logo

reklam

Ben demiştim…


facebooktwitter
Mehmet Derviş CANBEKLİ
mehmetcanbekli@gmail.com

Bu millet asil millettir…
Kürdü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Boşnak’ı, Alevi’si, Sünni’si ile bu ülke insanı zor şartlarda bir araya gelir, Mesele ülke olunca güç birliğine imza atar demiştim.

 

Sadece millet değil, Siyasilerinde ortak ağızdan deklare yayınlaması bunun örneklerinden biri değilmi dir?

 

Gözü dönmüş canilerin İslamiyet le bir alakası asla olamaz… Tez vakitte bu canilere inanların inancından vaz geçmesi doğru olanı açık gözlerle görmesi gerekmez mi?

 

Ölümüne Vatan…..

 

Vatan deyince br başka güzeldir. Vatan uğrunda ölünce vatandır.
Darbe çağrısı üzerine sokaklara dökülen ve canını feda edercesine kendini siper eden vatandaşların yanı sıra bu kurtuluş savaşının tek mimarisi de kuşkusuz ve korkusuz Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır…”Sokaklara çıkın” çağrısı yapıldıktan sonra tehlikenin boyutunu fark eden halk hiç çekinmeden ateş altına yattı. Bir destanda böyle yazılmış oldu…

 

Demokrasiye sahip çıktılar…

 

Vatandaştan siyasetçisine, Yerelden ulusal basınına, Askerinden polisine, Hâkiminden savcısına tek yürek tek millet olduk. Bu millet böyle asil bir millettir. Dünya ülkelerinde hükümeti yıkmak için sokaklara dökülenler olduğunu biliyoruz. Diğer ülkelerin aksine hükümeti ve vatanı korumak için sokaklara dökülenler adeta dünyaya ders vermiş oldu.

 

Örnek millet….

 

Geçmişte yaşanan “Meydan Muharebesi” şimdi kendi içinde haince palan kuran ve Askerin içinden oluşan çeteye karşı yapılan direnişe ben resmen “Meydan Muharebesi” adı koyuyorum. Aslında yapılan dayanışma tam bir tatbikat halindeydi. Kısaca hem ülke içindeki hainlere hem de dünyaya bir gözdağı da vermiş oldu.

 

Erdoğan sevdası öne çıktı…

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “sokaklara çıkın” mesajı ile bir devrin sonu olurken. Türkiye birçok ilki de bir günde yaşamış oldu. Talimat gereği kendini adamış ve inanmış birçok Erdoğan sevdalısı, talimatları harfiyen yerine getirmeye, meydanlarda bas bas bağıran Cumhur reislerine daha çok inanmaya onunla birlikte güven tazelemeye çalıştılar. Kim ne derse desin bir dünya lideri olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu. Kendisimi yaptı? hayır… Allah-ü Teâlâ öyle olmasını istedi de ondan. Çünkü “sokakları boş bırakmayın” mesajı iyi algılandı. Vatandaş kelimesi kelimesine işini gücünü beden yorgunluğunu hiçe sayarak meydanlarda sabahlamaya devam etti…

 

Darbe ya gece yarısı olsaydı…

 

Uzun bir tatil onların planlarını devreye sokmasına fırsat olurken, İçeriden darbe karşıtı gelen itirazlar, yapılacak darbenin duyulması korkusuyla erken alınması yapılan planları alt üst etti… Ya gece yarısı olsaydı ne olurdu; Sessiz sedasız millet uykudayken her yer zap edilecek ülkeyi yönetenler yataklarından alınacak, gerektiği yerler yerle bir edilecek, hayatı istedikleri gibi yönlendireceklerdi… Millet sabah uyandığında her şey bitmiş iş işten geçmiş olacaktı. Ama Allah( C.C)fırsat vermedi. Planları başlarına yıkıldı. Milletin birçoğu sokaklardayken tanklara yürümeleri bir anda toplanmaları da çok kolay oldu.

 

O an geçmişi yaşadım…

 

Saat tam 22.44 Mecidiyeköy’den Boğaz köprüsüne doğru ilerliyorum. Her zamanki gibi trafik çok yoğundu. O an Yayın Kurulu Başkan vekilimiz Ahmet Al aradı yayın organımızda bir gazetenin Darbe ile ilgili haberini gördüğünü sakıncalı olduğunu belirtti. Hemen Genel Koordinatörümüz Mehmet Zengini 4 dakika sonra aradım. Mevzuatı paylaştım. Mehmet Hocam bu haberin doğru olduğunu birçok medya kuruluşunda olduğunu açıkladı. TRT’de bu haberinde canlı olarak verildiğini anlattı. Araçta benden başka ailemin de olduğunu ancak benden çok onların can güvenliğini düşünmek durumundaydım. Yavaş yavaş ilerlerken silah sesleri duydum ancak dikkatimi çeken Boğaz köprüsünden Edirne’ye doğru dönüş yolunda bir tek arabanın geçmediğini fark ettim ve Polis aracı ile askeri aracın yolu kapattığını gördüm. İnsanlar tedirgindi, Konvoy halinde bekleyen araçlar uzun kuyruk oluşturmuş nereye kadar uzandığını tahmin edemedim.

