logo

reklam

BİR KEZ DAHA ÇANAKKALE…


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com
BİR KEZ DAHA ÇANAKKALE.

 

Sivas  Anadolu Kız İmam Hatip Lisesi öğrencileri, İSTANBUL’ dan başlayarak, ÇANAKKALE’ de bitecek bir gezi tertiplemişler. Biz, davetleri üzerine, bu geziye İstanbul’ dan katılarak; eşlik etmeye çalıştık.  Uzun bir yolculuktan sonra; gelen kardeşlerimizi karşıladık. Umarım, faydamız olmuştur.
İstanbul ziyaretleri; Marmara İLAHİYAT FAKÜLTESİ, Camisinden başlayarak; Fatih Saray Burnu sosyal tesislerinde sona erdi. Bu kısacık zamanda; Sultan Ahmet Camii, Ayasofya, Gülhane Parkı, Panaroma 1453, Miniatürk, zamanın elverdiği süre içerisinde; ziyaret edildi. İkinci günün başlangıcı; Eyüb Sultan Camiinde; sabah namazı ile başladı.  Merkez Efendi Camiinde; Cuma namazı, kılınarak devam edildi.   Tarihi açıdan, Manevi ortamlardan; yararlanmak adına, bu anlamdaki ziyaretler çoğunlukta idi. Ne de olsa; İstanbul demek; Boğaz demek olduğu için; boğaz turu ile nihayete erdi.
Fethin yapıldığı zaman dilimine gelmesi; Gençler üzerinde; tarihin derinliklerindeki, fetih coşkusunu, hatırlamak adına; güzel bir zamanlama idi.
Burada benim değinmek istediğim konu; gezinin detaylarını anlatmak değildir. İmam Hatip neslinin; bir bütünlüğünün, birlikteliğinin, beraberliğinin, nasıl olabileceğini; yaşayarak, yaşatarak; bir kez daha ortaya koymasıdır. Eski mezunların; okuyan kardeşlerine; sahiplenme, yardım etme, yanındayız deme, çaba ve gayretleri; her türlü takdirin üzerindedir. Emeği geçenlerden; Allah razı olsun. Dileğim; bu bütünlüğün, bu fikirde ve yaşayışta; aynı hedefte olmanın getirdiği birlikteliğin; her zaman canlılığını koruyarak; devam etmesidir. Hiç bir hesaba, beklentiye, yarar ilişkisine dayanmayan; samimi, içten kardeşlik dayanışmasının; hep başarılı olmasıdır. Bu  uzun soluklu yarışta; herkes, yaptığı çaba ve gayretle anılacaktır. Allah’ın yardımı; bu hesapsız, endişesiz, beklentisiz; gayret sarf edenlerin üzerine olsun.
İstanbul’ dan sonraki durağımız, Çanakkale idi. Ülkemizin son günlerde yaşadığı, sıkıntılı anları, düşünürsek; Çanakkale’nin, önemi bir kez daha ortaya çıkar. Bu şanlı ecdadın; Anadoluyu hepten yok etmeye çalışan, güçlere karşı; kükremesidir, kafa tutmasıdır. Ölürüz, ancak; size teslim olmayız, mesajıdır. Bu savaşın detaylarından bahsedecek değilim. Oraya, anlık dahi olsa; gidip ziyaret edenler; yaşanan olayların büyüklüğünü; hissedebiliyorlar.
Günümüzde; bir takım güçlerin esiri olan; malum terör örgütlerinin hedefi de; Çanakkale’de, bize kafa tutanların hedefi ile; örtüşmektedir. Bir destansı olaylar zinciri; O, bölgemizde yaşanmaktadır. Çanakkale’de, tüm dünyaya kafa tutan neslin torunları; yine aynı inançla, kararlılıkla; Ülkemizin farklı bölgesinde; Dünyaya kafa tutmaya, devam ediyorlar. Aynı Çanaakkale ruhunda, olduğu gibi.
Çanakkale şehitliğinde gördüğüm manzara;  oraya gelen gençlerin, ziyaretçilerin, heyecanı, hassasiyeti; bana biraz da; malum bölgede devam eden olaylara karşı; bir tepki, karşı koyma, nefret etme, kabul etmeme, mesajlarını içeren bir yapı gibi, geldi. Vatan aşkı imandandır, ilkesinin, dışa vuruş şekli gibiydi.
Ziyaretçilerin, gençlerin bu konudaki coşkusu; izlenmeye değerdi.
