logo

reklam

BOŞUNA UĞRAŞIYORLAR. GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE GELİYOR.


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com
  • Türkiye’de siyasiler, yeni anayasa ve başkanlıktan kaçamazlar. Başkanlık sistemine karşı çıkanlar yanlış bir iş yapıyorlar, bunun önünde durmaları mümkün değil. Türkiye bu dönüşümü yaşayacaktır. Direnenler sadece kendi bilançolarına zarar yazarlar.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘yeni Anayasa’ ve ‘Başkanlık Sistemi’ dedikçe; içten ve dıştan, yani ülkemizin kalkınmaması için çaba gösteren yabancı devletler ve onların yerli işbirlikçileri koro halinde yaygarayı koparıyorlar. ‘Tek adam’ olur, ‘diktatörlük’ doğurur, ‘demokrasi sekteye uğrar’ türünden söylemlerle ortalığı velveleye veren bu kesim; karşılarında kararlı ve bir o kadar da cesur duran Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önünü kesmek için oyun üzerine oyun tezgâhlamaktan geri kalmıyorlar. Ancak… Bu kesimin hala kavrayamadıkları bir şey var. Halkın iradesi…

    Hem yeni anayasaya hem başkanlık sistemine destek her geçen gün artıyor. Son araştırmada başkanlık sistemine destek yüzde 55, yeni anayasaya destek ise 59,6 olarak görünüyor. Türkiye, başkanlık sistemine giden yola girmiştir. Bunun önüne duvar örmeye çalışanlar boşuna uğraşıyor.

    Halk her seferinde son sözü söylüyor ama bu, deyim yerinde ise; ‘azgın güruh’ tüm saldırılarında Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef yapmaktan geri kalmıyor. Sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan olsa iyi; ailesi, yakınları ve dava arkadaşları da bu saldırıdan nasiplerini alıyorlar. Peki, ne oluyor? Yine son sözü; sırtını ‘halka’ ve ‘Hak’ka’ dayayan Recep Tayyip Erdoğan söylüyor: ”Biz bu yola kefenlerimizi giyip de çıktık. Geri dönen namerttir. Bu millet hak ettiği yerde olacaktır. Bizler faniyiz, kalıcı olan ise Türk Devleti’dir. Bu konuda önümüze çıkan tüm olumsulukları göğüslemeye hazırız.” Şimdi; bu açıdan bakıldığına ve şu ana kadar ola gelen olaylar incelendiğinde, ‘Başkanlık Sistemi’nde de son sözü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söyleyeceğini iddia etmemiz yanlış olmaz. Emin olun; ‘Başkanlık Sistemi’ devreye mutlaka girecektir. Aslında başkanlığa karşı çıkmalarının basit bir sebebi var: Başkanlık seçimini AK Parti adayının kazanacağını biliyorlar. Kafalarının arkasında bir tek gerçeklik var; “Millet bizden birini başkan seçmez. AK Parti’nin desteklediği biri; hatta Recep Tayyip Erdoğan başkan olur. Bunun önünü kesmemiz lazım” diyorlar.

    Peki; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülkenin geleceğini aydınlatmak adına, üzerinde ısrarla durduğu bu sistem nasıl işleyecek? Maksatlı olarak engellenmek istenen model nedir? Gelin birlikte göz atalım: Başkan, Cumhurbaşkanı yerine “devlet başkanı” sıfatını alacak. Yürütme yetkisi devlet başkanına ait olacak. Türkiye Cumhuriyetini ve Türk milletinin birliğini temsil edecek. Anayasa’nın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetecek, genel siyaseti yürütecek. Başkan; kanunları onaylayacak, gerekirse TBMM’ye geri gönderecek. Kanunların Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde iptal davası açabilecek. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başkomutanı olacak; üst düzey kamu yöneticilerini atayacak ve görevlerine son verebilecek. Bakanlar, başkan tarafından Meclis dışından atanacak ve görevden alınacak. Her bakan, başkana karşı sorumlu olacak.

    Başkan, ihtiyaç duyduğu konularda başkanlık kararnamesi çıkarabilecek. Bir konuda başkanlık kararnamesi çıkarılabilmesi için kanunlarda o konuyu düzenleyen uygulanabilir açık hükümlerin bulunmaması gerekecek. Başkan, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olması şartıyla, yönetmelik de çıkarabilecek. Bu modelde, devlet başkanına kararname çıkarma yetkisi veriliyor. Bu yetki, ABD’deki başkanlık sisteminde yok. AK Parti önerisinde devlet başkanına kamu görevlilerini, büyük elçileri ve bazı yüksek yargı mensuplarını atama yetkisi veriliyor. ABD’de bu yetki, senatonun onayına bağlı. Bu model, Fransa’da uygulanan yarı başkanlık sistemiyle de uyuşmuyor. Yarı başkanlıkta halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanı, parlamentoya karşı sorumlu bir başbakan ve bakanlar kurulu var. AK Parti’nin önerdiği sistemde ise parlamentoya karşı sorumlu bir başbakan ve kabine yok. Hükümetin güvenoyu ile parlamentoya karşı sorumluluğu bulunmuyor. Yani; Türkiye’ye özgü, Başkanlık Modeli…

    Kılıçdaroğlu, kongrelerinde hiç yakışık almayacak şekilde Sayın Cumhurbaşkanımıza saldırdı. Akıllı bir parti lideri, milletin yüzde 52’sinin oyunu almış, anketlerde de daha fazlasını alabileceği görülen bir Cumhurbaşkanına ağza alınmayacak ifadelerle neden hücum eder? Azıcık siyasi basireti olsa bunu yapmaz. Demek ki siyasi basiretten yoksun.

