logo

reklam

BU YOL HİKAYESİNİ BENDEN DİNLE


Dilek EJDER
gothereblackeagles4536@hotmail.com

timthumbBence bu ülkede evvela şu kafalar değişmeli… Bakınız çok küçük gibi görünen ama en büyük problemimiz ne biliyor musunuz? O halde biraz temele inelim ha, ne dersiniz?

Bizler çocuklarımızın her yaptığına, her dediğine müdahale ediyoruz, öyle değil mi? Peki neden? Neden olacak canım yanlışı doğruyu öğretebilmek adına…  Zigzagları öğretebilmek adına… Peki şu aramızda olan, onca sıfır beş yaş gurubu zihniyetlerin her yaptığına ve her dediğine neden sezsiz kalıyoruz? Yoksa kendi büyük olduğumuzu ya da ne bileyim akıllı olduğumuzu gösterme çabasımı bu? Büyük olan, tebessüm eder geçer ha, öylemi? Peki sıfır beş yaş gurubu imajına bürünenlere karşı sezsiz kalmak akıllılık mıdır? Değildir elbet… Peki toplumun tabiriyle; seviyesizlerin seviyesine inmek akıllılık mıdır?  Kişinin kendi ekseninde; “Evet” lakin ülke bazında ele alırsak akıllılık değildir tabi. Neden? Neden olacak canım böyle böyle mikrofonları, sıfır beş yaş gurubu zihniyetlerine uzatık.. Böyle böyle mikrofonları anlamayıpta anlıyormuş gibi yapanlara teslim ettik… Böyle böyle akılsızların, yanlışda olanların ses çıtasını yükseltik… Böyle böyle doğruluğun ses çıtasını alçalttık işte… Böyle böyle akıllılar sanık kürsüsüne çıkarıldı… Aklı beşten altıya ulaşamış olanlar ise sanırsınızki her biri bir jüri… Jüri edasında… Malum her program; yarışmacı ve jürilerle döndüğü için… Sıfır beş yaş gurubu, Jüri olma hevesi peşinde işte… Mesela; siz sarkımı söylüyorsunuz; ohooo bütün dinleyiciler jüri… Bakınız kimse dinleyici değil, dinleyicide kim olaki? Herkes jüri… Siz yazarmısınız; bütün okuyucular jüri… Adam yazının başlığını okur, ikinci satıra inmez; jüri kesilir… Yada sonuna kadar okumuştur okumasınada… Tam tersi anlamıştır… Yine jüri kesilir…  Siz tebessüm edip geçmek zorundaymışsınız gibi algı sitemi çökük zihniyetin eleştirisini dinlersiniz… İşte böyle böyle akıllı diye geçinen bizler yüzünden, sessiz kalıp tebessümle geçiştiren yine sözde biz akıllar yüzünden havlayan itler çoğaldı. Hainler dün gizlenirken, bugün bizler gizleniyoruz… Ha işte meselenin özü bu; İşte bu yüzden aptalların, gericilerin, hainlerin konuştuğu bir ülke olduk… Mikrofon bu gibi gericilerin elinde olduğu için yükselen ses; aptalların, vatan hainlerinin, sıfır beş yaş gurubu zihniyetinin elinde… Yüksek ses davanın avukatıdır… Sen sesini içine gömersen, kazanan taraf avukatı olan taraf olur… Biz doğruluğun, dürüstlüğün, vatanseverliğin, kardeşliği savunanların ses çıtası yok…  Sesimiz içimizde… Neymiş efendim;  gericilerin, vatan hainlerinin seviyesine inmemekmiş… Ülen daha ne olsun; vatan elden gidiyor.  Sesin çıkmadıkça, mikrofon onda kalacak…  Unutma yüksek ses davanın avukatıdır… Sesin içinde kalmasın kurban… Tavrın belli olsun… Sen konuş… Hain konuşmasın… Vatan hainlerinin, yobazların, gericilerin, amaçların aracı olanların, ibnelerin, lezbiyenlerin, vurucuların, kırıcıların, küfürbazların ses çıtası bi hayli yüksek… Sanırsınki onlar haklı… Sen gizlidesin… Saklanırsın… Böyle böyle soytarılar sultan olacakmış demek… Nereye varmak istediğimi anladınız sanırım?  Şimdi;bir yolculuğa başladık o halde… Bundan sonra bu yol hikayesini benden dinle… Dinle… Sevgilerimle Dilek EJDER

Share
433 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2