logo

reklam

Beyaz Kimlik Yanlışlığı


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Türkiye’den ülkemize çalışmak veya da ülkemizi yeni bir vatan olarak görüp yeni bir yaşama başlamak amacı ile gelen kardeşlerimizi adadan kaçırmak için yıllarca elden geleni yaptı bazı siyasilerimiz, bürokratlarımız ve de insanlarımız.

Hastalıklı beyinler, Nazi Almanya’sı döneminde Yahudilere uygulanan fiziki şiddetin eşdeğeri olarak tanımlanabilecek ruhsal işkence veya da manevi işkence yöntemlerini bir bir icat ettiler ve uygulamaya koydular sırf Türkiye’den ülkemize gelen kardeşlerimizi kaçırmak için.

Aşağıladılar, terslediler, haklarını gasp ettiler, akıl almaz cezalar ve bürokratik engeller ürettiler, çalışma izni çıkaramasınlar veya da yenilemesinler diye olmadık bürokratik eziyet yöntemleri icat ettiler ve nihayetinde de birçok kardeşimiz bu eziyetten bıkıp “lanet olsun” diyerek Türkiye’ye geri döndü.

Geri dönmesine döndüler ve de hastalıklı beyinler de “bunlardan kurtulduk” diye bayram etti ama yapılan yanlışın bedelini yıllar içinde hep birlikte ödeyeceğiz.

Nüfusun azalmasından dolayı göreceli olarak piyasada dönen para miktarı da azaldığından ekonomi ister istemez geri vites taktı ve geri gitmeye başladı. Çeşitli üretim sektörlerinde işçi, ara elemanı ve üretici eleman kalmadığı için bu sektörler, başta inşaat sektörü olmak üzere tehlike sinyalleri veriyor şimdilerde.

Siyasilerin ve üst düzey bürokratların adeta övünerek yaptıkları 60 bin kişi geri döndü, 80 bin kişi geri gitti açıklamalarının bedelini KKTC halkı, ekonomi, hizmet piyasası ve en fazla da Sosyal Sigortalar Dairesi ödemeye başladı. Bürokratik eziyetten ve de yapay engellerden bıkarak Türkiye’ye geri giden kardeşlerimizin Sosyal Sigortalar Dairesine ve İhtiyat Sandığına yatırdıkları primlerin arkası kesilince, Sosyal Sigortalar Dairesi mali kriz içine girdi aniden. Emekli ettiği kişilerin emekli maaşlarını ödemek için, bir dönem kendi gelirleri yeterli olan ve de yatırımları giderlerini karşılayan Sosyal Sigortalar Dairesi bir müddettir her ay devlet bütçesinden katkı almak acizliğine düştü.

Devlet olarak bir gün kendi gelirlerimizle ayakta durmak istiyorsak, anahtar konumundaki etkenlerin bir tanesinin de nüfusumuzun daha fazla olması gerektiğini iyice bilmemiz ve anlamamız gerektiğidir.

Ama biz nedense kendi boğazımızı bile bile kesen politikacılara sahibiz ve onların yaptıkları yanlışları da torunlarımızın torunlarına kadar neredeyse 5-6 jenerasyon zincirleme ödemek zorunda kalacak.  Müzakere süreci bahane edilerek Kıbrıs Türk tarafı için öngörülen nüfusun 220 bin olduğunu resmen Birleşmiş Milletlere bildirmek bu yönde yapılan hataların en büyüğünü oluşturmakta gerçekte.

Artık nüfusumuza kendi ellerimizle ve de geri dönüşü olmayan bir şekilde kısıtlama koymuş durumdayız. Yıllarca verilen üzücü, gözyaşı ve kan dolu mücadeleden sonra kurduğumuz ve içinde özgür olarak, egemenliğin tümü de bize ait olmak üzere yaşadığımız devleti lav ederek,

yani tarihe gömerek, nüfusunun sonradan verdiği vatandaşlıklarla 880 bin olduğunu iddia eden Rumlarla “sözde ortak olarak” kurulacak devlette azınlık olmayı kabul etmiş durumdayız bu talihsiz bildirim ile. Dünyanın ilk ve son halkıyız kendi egemen devletini lav edip, başkasının devleti içinde azınlık olmayı kabul eden. Kıbrıslı Türkler tarihe aynen bu şekilde geçecek eğer bir gün KKTC’yi tarihe gömüp, Rumların egemen olduğu devlet içinde azınlık olmayı kabul edersek.

