logo

reklam

BU ÜLKEYİ SİNDİRECEĞİNİ SANANLAR VAR!.


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

KİM BUNLAR?
Anayasa Mahkemesi’nin başvuru yapmış 20 bin kişi içinden çekip çıkardığı Dündar ve Erdem Gül’ün işledikleri suç ayan beyan ortada ama sonuçta yargının kararını hep beraber bekleyeceğiz. Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün MİT TIR’ları haberi nedeniyle yargılandığı davanın ilk duruşmasını Türkiye’den ve dünyadan birçok hak örgütü ve meslek örgütüyle birlikte, milletvekilleri ve İngiltere,Fransa ve Hollanda konsolosları da takip etti.. Mahkeme duruşmaların kapalı görülmesine ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Milli İstihbarat Teşkilatı’nın müdahilliğine karar vermişti.

 

Can Dündar’ın devletin ulusal güvenlikle ilgili sırlarını başkalarına vermek, yani casusluktan yargılandığı dava duruşmasını izleyenler arasında en dikkat çeken şahıs hiç şüphe yok ki, İngiltere’nin İstanbul Başkonsolosu Leigh Turner. İngiltere Can Dündar’a sahip çıkıyor ve büyükelçisini davaya gönderiyor.. Şimdi şunu soralım. Can Dündar adlı bu sözde gazeteci gerçekten vatanseverse ve Ülkemizin çıkarlarını kolluyorsa İngiliz büyükelçinin davada ne işi var… Oynanan oyunun tarzını göstermesi bakımından, bu yargılamaya katılanların durumu çok önemli.

 

İstanbul’daki konsoloslar mahkemeye geliyor..Bunlar kalkıp bu ülkenin içerisinde bir gövde gösterisini yapabilecek kadar haddi tecavüz edebiliyorlar. Siz kimsiniz. Sizin ne işiniz var orada? Diplomasinin de bir edebi var, adabı var. Burası senin ülken değil, Sen konsolosluk binası veya konsolosluk sınırları içerisinde hareket edebilirsin, diğerleri izne tabidir.

 

Önce Can Dündar’ın bu görüntüleri kimden aldığını bir kez daha hatırlayalım:
Cezaevinde yazdığı ve en az yine bir villa parası kazandıracak popülist – oportünist kitabında şöyle diyor “ Bana MİT Tırları’yla ilgili görüntüleri solcu bir milletvekili arkadaşım getirdi”
Yıllarca sırtını büyük patronlara yaslayıp ‘İktidar namlunun ucunda’ diyen Sol’un şiddetini roman tize eden bu şahsın ne olduğu ayan beyan ortadadır.
Ancak Dündar ekibi hazırlıklarına önceden başladı. Dündar’ın AYM kararıyla cezaevinden tahliye olurken Türkiye halkını ve Cumhurbaşkanı’nı tehdit ederek startını verdiği işi sürdürdüler.
Adıyla sanıyla medya trolleri devreye girdi. Mahkeme heyetinde yer alabilecek olası isimleri hedef gösterdiler. Mahkemenin arifesinde de avukatlar, mahkeme heyetini Twitter’da açıktan tehdit etmeye başladılar.

 

Evet, tüm saydıklarım, Dündar’ın bir trol gazetesi haline getirdiği, Feyzioğlu’nun, Balbay’ın bile “terör ve cemaat seviciliğini” eleştirerek “okumayacağım” dediği Cumhuriyet’in her gün ilk sayfasında “diktatörlük” diye anonslanan o ülkede yaşandı.
Altın vuruşu ise, İngiltere Başkonsolosu Leigh Turner yaptı. Ülkesinin müttefiki Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı casuslukla suçlanan gazetecilerin davasına destek vermek için kalktı adliyeye kadar geldi. PKK-HDP, devletin kurucu partisi CHP ve Cemaat zaten oradaydı.
Arkadaş siz nasıl yan yana geldiniz? Hadi diyelim hep beraberdiniz de bu ülkenin yurtsever geçinen solcularının, sosyal demokratlarının bazıları sizde ne buldu?

 

Gazetecilik refleksi
Düşünün, bir ülkenin Cumhurbaşkanı başka bir ülkede yaşanan terör saldırısının ardından, özetle “saldırganlarla ilgili istihbaratı kendilerine ulaştırmıştık, gereğini yapmamışlar” diyor. Söz konusu AB ülkesinin iki bakanı da istifalarını veriyor. Ve o Cumhurbaşkanının ülkesindeki bazı gazeteciler bu skandalda haber değeri bile görmüyor. Niçin? Çünkü gazeteci değiller! Peki, neyle meşguller, daha önemli işleri ne? Hiç, takılmışlar Cemaat’in peşine, sabah akşam bir ABD’li savcıyı seviyorlar.

