyerlerin üzerinden atlayarak ana yolun içinde toplu taşıma aracı bekleyen onlarca öğrenci görüyorum. Bu kasaba büyüklüğündeki yerleşim yerinde yaşayanların kullanımına yönelik, toplu taşıma aracı bekleyebilmeleri için bir tane bile olsun üzerinde durağı olan bir cep dahi yapılmamış.

Bu, soruna çare bulmak yerine nasıl bir yasaklama zihniyetidir, nasıl bir cezalandırma mantığıdır anlamış değilim.

Devletin görevi sosyal amaçlı konularda yasak getirmek değil, çözüm bulmaktır. İlgili bürokratlarımızı bu konuda acil olarak göreve çağırıyorum.

Ata ATUN e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

16 Ekim 2015

Share
358 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2