Bu arada; Bu muhteşem toprakları ziyaret etmek için; kilometrelerce uzaktan gelen insanlara; yapılan bazı tavır ve davranışlardan hoşnut kalmadığımızı, ifade edeyim. Sayın Çanakkale Belediye başkanının; malum siyasi parti barajı geçtiği zaman, pilav dağıtma eylemini aklımda tutarak; bazı itirazlarda bulunayım. Gelen ziyaretçi yoğunluğuna karşı; alınan tedbirler yetersiz. Konaklama yerleri, lokanta ve kafeler; yeteri kadar temiz değil. Anlaşılan denetim mekanizması, yeteri kadar çalışmıyor. Sanki yöre halkının esnafının, bir kısmı; oraya gelen ziyaretçileri; yolunacak kaz, gibi görüyorlar.  Oranın manevi havasından oldukça uzaktalar.
Rehberlerin bir kısmı; Çanakkale savaşı ve ruhunu anlayamamış; çarpık ve eksik bilgilerle; gelen ziyaretçileri bilgilendirmeye çalışıyorlar.  Lokantalar, temizlikten oldukça uzak. Özellikle; tüm rehber arkadaşların, yönlendirme yaparak; yemek ihtiyacını karşılamak için, götürdükleri Alçıtepe köyü, içerisindeki yemek ortamları; temizlikten, hizmetten oldukça uzak.  Bu muhteşem toprakların; manevi ikliminden uzak bir şeklide davranıyorlar. Bu yerin, sanki maddi açıdan kazanımlarını, elde etmek için; adeta çırpınıyorlar. Ancak, temizlik ve hizmet yeterli değil. Çanakkale ruhuna yakışmıyor, o ruhtan uzaklaşmışlar.
Bu konuda, ziyaretçilerin seslerini duyarak; yetkililerin gerekli tedbirleri almalarını umuyoruz.
Çanakkale ziyareti, gençler açısından oldukça önemliydi. Beklentimiz, orada yaşanan olayların içeriğini yeteri kadar, araştırarak, öğrenerek; daha doğru, daha net bilgilere ulaşmalarıdır.
Ayrıca, Bu mekanı; bir gelir amacı gibi algılayarak; ruhundan habersiz, tavır ve davranışlar içerisinde bulunan; tüm hizmet eden arkadaşların da; işlerini daha ciddi ve daha düzgün yapmalarını öneriyoruz.
Çanakkale’den, Bursa’ya geçiyoruz. Sanki Çanakkale’ de yaşanan hüzünlü anları, unutmak istiyoruz… Bursa, kadim şehir. Osmanlı ocağı. Fetihlerin başlangıç yeri. Sanki bu inanışın simgesi olan ULU Camii; Huzur, sukunet, tefekkür, tevekkül, ortamı… sessizlik… Yüce Rabbim’e teslimiyet…  Şadırvandan akan suyun; zamanla raks edişi… İçeride sadece şadırvandan akan suyun; ifade ettiği manalar…
Bursa’ya gelip de;  Osman gaziye, Orhan gaziye, Murat hanlara , Yıldırıma, selam vermeden gitmek olur mu? Emir sultana selam vermeden gitmek olur mu? Şahlanışın simgesi; Bursa’ya selam olsun…
Her başlangıcın bir sonu gibi; tüm öğrenci kardeşlerimizden, gençlerimizden ayrılıyoruz. Umarız, fethin ve fethin sembolleri olan, bu topraklardan;  manevi açıdan, yeteri kadar yaralanmışlardır, bilgilenmişlerdir. O havayı, o ruhu, hissetmişlerdir.
Bir gezinin ardından; eskisiyle, yenisiyle; bir neslin daha kavuşmasına şahit olduk. Hayaller bir, hedefler bir,  gönüller bir, gayeler aynı, dudaklarda mırıldanan dualar aynı… Bir tarafta hayatın başlangıcında olan genç nesiller, öbür tarafta aynı yolun emektarı, eski nesiller… Kutlu bir yolculuk… Genç kardeşlerini ağırlayan, sahiplenen, ikramda bulunan, yorgun gözlerde; geleceğin nesline bakarak; duyulan sevinç, nemlenen gözlere, dönüşmüş…  Talı bir heyecan, talı bir gülümseme …farklı bir heyecan… farklı bir duygu…  Sorumluluğunu, görevini yerine getirmenin, yüze vuran; mutluluk ifadesi… Yaşamayanın anlayamayacağı, yaşayanın anlatamayacağı farklı bir duygu…
Bir kez daha Çanakkale dedik… direnişin simgesi… Bir kez daha Bursa dedik; fethin, coşkunun simgesi… Bir kez daha İSTANBUL, MEDENİYETİN DÜNYAYA TANITILMASI… Ne mutlu bu manayı anlayan, anlamaya çalışan, gayret eden genç nesillere… Ne mutlu onları bu amaçla büyüten anne, babalara, öğretmenlere … Selam olsun… selam  olsun… selam  olsun… Kutlu davanın tüm yolcularına  selam  olsun…

