logo

reklam

“Bu nasıl bakış açısı?”


facebooktwitter
Nevzat ERTEKİNOĞLU
nevzatertekinoglu@hotmail.com

Merhabalar sevgili okurlarım. Öncelikle Başta siz değerli okurlarım olmak üzere Tüm İslam aleminin Ramazan Ayını tebrik eder, Ülkemize ve tüm Müslümanlara refah ve huzur getirmesini temenni ederim.

 

Malumunuz üzere Ben Mali Müşavirim. Mesleğim gereği bir çok değişik yerdeki firmalara gidiyorum ve bir çok insanla tanışma ve muhabbet olanağı buluyorum. Geçtiğimiz Cuma günü Mükellefim olan bir firmaya gittim. İş nedeniyle bir kişi geldi ve Firma yetkilisini beklemeye başladı. Ancak adamın bakışları, jest ve mimikleri bir şeyler konuşmak istediğini anlatır gibiydi. En nihayetinde dayanamadı ve oruç meselesinden kapıyı araladı. Keşke aralamasaydı, öyle şeyler anlattı ki akıllara ziyan…

 

Tüm söylediklerini (Bazı argoları keserek) aynen kelimesi kelimesine anlatacağım. Öncelikle oruç tutmadığını bizimde tutup tutmadığımızı sorarak kapıyı aralamış oldu. Kendisinin tutamadığını, ilaç kullandığını (Ki tutup tutmaması beni ilgilendirmez o kendi bileceği iş) söyledi. Ardında yuvarlayıp konuyu imam hatipler getirdi.

 

Türkiye’nin gelişmesinin önündeki en büyük engelin imam hatipler ve imam hatip zihniyetliler olduğunu söyledi. Konuştukça açıldı mübarek. İmam hatiplerde kuran ve dini eğitim verilmesinin saçma olduğunu, bunada gerek olmadığını dile getirdi. Ak partiden ve özellikle Erdoğan’dan nefret ettiğini, Ak partili insanlarla birlikte yaşamak istemediğini söyledi. Türkiye’nin parçalanmasını canı gönülden istediğini ve bununda çok uzun sürmeyeceğini söyledi. Bu kelimeden sonra aynı ortamda bulunan Altan bey çok sinirlenerek müdahaleye başladı ve tartışma alevlendi. Türkiye’de yaşayan Kemalist ve çağdaş kesim olarak kendilerinin, Akp zihniyetiyle bir arada yaşamak istemediklerini ve Çağdaş Kemalistlerle Akp zihniyetlerinin ayrı devletler halinde yaşamak istediklerini ve bununda fazla uzun zaman almadan gerçekleşeceğini söyledi bu zat. Okuyan kesim ve zenginlerin Akp yi sevmediğini, Kırsal kesim ve cahillerin Akpli olduğunu, Bu okumuş ve çağdaş kesimin, Akpli cahilleri sırtında taşıma zorunluluğu bulunmadığını anlattı. Hatta Ak partililerdense Fetöcüleri tercih edeceğini söyleyecek kadar ileri gitti bu zat.

 

Neden böyle düşündüğünü ve yanlış düşündüğünü söyledim kendisine. Oda, Özellikle son yıllarda yolsuzlukların arttığını, Adam kayırmaların inanılmaz boyutlara ulaştığını, Ak Partili teşkilatlarının insanlara tepeden baktığını ve aşırı şımardıklarını söyledi. Bu son söylediklerinin bazılarına katılıyorum elbette. Özellikle Adam kayırma ve Teşkilatların tepeden bakması ve şımarmaları konusunda ona destek verdim. Bunların eleştiri konusu olabileceğini, ancak diğer anlattıklarıyla bu eleştirilerin alakasız olduğunu söyledim kendisine.

 

Altan bey müdahale etti. Siz ve sizin gibilerin kin ve nefretlerini anlayamıyorum, İnsan hakları ve özgürlükleri dilinden düşürmeyen sizler, sizden olmayanların yok olmasını istiyorsunuz bu nasıl bir tezattır dedi. Tartışma şiddetlenmişti, bende dinliyordum sadece…

 

Altan bey; Bir ortamda Sizin gibi düşünen kadınlar oturuyor ve oraya bir baş örtülü kadın geldiğinde neredeyse parçalayacak oluyorlar. Ancak aynı durumda Baş örtülülerin olduğu bir ortama sizden birini gittiği zaman gayet normal ve anlayışla karşılandıklarını, aralarındaki farkında bu olduğunu söyledi.

 

Bu zatın neredeyse iki kelimesinden birinde Atatürk kelimesini kullanmasına acayip sinirlendi Altan bey. Sizin gibi Atatürkçü geçinen insanların sayesinde insanlar Atatürk’ten uzaklaşıyor, Atatürk hayatta olsa sizleri arasında asla barındırmazdı dedi. Olayı koparan son sözlere gelecek olursak. Bu zat, Siz ve sizin gibi düşünenler gidip İran’da yaşayın dedi öfkeyle. Altan beyde, Biz bu vatanın asıl sahipleriyiz, asıl siz gidip Vatikan’da yaşayın dedi. Bu son cümlelerden sonra Firma yetkilisi devreye girmek zorunda kaldı ve tartışmayı noktaladı.

