logo

reklam

Bu yıl Avrupa yerine, Türkiyeli KKTC’ye, KKTC’li Türkiye’ye


facebooktwitter
Yurdagül BEYOĞLU ATUN
yurdagulbeyoglu@hotmail.com

Yurdagül ATUN

Türkiye Cumhuriyeti Recep Tayyip Erdoğan’ın yurt dışındaki vatandaşlara turizm çağrısı çok önemli.

“Yurt dışındaki vatandaşlarımızdan sadece kendileri gelmekle kalmayıp, yaşadıkları ülkelerdeki komşularını, dostlarını, arkadaşlarını da ülkemize davet etmelerini istiyorum” diyor Erdoğan. Hatta adını da koymuş: “Komşunu Al Gel Kampanyası.”

Dış güçlerin Türkiye’yi “güvensiz” ülke konumuna getirip, dışarıdakilere, -terör olaylarının medyada yansıtılış şekliyle- Türkiye deyince Suriye, Irak, Mısır gibi ülkeler tahayyül edilmesini hedefleyen hıyanet planlarına ayak direyen Türk milletine yol haritalarını da sunuyor Cumhurbaşkanı Erdoğan.

Aklın yolu bir, yapılması gereken de tam da bu…

Erdoğan’ın sözleri evimizde eşimle konuştuklarımızın geniş kesimlere ulaşmışı. Türkiye’nin 2016 turizm istatistiklerine bakınca eşimle aynı şeyleri konuşmuş, aynı kararı almış olmamız tesadüf değil. Dövizin yükselmesiyle paramızın değerinin düşmesi ve turizmde yaşanan duraklama bizim de mecbur olmadıkça yurtdışına gitmeme kararı almamızın nedeni…

Kararlıyız; Seminer, konferans gibi mecburiyetler olmazsa Avrupa ülkelerine gitmeyeceğiz. Bunun yerine Türkiye’de görmediğimiz yerleri görmeyi planlıyoruz. Türkiye vatandaşlarının da tatil planlarını kendi ülkeleri ve aynı para birimini kullandıkları, aynı dili konuştukları KKTC’den yana kullanmalarını tavsiye ediyoruz.

KKTC’ye gelin… Yerimiz çok, komşunuzu da getirin. Molehiyamız, magarina bullimiz, bullezimiz, humusumuz, fırın kebabımız, hellimimiz, Kıbrıs köftemiz sizi bekliyor. Biz de buradan komşularımızı alıp Türkiye’ye geliyoruz. Gaziantepli baklavamızı hazırlasın, Ispartalı gül reçellerimizi, su böreğimizi hazırlasın, Karadenizli kara lahana dolmamızı hazırlasın, Konyalı etli ekmeğimizi hazırlasın, Adanalı kebabımızı hazırlasın, Eğirdirli kızarttığı balıkları göl kenarındaki masamıza getirsin, Egeli çiçek dolmamızla birlikte balığımızı sunsun binbir mezeyle. Karslı kaşarımızı, Vanlı kahvaltımızı hazır etsin bize… Aynı anda dört mevsimi yaşayan Anavatanın her bir insanı, Türk misafirperverliğini göstersin cümle aleme.

***

“Övünmek gibi olmasın ama Türküm”

Türkiye çok zor bir dönemden geçiyor. Belki de tarihinin en zor dönemlerinden biri… Düşmanda plan çok. Binbir entrika ve enstrümanla karşımıza dikiliyor, bir ülkeyi  zora sokacak ne kadar hamle varsa hepsini yapıyorlar.

Terörü tırmandırıyor, ekonomik yaptırımla uyguluyor hainler. Tüm bu hamleler, Türkiye’ye diz çöktürmek, bir korku atmosferi oluşturup, halkı canından bezdirecek noktaya getirmek, Türkiye’yi, Arap Baharı adı altında karıştırdıkları Ortadoğu ülkelerine benzetmek ve bölme planlarına meşruiyet temin etmek için…

Hesap edemedikleri; Türk milletinin her şarta uyum sağlama, kenetlenme kabiliyeti.

O yüzden bu milletin belini ekonomik kriz bükemiyor.

Etkileniyor, sendeliyor elbet ancak ayağını yorganına göre uzatmayı biliyor Türk halkı.

