logo

“Biz hangi mahkemede hakkımızı arayacağız”?.


Mehmet Sıtkı ALOĞLU
memetaloglu123@hotmail.com
Değerli okuyucular,basta mercek haberin yayin hayatin başarılar diliyorum.Tüm calışanlarina ve yayın kuruluna saygılar gönderiyorum. Malumunuz dünya meseleleri ülke gündemini enaz secim.kadar meşgul etmekde , bilhassa AB parlamentosu ve Vatikan ın 1915 Ermeni meselesini kendi gundemlerinde birinci siraya oturtması çok manidar, Turkiye hem bölgesel bir terörün tam ortasında ve seçim.sürecinde olduğundan , alınan bu kararların ülkemizi stratejik.olarak etkilemesi istenmekde ve Türk halkının kafası karıştırılarak , büyük kaos ortamı arzu edilmektedir.İnşallah bu nifak emellerine nail olmayacak ve halkın sağ duyusu ve güçlü Türk ordusu onların düşmanca yaklasımına çekince koymaya vesile olacakdır. Ne olmuştur 1914-15 de Tebaa i sadikun olan Ermeni toplumu hem Osmanlı devletine bas kaldırmıs , hem de iç ayaklanmayla , bir çok cephede çarpışan Türk milletinin zayif tarafını yakalayarak sahipsiz ve güçsüz kalan bölgelerde terör yaratmış ve zavallı insanları kılıcdan geçirerek katliamlara sebebiyet vermişdir. Simdi ben size ailemin Sanlıurfa da yasadigi bir acı hatırayı anlatacağım. Dedem Binbasi Sıddık Aloglu Ülkesini işgal edip, pis postallariyla sahabe kabirlerinde tepinen işgalci askerleri yurdundan yuvasindan atip püskürtmek için savaşirken, Merd adam yigid adam devrin tuccari eşrafdan Aloglu Osman Şanliurfa da ayaklanan ermenilerle , gencler cephelerde olduğu için yaşlilarla mücadele vermektedir.Yinede ermeni komşusu olan hemşehrileriyle, komşularıyla bir sosyal hukuku olduğundan savaşan müslümanlara “”Sakin olaki, namusa el atmayin, onlar bizim dir, bizim namusuzdur”” diyerek mahalledeki ermeni ailelerin hanimlarini kizlarimi gelirlerini , komşu namusu dur diyerek , günlerce evinde barindirmis, korumuş, doyurmuş ve evladi gibi hamilik yapmistir. Fakat Ermeni komitacilarTaşnak ve Hincak ermeni militanları evlerinde barindirmis ve keskin nisancilari pencere aralarindan müslüman avlamistir. İste o ermeni komsu ailelerden İbrikciyanlar Yasli basli büyük dedemiz Aloglu Osman bir cuma günü namaza giderken, ev halki “gitme baba seni öldürür ermeniler” demesine rağmen ,””cuma namazi kilmam lazim, hem ben namuslarini koruyorum “demiş ve camiye gitmek için evden çekmiştir.Fakat maalesef Rizvaniye cami merdivenlerinde komsusu İbrikciyanlarin evindeki Ermeni militanin kursunlariyla cami dibinde sehadet şerbeti içmiştir. Biz çocukken babam hala daha kan izlerini bana gösterir ve hayiflanirdi.Ruhu şad olsun…. Ben de olanlara üzülüyorum. Herkes üzülüyor. Peki bu Avrupaya ne oluyor. Şimdi soruyorum size “”biz hangi mahkemede hakkimizi arayacagız”?.
Şanlıurfa da Müslüman mahalelerindeki evlerin kuyularinda hala daha genç kizlarin inleme ve ağlama sesleri gelmektedir…. Keşke AB parlamento üyeleri Urfaya gelip,o kuyul ara kulagini dayadiginında o canhiraş iniltileri titreyerek duyacaktır.
Tehcir olmuştur.Fakat yuzyillarca Tebaa i sadikun olarak fermanla dokunulmazligi olan bir milletin, İngiliz ve Ruslara alet olup kendi oz vatanindaki yönetime isyan edip ayaklanmamaliydi.Osmanli onlari hep korurken onlar ise hem güneydoğudan Suryanileri daha güneye Cole kovup yerlerine sahip oldular hemde bu defa müslüman nüfusa kiyima başladılar. Savasin acimasiz kanunu…İç savaşlarda zayif olan ve maglub olan yükler gider, bu her zaman aynidir. Bu hicbir zaman değişmez ve hala da aynidir. Bakin doğuda müslümanlar güneye daha güvenli bölgelere indiler.Erzurumda Kars da Agri da akan kan İslamin kaniydi. Urfaya binlerce müslüman o donemde doğudan yalin ayak basacik geldi… Kisacasi kendilerini çok masum gösteriyorlar ve hristiyan alemi bununla bizi tutsak etmeye calusiyor. Dikkat edelim.büyüyen Turkiye yi hazm edemeyen çok ülke var dikkatli davranıp iç meseleleri bitirmeye çalışan ve bana gore büyük bir proje olan çözüm süreci ni çok iyi okuyup takip edip, Turkiye yi bölgede lider ülke yapabiliriz.Saygilarımla. Sıtkı Aloglu.

Share
502 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2