logo

reklam

Bazı UBP’lileri tarih yazacak


facebooktwitter
Yurdagül BEYOĞLU ATUN
yurdagulbeyoglu@hotmail.com

Seçimin ikinci turuna saatler kaldı.

Peşinen söyleyelim, kimsenin inancı, kararı hiçbir şekilde horlanamaz, halkın iradesine de kimse bir şey diyemez, sandıktan ne çıkarsa amenna. Ayrıca siyasi konularda ahkam kesecek durumumuz olmadığı için, onu işin ehline bıraktık ancak altı çizilmesi gereken bir husus var; Oy, kişisel değil, toplumsal bir sorumluluktur. Kişiler, “bana şunu verirse, bana şunu yaparsa” veya “beni kızdırdıydı, bana şunu dediydi” diye değil, topluma katacaklarını ve kaybettireceklerini hesap ederek oy vermek zorunda ki, bazı UBP’lilerin yaptığı gibi sandığı “intikam kutusu” addetmek bir nevi bumerang.

UBP ile TDP’nin (geçmişte TKP’ydi) görüşleri arasında dünyalar kadar fark var. Hatta ortaya sağdan- soldan bir iki parti bile girebilir, o denli uzaklar birbirinden. Ne var ki, kader ağlarını ördü ve Cumhurbaşkanına diş bileyerek, oylarını Kudret Özersay’a tevdi eden bazı UBP’liler eski TKP’li Mustafa Akıncı ve Derviş Eroğlu arasında kalakaldı. Akıncı cephesinde de olayın farklı versiyonu yaşandı. Kıbrıslılığı ari bir ırk olarak tanımlayıp, Türkiye’den gelenleri paçavra yerine bile koymayan ve her fırsatta aşağılamaktan çekinmeyen nefret/ırkçı ekolün online casino temsilcileri bir anda sus pus olmakta kalmadı, Türkiyelilerle canım cicim havalarına girdi ve “Gel, kuyumu kazsan da, dirliğimi, düzenimi bozacak olsan da gel… Yeter ki diğer aday ağzının payını alsın” düşüncesinin hakim olduğu bu seçim, Makyavelli’ye mezarında parmak ısırttı.

***

Nitekim hayra alamet değil bu… Hem de, hiç kimse için. Dün aynı fikir etrafında birleşip, görüşleri doğrultusunda siyaset yapanların bugün kişisel nedenlerle günahlarını bile vermeyecekleri, itikadi ayrılıkların kapanmasının mümkün olmadığı adaylara, kıymetli iradelerini altın tepside sunmaları kimsenin değirmenine su taşımayacağı gibi, kafaları duvarlara vurduracak.

Özellikle de kurultay döneminden kalan “hıncın” rövanşını almak isteyenlerin kafalarını…

Kişisel kinle, düşüncelerinden, hayat felsefelerinden, siyasi görüşlerinden çok uzak bir adaya destek vermelerinin vicdanlarda ve akıl bazında hiçbir karşılığı olmadığı gibi, tarihi bir hataya imza atmak olduğunu vurgulamak durumundayız. Kilit kavramının “intikam”  olduğu bir seçimden çıkacak sonuç bir süreliğine yürekleri rahatlatabilir, peki gerçeklerle yüzleşince ne olacak? Bu ters motivasyonlarınızın sadece, öfkenizle sandığa gömeceğiniz adayda mı silinmeyen izler bırakabileceğini düşünüyorsunuz?

Başta söyledim; Kimse kimsenin özgür iradesine karışamaz, her vatandaş kendi düşüncesini temsil eden adayı destekleyer ancak birilerine ders vermek adına ideallerden, ideolojilerden, savunulan değerlerden, siyasi görüşten fersah fersah uzakta olan bir adayın ekmeğine yağ sürerse tarih bunları affetmez.

Ve atalar sözüdür; Öfkeyle kalkan zararla oturur.

 

 

Share
363 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR

    22 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kral ve dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ve en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için onu çok kıskanır ve üzerine titrermiş. Kral ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onu yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe ...
  • Yapılan Köprüler “Deli Dumrul” Köprüsü mü? (!)

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Hani bir hikâye vardır; zamanın birinde Deli Dumrul isminde biri, bir akarsuyun üzerine köprü yaptırır ve bu köprüden geçenden 5 akçe, geçmeyenden de döve döve zorla 10 akçe alırmış. Şimdi de birileri; “yapılan köprüler gereksiz, zarar ediyor, geçmediğimiz köprünün parasını ödüyoruz, bunlar Deli Dumrul köprüsü” gibi ifadeler kullanmakta… Daha önce Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri için yapılan bu trajı-komik eleştiriler, şimdi de geçtiğimiz günlerde temeli atılan “Çanakkale 1915 Köprüsü” için dile getirilmekte... Yap İşlet Devret...
  • CÖMERTLİĞİN BÖYLESİ

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    CÖMERTLİĞİN BÖYLESİ Bir gün, hazret-i Ebu Bekir ile hazret-i Ali mescid-i şerifte oturuyorlardı. O esnada biri girdi içeri. Ancak hazret-i Ali’yi görünce adamın rengi kaçtı birden. Mahcup bir vaziyette çöküverdi oracığa. Hazret-i Ebu Bekir, merakla hazret-i Ali’ye döndü: - Ya Ali! Şu adamı tanıyor musun? - Evet, tanıyorum. - Seni görünce mahcup oldu. Acaba neden dersin? Aliyyül Mürteza tahmin etmişti: - Bana borcu var. Belki ondandır. Hazret-i Ebu Bekir kalktı ve gitti o adamın yanına: - Hayırdır, neyin var senin? - Yok bir şey ...
  • ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI Papatya Yayınlarından Mustafa Turan’ın "Destanlaşan Çanakkale"  kitabında anlatılanlara göre, yıllar önce eğitim sistemimizi incelemek üzere Japonya’dan bir heyet Türkiye’ye gelir. İnceleme tamamlandıktan sonra MEB yetkilileri, Japon heyetinden hiç beklemedikleri bir tepki almıştır. Konuk heyetin, dönemin Başbakanı rahmetli Turgut Özal’ın huzurunda dile getirdikleri acı gerçek şöyledir: “Türk eğitim sisteminde milli ruh yok...” Sonra şöyle devam etmişler: “Biz, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Ön...
UA-36507442-2