Son dönem o kadar çok kullanılıyor ki klişe oldu ama ben yine de kullanacağım: Şimdi siyasi farklılıkları bir yana bırakarak kenetlenme zamanı.

Aynı gemide gittiğimiz Hükümete kızıp, geminin altını delmek pek akıl işi olmadığından, genlerimizde bulunan her sıkıntıdan güçlenerek kalkma kabiliyetinden ötürü bunu da atlatacağız Allahın izniyle. Hem ben size daha İngiltere’deki bakımevlerinde hergün iki bakıma muhtaç yaşlının bakımsızlıktan öldüğünü, bir Afrika ülkesinde tedavi gören 97 akıl hastasının hayatını kaybettiğini anlatmadım. (İngiliz The Sun gazetesi, 2015 yılında hastanelerdeki 297 kişinin açlıktan ve 429’unun da susuzluktan öldüğünü öne sürerken, bakımevlerinde açlıktan ölenlerin sayısının 54, susuzluktan ölenlerin sayısının da 76 olduğunu kaydetmişti.) Bir dahaki sefere ben bunları yazacağım, siz de eminim “övünmek gibi olmasın ama Türküm” diyeceksiniz.

Yurdagül ATUN

Share
1007 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • VERGİ MİLLETLERİN KALKINMASININ TEMELİDİR

    30 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    VERGİ MİLLETLERİN KALKINMASININ TEMELİDİR Vergi, yeteri kadar toplanamamaktadır... Bu tespit, Sayın Maliye Bakanlığının yetkilileri tarafından, ifade edilmiştir. Genel olarak baktığımız zaman, gerçekten acı bir durumdur. En yetkili ağızlardan bunu duymak daha da acıdır. Yeteri kadar neden toplayamıyoruz? sorusunun cevabı, detaylı olarak açıklanmalı ve bu konuda halkımız bilgilendirilmelidir. Devletin yeni yapılanmasında; öncelikli konular arasında, ele alınması gereken ciddi bir meseledir. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuyu, ele alacağın...
  • Allah, kalbe bakar

    30 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Allah, kalbe bakar Hasan Sezai Efendi “rahmetullahi aleyh”, Edirne toprağını nurlandıran bir Veli. Nur yüzlü ve sevimliydi. Edirne’de 53 sene müddetle oranın halkına ilim ve feyz saçtı. Zahire değil, kalbin temizliğine önem verirdi. Bir gün bir genç nasihat istedi ondan. Cevabında; - Evlat! Bugün insanlar, yalnız zahirlerini süslüyorlar. Sen öyle yapma. Cenâb-ı Hak kullarının mal ve mevkilerine değil, kalblerine bakar, buyurdu. Bir gün derste; - İslamiyet’te en kıymetli şey nedir efendim? diye sordular...
  • ARTIK KAFAYI YEMEK ÜZERELER. YENİ TÜRKİYE BUNLARA BATIYOR!

    29 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Bunlar asla akıllanmayacak kadar kör ve hırslarının esiri olmuşlar. Yeni anayasa halk oylamasının ‘EVET’le sonuçlanmasını hazmedemeyen Kılıçdaroğlu ve avenesi iptal istemiyle İtiraz ettiği Yüksek seçim Kurulu, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’dan olumsuz cevap aldı. CHP şimdi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitti... AİHM referandum konusunda yapılan başvuruları gündemine almıyor.. AİHM referandum konusunu bir insan hakkı ya da kişisel hak olarak görmüyor ve bu konuda yapılan başvuruları geri çeviriyor. Cumhurbaşkanı ERDOĞAN ve AK parti iktida...
  • Puta tapılır mı?

    29 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Puta tapılır mı? Ebu Zer-i Gıfari, vakta ki etti iman, İstedi ki, kavuşsun bu devlete her insan. O, Müslüman olmanın sevinciyle, bu kere, Söyledi imanını Kâbe’de aşikâre. Müşrikler bunu duyup, üstüne saldırdılar. Bayılıncaya kadar, taş ve sopa vurdular. Sonra hazret-i Abbas görüp bu olanları, Ebu Zer’i kurtarıp, ikaz etti onları. Dedi: (Öyle bir yerde oturur ki bu adam, Ticaret kervanınız, önünden geçiyor tam. Buna öyle eziyet, işkence ederseniz, Bir daha siz oradan nasıl geçeceksiniz?) Müşriklerin elinden kurtulunca Eb...
UA-36507442-2