    Amaç ne? Türkiye Devleti’nin kalkınmasının hızlı bir şekilde yürütülmesi, geleceğe emin adımlar atılması. Milletin refahının ve toplumsal bütünlüğün sağlanması… Sıkıntı ne? Görünen o ki; bölgesinde söz sahibi, piyon değil oyun kurucu, dik duran, İslam’ın bayraktarlığını üstlenen güçlü bir Türkiye geliyor. … Şimdi anladınız mı saldırıların sebebini? Anayasa Komisyonu’nda olumlu bir tavır sergilerlerse bilançolarına zarar yazmazlar ancak kırmızıçizgiler çizer, olumsuz tavır sergilerlerse bu işi millet yapar. 317 milletvekili ile anayasa değişikliği için referanduma gidilebilir mi? (330 oy gerekiyor) Gidilebilir. Anayasa değişikliği ”gizli oy”la yapılan bir şeydir. Birileri diktatörlükten falan bahsederek saçmalıyor. Türkiye tamamen demokrasinin yerleştiği, sivil toplumun kuvvetlendiği, basının çeşitlendiği, herkesin fikrini söyleyebildiği bir ülke, Türkiye’de bundan 70-80 yıl öncesinin riskleri yok..

Share
250 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ağlayıp âh ederdi

    25 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ağlayıp âh ederdi Hazret-i Ebu Bekir dünyadan göçtüğünde, Cümle eshab ağlayıp, yaş döktüler o günde. Hep ağlama sesleri, kapladı ortalığı. Zira Resulullahın, O idi dert ortağı. O günlerde eshabtan, birkaç kişi geldiler. Muhterem zevcesini taziye eylediler. Ve ona dediler ki: (Hazret-i Ebu Bekri, Biz iyi tanıyoruz çoktu faziletleri. Lakin bunlardan ayrı, bizim bilmediğimiz, Varsa bazı halleri, bize söyler misiniz? Gündüz yaptığı işler, malumdur biz eshaba. Ve lakin geceleri ne yapardı acaba?) Onların bu şekilde sualine c...
  • Kürtler bağımsızlık ve tanınma istiyor, ya Biz?

    25 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Bu referandumun yapılabilmesi için öncelikle bağımsız bir “Seçim Kurulu'nun oluşturulması olmazsa olmaz bir uluslararası kural. Bu yapılmazsa oylama “Diktatörlük” veya da “Dernek Seçimi” olarak addediliyor. Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani geçmiş aylarda yaptığı açıklamada “Kürt halkı için referandum yolu ile gelecekleri hakkında vermenin zamanı gelmiştir ve ortam da uygundur” diyerek, Kürtlerin gelecekleri konusunda karar verme zamanının geldiğini uluslararası kamuoyuna işittirmişti. DEAŞ´ın karşı çıkmasına ve IKBY b...
  • Güneş durdu yerinde

    24 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Güneş durdu yerinde Şam şehrinde medfun Evliyadan Seyyid Muslihiddin Efendi ”rahmetullahi aleyh“, bir gün Peygamber efendimiz aleyhisselamdan bahsederken şunu anlattı sevdiklerine: Peygamber efendimiz bir gün evlerinde otururken hazret-i Ali de “radıyallahü teâlâ anh” yanlarındaydı. O esnada Cebrail aleyhisselam bir vahiy getirdi. Efendimiz aleyhisselam, vahyin ağırlığından mübarek başlarını hazret-i Ali’nin dizine koydular. Vakit, ikindiyle akşam arasıydı. Ve güneş batana kadar kaldıramadılar başlarını. ...
  • Bugünün işini, yarına bırakma!

    23 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bugünün işini, yarına bırakma! Buhara’da yetişen Evliyadan Seyyid Emir Burhan hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün bir gence; - Ey kıymetli oğlum! Bugün, her istediğini kolayca yapabilecek bir haldesin. Gençliğin, sıhhatin, gücün, kuvvetin, malın ve rahatlığın bir arada bulunduğu bir zamandasın, buyurdu. Sonsuz saadete kavuşturacak sebeplere yapışmayı, yarar işleri yapmayı yarına bırakma, hemen yap. Delikanlı sordu. - Ne yapmamı tavsiye edersiniz efendim? - İnsan ömrünün en iyi zamanı olan bu gençlik gün...
UA-36507442-2