logo

BİZ


Dilek EJDER
gothereblackeagles4536@hotmail.com

büyükBiz;

Biz her sabah evlerimize gazete alan bir milletiz ama sadece başlıklarını okuyarak sonunu da anladığımızı idaa eden bir milletiz aynı zamanda.

Biz;

Bize zevklerimiz sorulduğunda, en başta sinemaya tiyatroya giden bir milletiz…

Oysaki tövbe billah ne sinemanın “S” sini, nede tiyatronun “T”sini görmek ve de duymak isteriz…

Öyle laf olsun, torba dolsun işte…

Ha inanmıyorsanız, en son hangi filme yada hangi tiyatroya gittiğimizi sorun bakalım…

Cevabımız gevelemek olacak, şimdiden peşin peşin söyleyeyim.

Biz;

Biz’e sorulduğunda kitap okumaktan hoşlanan bir milletiz ancak ekranlarda reklamı dönen yazarlardan gayrısını da tanımayız…

Ha, reklamı dönen kitapların da sadece adını biliriz çoğu zaman;

Öyle günlerde orda bur da sorulduğunda ballandıra ballandıra çok da güzel olduğunu söyleriz. Maksat bellolmasın.

Oysa söylediklerimizin bir başkalarından duyduklarımızın tekrarı olduğunu, biz söyleyenlerde biliriz, nbso online casino reviews bizi duyanlarda…

İnanmıyorsanız okunan kitabın içeriğiyle irdeleyiniz bakalım, hatta içeriğini az çok duymuşuzdur, ki duyduğumuzu tekrarlarız ya…

Siz iyisi mi duyulmadık nüanslardan irdeleyiniz, göreceksiniz ki bu bir duyum haritasıdır.

 

Sosyal medyada, bazen kendi sayfamda da bu gibi şeylerle karşılaşıyorum; yapılan yorumun, sadece başlıktan çıkarılan sonucu olduğunu biliyorum.

Belki tamda kendisinin içinden geçenler içerikte yer almıştır ama o sadece başlığı okumuşsa oda haklıdır.

Haksız kim öyleyse?

Biz kalemler mi yoksa?

Ne yapalım gayrı?

Bir sayfa yazı bin bir türlü elekten geçmektedir de okuyucu bu emeği göz ardı edip sadece başlığı okuyorsa sahi bizler içeriğini neden yazıyoruz ki?

Neden bin bir türlü elekten geçirip emeğin harmanında rüzgara veriyoruz ki yazıların samanını ve neden çer çöpünü ayıklıyoruz ki?

Nasılsa sadece başlıklar okunuyor.

Millet olarak, sadece atılan başlıklar değil de, başlık altı içeriklerin okunması dileğiyle; işte o zaman ne şiş yanacak, nede kebap.

İşte o zaman, eleştiriler de başımızın gözümüzün üstüne, buda böyle biline.

Ama önce bütünü gör, parçasına razıyız biz; sen parçasını görüp tümünü parçalarsan ona kim razı olabilir ki, bizde olalım.

Tekrar ediyorum;

Millet olarak, sadece atılan başlıklar değil, başlık altı içeriklerin okunması dileğiyle. Sevgilerimle Dilek EJDER

 

 

 

Share
3044 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehidin Son Mektubu

    27 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu Valideciğim, Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki, armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu, bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmes...
  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
UA-36507442-2