Tüm bu çoraplar başımıza kendi ellerimizle örüldükten sonra şimdi de çıkmış siyasilerimiz “Beyaz Kimlik”ten bahsetmekte. İlk yıl 10 bin, sonraki yıllarda da 40 bin kişinin başvurusu bekleniyormuş dahi siyasilerimizin ve onlardan daha zeki olan bürokratlarımızın yaptıkları tahminlere göre… Daha çok beklerler….

Bizi kurtaracak olanın, selamete çıkaracak olanın fazla nüfusumuzun olması gerektiğini anladıkları gün, umarım çok geç olmamıştır KKTC için.

Ata ATUN

 

15 Ocak 2016

Share
317 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kötü arkadaşlardan ayrıl!

    17 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kötü arkadaşlardan ayrıl! Şırnak civarında yetişen Velilerden Şeyh İbrahim Hakkı hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün fena arkadaşlara aldanan sevdiği bir genci görüp, şefkatli bir sesle; - Görüyorum ki, “Allah adamları” ile görüşmekten sıkılıyor, zenginlerle, dünyaya düşkün olanlarla bulunmak istiyorsun, buyurdu. Delikanlı mahcup bir eda ile önüne bakıyordu. Devam etti: - Aman oğlum! O kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, insanı sonsuz felakete götürür. Onların yağlı, tatlı yemekleri, zehir gibi gönlü öldür...
  • ÜNLÜLERİN KUAFÖR’Ü TAYFUN BAKIRHAN MAGAZİN GÜNDEMİ PROGRAMINA KONUK OLDU !

    16 Mayıs 2017 HABER ÖZEL, KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Ünlülerin kuaför'ü Tayfun Bakırhan ,hafta içi hergün yayınlanan magazin gündemi programında Kadir Balık'ın konuğu oldu. Programda çalışmalarıyla ilgili konuşan Bakırhan ,herşeyin gayet iyi olduğunu ve  devam ettiğini söyledi. Yakında  kendi sponsorluğunda  önemli bir projeyle hem medyada hemde  hayranlarının karşısında olacağınıda ifade etti.  ...
  • ETNOSPOR ETKİNLİKLERİ

    16 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ETNOSPOR ETKİNLİKLERİ İstanbul Yeni Kapı'da 11-14 Mayıs günleri, ETNOSPOR KÜLTÜR FESTİVALİ etkinlikleri düzenlenmiştir. Bu festivalin yapılmasını amaçlayan, kurum; hedeflerini şöyle açıklamaktadır, Dünya Etnospor Konfederasyonu, geleneksel sporların günümüzde yaşatılması ve uzmanlaşması için her türlü spor faaliyetini destekler. Geleneksel sporları var eden kültürel mirası, toplumun zenginliği olarak görür ve bu mirası korumayı görev bilir. Dünya Etnospor Konfederasyonu, çocukların eğitiminde önemli bir yere sahip olması hasebiyle sportif o...
  • Kemiğe yazılan yazı

    15 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kemiğe yazılan yazı Sa’d bin Ebi Vakkas, Kûfe vilayetine, Vali olup, ev yapmak arzu etti kendine. Arsa bulup, istedi onu satın almayı, Lakin bir mecusiye aitti yarı payı. Çağırıp buyurdu ki: (Bu hisseni bana sat!) Cevaben; (Satmam) dedi mecusi ona fakat. Para verdi ise de değerinden pek fazla, Yanaşmadı mecusi satmaya yine asla. Dediler ki: (Efendim bir mecusi kimseye, Ne lüzum var bu kadar fazla ısrar etmeye. Siz bugün valisiniz, o, mecusi bir kişi, Parasını vererek, bitirin hemen işi.) Mecusi bunu duyup, evine gitti h...
UA-36507442-2