logo

reklam

‘Bir musibet bin nasihatten iyidir’


facebooktwitter
Mustafa ÇİÇEKLİ
ciceklireklam@hotmail.com
karşımızdakine ne kadar nasihat edersek edelim, ne kadar yaptığının yanlış olduğunu söylersek söyleyelim; karşımızda ki insanın başına gelmeden bu durumu anlamayacagını belirten söz öbeğidir. yani bir kere yanlış bir şey yaptığında ve onun acısını çektiğinde durumu anlıycaktır; fakat laflarımız boş gelebilecektir.
İnsanı üstün yapanın düşünebilme yetisi olduğu söyleniyor. Güdüleri kontrol etmeyi beceremeyen bir akıl insanı nasıl doğadaki diğer canlılardan üstün kılar anlamıyorum. Hayvanlardan daha vahşi daha canavarca hislerle yaşayan insanların olduğu bu dünyada ben insanın üstünlüğüne inanmıyorum. Dünyanın başına gelmiş en büyük felaketiz. Sadece doğayı değil diğer tüm canlılarla birlikte kendi türümüzü de katledip türlü zulümler ediyoruz. Ama sorarsan aklımız bize bahşedilen en büyük lütuf. İnsanı insanlığından utandıran insan müsveddeleriyle dolu bu dünyada.
Hayatımdaki kimseyi başımın üstünde taşımamayı benimle olmak isteyenlere yanımda yer vermeyi öğreneli çok oldu. Gidene kal denmemesi gerektiğini ama bazen kalana git denmesi gerektiğini de öğrendim haliyle. İnsanın öğrenmesi gereken en zor şey kimin için huzurlu mutlu yalnızlığına sırt çevireceğidir. İnsan kendini sevdiği müddetçe yalnızlığı ona dosttur, kendini sevmeyi bilemeyene en büyük düşman. İnsanın dikkat etmesi gereken şey şu ki; karşısındaki kişi tarafından dost olarak mı yoksa yalnızlığını gideren öylesine biri olarak mı görülüyor. Ben kendime en çok başkasının yalnızlığını gideren öylesine biri olduğumu öğrendiğimde kızıyorum. Çünkü o insana harcadığım zamana ve duygulara yazık olduğunu düşünüyorum. Yalnız kalmaktan korktuğu için yanımızda yer almayı tercih eden insanları çok geç farkediyoruz ne yazıkki. Bir insanın bende tek kare fotoğrafı vardır tabiri caiz ise,o da vedası. Bir insanla yolumu nasıl ayırdığım çok önemli. Çünkü insanlarla gerçek tanışmalarımız aslında vedalarımızdır. Öyle dostlarım oldu ki yol ayrımına geldiğimizde vedalaşmaktan acı duyduğum. Bunu izaha gerek yok. Bazı insanların vedaları bile güzeldir işte. Bazıları da bütün güzel günlere rağmen kıra döke gider, affedilmesi mümkün olmayan sözler yada hatalarla. İşte böyle olduğu zaman kızıyorum kendime. Nasıl oldu da izin verdim hayatıma girmelerine? Nasıl yalnızlığıma yüz çevirdim onlar için? İnsanın en zor öğrendiği şeymiş meğer hangi yolda kiminle yürüneceğini doğru seçmek. Yalnız kalmaktan korkan insan kendini kucaklamayı bilemeyen insandır bence ki kendini sevemeyen başkalarnı hiç sevemez. İşte böyle insanlarla yol yürünmez. Çünkü sizden daha iyi bir liman bulduklarında sizi terkederler ama bu sizin için işin en iyi tarafıdır çünkü gereksiz kalabalık eden sahte insanlardan kurtulursunuz. Kötü kısmı ise böyle insanlar için yüz çevirdiğiniz o yalnızlığın tokat gibi yüzünüze çarpmasıdır. Neyseki fazla kırılgan değildir yalnızlık çabuk affeder sizi. Ama siz affedemezsiniz işte kendinizi…
ÇÜNKÜ”‘Bir musibet bin nasihatten iyidir’

Share
260 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2