 

Köprüyü zor bela geçtim ancak bütün yollar kapanmış. Bostancı çıkışının kapalı olduğunu görünce Kadıköy, Üsküdar, Kısıklı, Çengelköy, Anadolu Hisarı, Kavacık, Beykoz’dan, Çekmeköy yolunu denemek isterken kavacık’da olayların başladığını fark ettim olayların seyrini bilmediğim için çıkış yolları aramaya başladım en nihayet Kavacık’da ki Fatih Sultan Mehmet Köprü çıkışının açık olduğunu gördüm ve zor bela Otoban Ankara yoluna yöneldim. Yine ara arterlerin kapalı olduğunu görünce Gebze’ye kadar ilerlemek durumunda kaldım. Petrol Ofisleri araçlarla dolmuş benzin alanın yiyecek içecek alanın kuyruk olduğunu hayretlerle izledim. Ve sonunda dağları aşarak tam 5 saat sonra sabaha doğru eve vardım ki, neler olmuş neler…

 

Hainlerin azim sonu….

 

Halkın ölümüne saldırısı darbenin yapılmasına engel olmuş, Belediyeler araçlarıyla ve de çalışanlarıyla adeta Askeriyelerin kapılarına siper olmuştu “Kuva-i Milliye” bir kez daha yaşanmış tabiri çaiz ise “Meşrutiyet Dönemi” ardından sanki yeniden kurtuluş ve muharebe savaşı meydana gelmişti. Toplamda 173 sivil 240 kişi şehit oldu. 1535 kişi yaralandı, olayda 8.660 kişi tutuklandı. Devletten maaş alan en üst düzeyde kariyeri olan komutanların rütbeleri söküldü en ağır şekilde cezalandırılmak üzere çeşitli tutsaklara devredildi.

 

Ölüsünü veya dirisini getirin…
Sadece eğitim kurumlarının elde ettiği gelirin kaybolma korkusuyla bu günlere gelen ve adından paralelci Fetö terör örgütü olarak adlandırılan bu darbeci zihniyet maddi çıkarları uğruna halk tarafından seçilen bir Cumhurbaşkanı için “Ya ölüsü ya da dirisini getirin” diye emir vermesi tüyler ürpertici bir durumu sergiliyor.

 

Unutulmaması gereken ise….

 

Yaklaşık 9 bin darbecinin Hâkimler, Savcılar, Askerler, Polisler, Eğitimciler ve bürokrasiden olduğunu düşünürseniz. Bunların bir yerde toplanmasına asla müsaade etmeyin çünkü tehlike çamları birleşmeden sonra çalabilir. Cezaevlerine de sıkı tedbir alınması şarttır. Bunları asla Unutmamak gerekir.
Tankların insanların üstüne sürülmesi, Savaş uçaklarının ateş açması, Cumhurbaşkanı dâhil, TBMM ve Emniyet binalarının bombalanması. Üst komutanların rehin alınması ve bu girişimler asla unutulmamalı.

Share
948 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kötü arkadaşlardan ayrıl!

    17 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kötü arkadaşlardan ayrıl! Şırnak civarında yetişen Velilerden Şeyh İbrahim Hakkı hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün fena arkadaşlara aldanan sevdiği bir genci görüp, şefkatli bir sesle; - Görüyorum ki, “Allah adamları” ile görüşmekten sıkılıyor, zenginlerle, dünyaya düşkün olanlarla bulunmak istiyorsun, buyurdu. Delikanlı mahcup bir eda ile önüne bakıyordu. Devam etti: - Aman oğlum! O kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, insanı sonsuz felakete götürür. Onların yağlı, tatlı yemekleri, zehir gibi gönlü öldür...
  • ÜNLÜLERİN KUAFÖR’Ü TAYFUN BAKIRHAN MAGAZİN GÜNDEMİ PROGRAMINA KONUK OLDU !

    16 Mayıs 2017 HABER ÖZEL, KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Ünlülerin kuaför'ü Tayfun Bakırhan ,hafta içi hergün yayınlanan magazin gündemi programında Kadir Balık'ın konuğu oldu. Programda çalışmalarıyla ilgili konuşan Bakırhan ,herşeyin gayet iyi olduğunu ve  devam ettiğini söyledi. Yakında  kendi sponsorluğunda  önemli bir projeyle hem medyada hemde  hayranlarının karşısında olacağınıda ifade etti.  ...
  • ETNOSPOR ETKİNLİKLERİ

    16 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ETNOSPOR ETKİNLİKLERİ İstanbul Yeni Kapı'da 11-14 Mayıs günleri, ETNOSPOR KÜLTÜR FESTİVALİ etkinlikleri düzenlenmiştir. Bu festivalin yapılmasını amaçlayan, kurum; hedeflerini şöyle açıklamaktadır, Dünya Etnospor Konfederasyonu, geleneksel sporların günümüzde yaşatılması ve uzmanlaşması için her türlü spor faaliyetini destekler. Geleneksel sporları var eden kültürel mirası, toplumun zenginliği olarak görür ve bu mirası korumayı görev bilir. Dünya Etnospor Konfederasyonu, çocukların eğitiminde önemli bir yere sahip olması hasebiyle sportif o...
  • Kemiğe yazılan yazı

    15 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kemiğe yazılan yazı Sa’d bin Ebi Vakkas, Kûfe vilayetine, Vali olup, ev yapmak arzu etti kendine. Arsa bulup, istedi onu satın almayı, Lakin bir mecusiye aitti yarı payı. Çağırıp buyurdu ki: (Bu hisseni bana sat!) Cevaben; (Satmam) dedi mecusi ona fakat. Para verdi ise de değerinden pek fazla, Yanaşmadı mecusi satmaya yine asla. Dediler ki: (Efendim bir mecusi kimseye, Ne lüzum var bu kadar fazla ısrar etmeye. Siz bugün valisiniz, o, mecusi bir kişi, Parasını vererek, bitirin hemen işi.) Mecusi bunu duyup, evine gitti h...
UA-36507442-2