 

Af edersiniz…
Halkın meşru temsilcilerine karşı Gezi, 17 Aralık, PKK, taş sopa ,Molotof kullandılar. Her seferinde de bu halkın tokadını yediler. Öylesine çaresiz kaldılar ki, her zor durumda olduğu gibi, yangın anında kırılacak cama kafa atıp batılı efendilerine sarıldılar.

 

Düşünün, bir Amerikalı savcının, Türkiye ile alakası olmayan bir soruşturmada ABD ambargosunu delmekle suçladığı bir işadamına karşı iddialarından medet umar haldeler. Neymiş, bu savcı Türkiye halkının ve devletinin temsilcisi Cumhurbaşkanı’na kadar yürüyebilirmiş?
Biliyorum her siyasi görüşten okur, yazının buradan sonrasında bir es verip “Hop, af edersiniz ama…” diye söyleniyor.
Sonuna kadar da haklılar.
Gelin görün ki bu saçmalığa inananlar, dahası bu saçmalıkla, ülkeye sahip çıkanları çocuk korkutur gibi sindireceklerini sananlar var.
Nasıldı o nida: Cööööö!

Share
316 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • NEREDE DEVLET – BURADA DEVLET

    21 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Gururlanmamak mümkün mü? Pazartesi gecesi (16.01.2017) saat 23:40 Reina katliamı sanığını Türk polisi, tek kurşun atmadan kimsenin burnunu kanatmadan, 20 dakikalık bir operasyonla dünyanın en iyi yetiştirilmiş 4 dil bilen DEAŞ’lı terörist (adına kurban ola) Abdülkadir Maşharipov’u hücre evinde, hemde suç ortaklarıyla canlı olarak yakalamıştır. Olaya, bir katil yakalama diye bakarsak gerçekten basit bir vakadır. Ama burda bir katil değil, dünya’yı rahatsız eden ve binlerce insanı katleden, yurdundan, yuvasından eden, dünya’yı yeniden dizayn etm...
  • Allahım..! İşlerin Hepsi Güzel.

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Adamın biri bir gün bahçesinde otururken Hayvan dışkısından top yapan bir böceği görmüş, böcek pisliği ayakları ile yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş: - Ey Allahım! Her şeyi çok güzel çok hoş yaratmışsın da, şu böceği sırf pislikle uğraşsın diye mi yarattın? Aradan bir kaç ay geçmiş adam umarsız bir hastalığa yakalanmış. Derdine kimseler çare bulamamış. En sonunda bilge bir doktor ''Bak demiş bazen bahçelerde gezen bir böcek olur ayakları ile pislik yuvarlar işte o yuvarladığı pisliklerden 40 gün boyunca aralıksız yiye...
  • “ VƏTƏNÇİN ÖLƏNƏ ÖLÜ DEYİLMƏZ! ”

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

          Yenicə ATA olmuşdu. Valideyn olmağın sevincini yaşayırdı. SƏNGƏRDƏKİ dostları ilə bölüşdü, çin olmuş arzusunun səadətini. Həyata ilk qədəmlərini atan oğlunu görmək, onu qucağına almaq, cənnət ətirli qoxusunu duymaq üçün günləri sayırdı. Qəlbi ümidlər, arzular, xəyallar ümmanına çevrilmişdi... Amma düşmən gülləsi aman vermədi, oğlunun şirin qığıltısını eşitməyə. Onun beşiyi başında səngərdən, hərbdən, qanlı döyüşlərdən, qolları üstündə gözlərini yuman şəhid igidlərdən bəhs edən hekayətlərini birər-birər nəql etməyə. Ömrü qə...
  • Azadlıq Şəhidləri

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Allah yolunda öldürülənlərə(şəhid olanlara)”ölü deməyin”.Əksinə,onlar (Allah dərgahında) diridirlər,lakin siz bunu dərk etmirsiniz. “Bəqərə” sürəsi 154                        Azərbaycan tarixinin qızıl səhvələrinə bir ölməzlik dastanı yazdılar. Məğrur baxışları soyuq daşlara həkk olundu. Sabahı düşünmədən Azadlıq toxumunu torpağa səpdilər. Nə tank,nə güllə,nədəki ölüm yollarında döndərə bilmədi.Ürəklərdə əbədi məskən saldılar.Elə bir məskənki,məzarları belə olmasa bir millətin bir ulusun qəlbində yaşayacaqlar. İllər,əsirlər bel...
UA-36507442-2