Share
249 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KUŞ ile DERVİŞ

    18 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    " KUŞ ile DERVİŞ Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler.Hz. Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır ve ona sorar... "Bu kuş senden şikayetçi, neden kanadını kırdın?" Derviş kendini savunur.. "Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı." Bunun üzerine, Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki... "Bak, bu adam da haklı. Sen...
  • TEVHÎD ve MÂRİFET

    17 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    TEVHÎD ve MÂRİFET Tevhîd, kadîm olanı (başı ve başlangıcı olmayanı), hâdis (sonradan) olandan ayırmak ve bundan (hâdis olandan) O’na (kadîm olana) yönelmektir. Kadîm olan yalnızca Allah Teâlâ olduğu için, tevhîd yalnızca O’nu görmek ve O’nu duymaktır. O’nunla birlikte hâdis olan şeyleri ve hatta kendi varlığını da görüp hisseden bir kimse, farklı mahiyetteki iki şeyi görüp duyduğu için tevhîd’ten uzaklaşmış ve ikiliği kabul etmiş olur. Kadîm ile hâdisin mahiyetleri birbirinden farklı oldukları için, hâdisin özellik ve sıfatları olan şekillilik...
  • Türkiye Cumhuriyeti Ülkesi ve “Başkanlık Sistemi”

    17 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Başkanlık sistemi yeryüzünde modern olup demokratik siyasetin zeminini en iyi şekilde kabul edendir. Siyasi düzlemde “Başkanlık Sistemi’ne” bakıldığı zaman Türkiye Cumhuriyeti milletinin egemenliğine yaslanan demokratik bir yönetim şeklidir. Bundan dolayı başkanlık sistemi, parlamenter sistem ve yarı olan başkanlıkla beraber modern demokratik bir yönetim sistemini ortaya koymaktadır.   Başkanlık sistemi diğer sistemlerin hepsinden apayrı ve doğru olan bir yönetim sistemidir. Başkanlık sistemi, yarı başkanlık ve parlamenter sistemlerden ço...
  • Cenevre depremi

    17 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Bir hafta öncesinden Yunanistan Dışişleri bakanı Nikos Kocias tarafından sabote edileceğini yazdığım ve televizyonlarda da dile getirdiğim Cenevre Konferansı sonrasında, Rum lider Nikos Anastasiadis’in twitter mesajlarına göz attım, Rum tarafında neler olup bittiğini ve nelerin konuşulduğunu öğrenmek için. Bu yazımı yazana kadar Rum lider Nikos Anastasiadis’in attığı son yedi tweet aynen aşağıdaki gibi. 1 Aralık günü, Kıbrıs için yapılacak müzakerelerde karar almak yönünde sorumluluk aldım. Sonuçlar bu kararı desteklemektedir. Garantilerin...
UA-36507442-2