logo

reklam

Berimene re skilos (2)


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Regina Otel’in tam karşı sağ çaprazında da, sonradan adada yaşanan tüm felaketlerin kaynağı olacak olan Polis merkezi yer almaktaydı. Dönemin Polis (Genel) Müdürü Lağudontis idi. Üç yıl sonra Kıbrıslı Türklere toptan saldırıların başlangıcını teşkil edecek olan Tahtakala’daki saldırının talimatını veren, İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis’in de has adamı olan Lağudontis…

Otelin önünden geçip Polis merkezinin önünden iniş aşağı hızlanıp, Baf kapısının içinde yer aldığı tünele hızla girdik ve oradan da surların dışına adeta fırlayarak çıktık. Bundan sonrası dümdüz tabak gibi bir yoldu. Yunanistan Elçiliğin önünden geçtikten sonra yarışmaya başladık Aydın’la… Soluğumuz kesildiğinde artık Lefkoşa Genel hastanesine gelmiştik.

Gözüm hemen babamın yeni aldığı arabayı aradı. Süt beyazı renkli, Y066 plakalı yepyeni bir Jaguar’dı babamın arabası. En çok da deri koltukları, ön iki koltuğun arasında yer alan gösterişli ve cilalanmış tahta topuzlu vites kolu ve de sürat göstergesinin ve diğer göstergelerin yer aldığı ön tablosu hoşuma giderdi.  Göstergelerin hepsi yuvarlak şekilde ve tahtadan yapılmış, çok da güzel cilalanmış bir konsolun içine gömülüydü. Babamın bir evvelki arabası, “P” plakalı “O…’ marka bir araçtı. Numarasını nedense hatırlamıyorum. 268, 468 gibi bir sayıydı sanırım. Hiçte hoşnut değildi o araçtan. Zaman zaman canı sıkılır “bir daha “O…” marka araba alanın…” diye söylenirdi kendi kendine. Neydi hoşuna gitmeyen o arabada hiç öğrenemedim ama bayağı da şikayetçiydi. Jaguar’ı alınca şikayetleri bıçak gibi kesildi babamın. O dönemde yollarda seyreden araç sayısı az olduğundan adeta rüzgarla yarış ederdi babam yeni Jaguar’ı ile. Öndeki iki kapının da kelebek camları vardı. Ben ön sol koltuğa oturduğumda en çok, kelebek camını açıp yüzüme doğru çevirmek hoşuma giderdi. Kliması sadece ısıtmak için miydi, yoksa hem ısıtıp hem de yazın soğutuyor muydu hiç hatırlamıyorum ama ısıttığından eminim.

Babamın arabası yerindeydi. Özel bir yer vermişlerdi babama aracını koyması için Hastane binasının yer aldığı bahçenin içinde. Giriş kapısına yüzümü dönünce sol taraftaydı. Dört direkten oluşan, üstü kapalı bir garajdı. Görevi gölge yapmaktı sadece. Garajın ön kısmı da içinde yeşil ağaçların yer aldığı bir koruluğa veya da park alanına bakıyordu. Hastanede çalışan kişilerin araçları ise daha farklı bir yerde, zemini toprak olan geniş bir alanın içindeydi.

Her zamankinden farklı olarak Hastanenin önü ana baba günüydü o gün. Her zaman olmayan bir kalabalık vardı kapının girişine yakın yerde. Etrafı bir uğultu kaplamıştı ve “Zito Enosis”, “Zito Makariotuto”, “Zito EOKA”, “Zito Makarios”, (Yaşasın Yunanistan’la birleşme, Yaşasın ulu Makarios, Yaşasın EOKA, Yaşasın Makarios) bağrışları duyuluyordu birbiri arkasına. Birçoğunun ellerinde Yunan bayrağı ile mavi zemin üzerine yataylama beyaz büyük bir haçın olduğu, ortasında da EOKA yazısı ile Akropolis tapınağı olduğunu sandığım bir tapınağın resminin bulunduğu bayraklar vardı. Coşkulu coşkulu sallayıp bağırıyorlardı.

Belli ki olağanın dışında bir durum yaşanmaktaydı hastanenin giriş kapısı önünde. Meraktan çatlayacaktık Aydın’la birlikte. Bisikletlerimizi babamın garajının direklerinden bir tanesine yaslayıp, kilitledikten sonra uçarcasına koştuk kalabalığa doğru. Boyumuz da oradaki yetişkinlere kıyasla yarı boyda olduğundan daldık kalabalığın içine.

İtile kakıla, onu bunu çekiştirerek, bazen eğilip bacak aralarından da geçerek önlere doğru ilerlemeyi başardık. Biraz önümüzde siyah cübbesinin içinde bütün haşmeti ile Makarios durmaktaydı. Başında da silindir biçiminde, üstü düz, siyah renkli, kenarlarından aşağıya doğru da siyah bir kumaşın indiği başlık vardı. Boynunda ise iri gümüş renkli bir zincire takılı kocaman bir ıstavroz (haç) sallanıyordu. Elinde de bir sopa vardı ama asası mıydı yoksa bastonu muydu hiç hatırlamıyorum. Süslü güzel bir sopaydı. Elle tutulan yeri gümüş gibi parlıyordu. Büyük bir olasılıkla da gümüşten yapılmıştı. Hiç koskoca Başpiskopos ve de yeni Cumhurbaşkanı tahta sopa taşır mıydı?… (devam edecek)

Ata ATUN

17 Şubat 2016

Share
210 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2