 

Kelimesi kelimesine anlatmaya çalıştım söylenenleri. Azı var fazlası yoktur inanın yazdıklarımda.

 

Vel hasıl, bu zatın bakış açısını ve söylediklerini anlamakta zorluk çekiyorum ve dahi anlamakta istemem. Her hangi bir siyasi partiyi, Lideri veya oy verenleri sevmeyebiliriz. Ancak herkes birbirine saygı göstermek zorundadır. Hele böyle zırvalamaların arasına Atatürk ve Atatürkçülüğü yerleştirmesi kabul edilebilir bişey değildi. Çünkü bu en başta gerçek Atatürkçü’lere hakaretti bana göre. Ne diyeyim, Allah ıslah eylesin.

 

Bu can sıkıcı Meselenin üzerine, Değerli Abim AHLAT’ lı Hemşerim RECEP EYİGÜN beyin Ahlat’ım şiirinden bir dörtlük paylaşarak güzel nokta koyalım isterim.

 

Allah’ın Lütfusun bize hediye,

Severler insanı insandır diye,

Sorarlar Aleme bu kavga niye,

Güzeldir insanı huyu AHLAT’ın…

 

YAZAR – MALİ MÜŞAVİR

NEVZAT ERTEKNOĞLU

nevzatertekinoglu@hotmail.com

Etiketler: »
Share
276 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • YENİDEN HAYAT..

    28 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Dişimi çektiriyordum. Doktor, dişimi çekmeye zorlanırken, o da damaktan kopmamak için âdetâ direniyordu. Ben, morfinin verdiği rahatlıkla, acı çekmek yerine, bu ibretli manzarayı hayalen seyrediyordum. Bu hal bana ölümü hatırlatmıştı. Şöyle düşünmüştüm: bu diş, çekilmeden az önce damakla, ağızla, beyinle, kısacası bütün bir bedenle alâkalı idi. Ama, çekilir çekilmez, bütün bu alâkaları kaybetti. Artık o, diş değil bir kemikti. Ölen insan da öyle değil miydi? Ölmeden az önce onun bedeni, hava ile, gıda ile, yer küresinin dönüşü, güneşin doğuş...
  • “28 Haziran 2016” Terörü Lanetliyorum

    28 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    28 Haziran 2016 yılında İstanbul Atatürk Havalimanına yapılan hain terör saldırında şehit düşen bütün kardeşlerimin mekanı cennet olsun. Ruhları şad olsun!   Türkiye Cumhuriyeti Devleti topraklarında son zamanlarda hedef almakta olan hain terör saldırılarından biri “28 Haziran 2016” yılında “İstanbul Atatürk Havalimanında” gerçekleşen saldırıdır. Hain terör örgütü adına canlı bomba olarak masum insanların arasına dalmış ve bunun sonucunda bazı kardeşlerimiz şehit olmuş, bazı kardeşlerimizde ciddi anlamda yaralanmışlardı.    Yaşamla...
  • MÜNAFIKLIK-İKİYÜZLÜLÜK..

    27 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kur’an’da “mü’minler, müslümanlar, mücâhidler, sâdıklar, sâlihler…” vb. tabiri caizse “yağlı ballı” nitelemeleri üzerimizi almaya pek bayılırız da… “Yahudiler, Hristıyanlar, münâfıklar, akılsızlar, fikirsizler, kafasızlar, sefihler (beyinsizler), sağırlar, körler, dilsizler, kitap yüklü eşekler, dilini sarkıtan köpekler, Hamanlar, Karunlar, Hahamlar, Ruhbanlar” vb. sıfat ve nitelemeleri duyunca arkamıza bakınırız… Kesin bizden bahsetmiyordur! Bunları Kurtlar Vadisi’nde “Çakır” rolü üzerine yapışıp kalan dizi oyuncusu gibi (ki kurtulmak...
  • Yağ,sevgi yağışım, yağ!

    27 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Dəli    külək    əsir .  Yağmur    öz    həzin    nəğməsini    damla - damla ürəyimin    hər    döyüntüsünə   köçürür .  Narın    damlaların    altında düşüncələrim ,  sanki    cilalanır , ruhum   rahatlıq    tapır .  Rüzgarları , yağmurları , bir   də   dənizi   çox   sevirəm . Yağmurlu    yollarda    adlaya - adlaya   yenə   də    ürəyim   SƏNİNLƏ həmsöhbət    olub .  Yenə   qəlbimdəki    təmiz    sevginin    al   şəfəqlərinə boyanıb,  həsrətli    yollarda    azıb    qalan   gözlərim .  Yollar ,  bəlkə  də SƏNİ    gözləməkdən     yorul...
UA-36507442-2