logo

reklam

Batı’nın uzun vadeli Orta Doğu Planları


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Bu hafta peş peşe ve eş zamanlı olarak iki kitap okuyorum. Benim ilgi alanıma, okuma zevkime ve kültürüme göre her ikisi de müthiş kitaplar. Adeta birer hazine değerindeler. Herhalde birkaç kez daha okur ve içlerindeki püf noktalarını yakalarım.

Birinci kitabım, Garbiyat Enstitüsü’nün kitabı. Yazarı benim aynı zamanda kıymetli bir dostum olan Dr. Yalçın Koçak. Yalçın kardeşim benim gibi bir İnşaat Mühendisi ve olayları, mühendislerin alışık oldukları şekilde dört bir tarafından bakarak ve iyice inceleyerek değerlendiriyor. Gözünde at gözlüğü yok. Rahmetlim Özal döneminde milletvekili seçilerek TBMM’ye girmiş ve Sosyolojide üstat olmadan siyaset yapılamayacağını keşfedince sil baştan üniversiteye devam ederek, önce Sosyolojide yüksek lisans sonra da Türkoloji de Doktora yaparak bilgi dağarcığını alabildiğine genişletmiş. Tam bir Türkiyat ustası, Balkan Üniversitesinin de kurucusu.
Yalçın kardeşimin yazdığı kitabın adı “Tiran, Toynbee’nin Kayıp Kitabı ”. Kitabın adında soyadı geçen kişi ünlü İngiliz tarihçisi, Tarih Filozofu ve uluslararası tarih araştırmacısı Arnold Joseph Toynbee. 1885 yılında doğmuş, 86 yıl yaşamış ve 1975 yılında da vefat etmiş. Bugün Orta Doğu’da yaşananların mimarı da diyebiliriz kendisine. İngilizlerin ünlü düşünce kuruluşu -buna think tank deniyor İngilizcede- Chatham House’ın, diğer adı ile “Karanlık Masa”nın 33 yıl aralıksız başkanlığını yapmış olan kişi. Hayatında üç dönem var. Türklerden nefret ettiği dönem, Türklere olan nefretinin geçtiği dönem ve Türkleri sevdiği dönem.

Türklerden nefret ettiği dönemin başlarında, İngiliz hükümeti, Osmanlı devletinin en zayıf olduğu dönemde, 1914 yılında başlayan I. Dünya savaşını bahane ederek, bir petrol denizi üzerinde olduğunu keşfettiği Orta Doğu’yu ele geçirmek için önce Fransızlarla 1915 yılında, Orta Doğu’yu bölüşme anlaşması olan ünlü Syces-Picot anlaşmasını imzalamış ardından da, Orta Doğu’yu işgal etmelerinde haklı çıkaracak bir bahanenin yaratılması için de Şubat 1916’da James Bryce ve Arnold Toynbee’yi “Ermenistan’da son zamanlarda yaşanan olaylar”la ilgili ve özellikle de İngilizleri ve Hıristiyanları haklı çıkaracak bir rapor yazmaları için görevlendirmişti.

Bryce ve Toynbee “gerçekleri tespit etmek ve kamuoyuna sunmak amacıyla” önerilen bu sipariş projeye dört elle sarılarak çalışmalarını başlattılar ve bu çalışmalarının sonucunda da “The Treatment of Armenians in the Ottoman Empire” – Osmanlı İmparatorluğunda Ermenilerin tasfiyesi- adı verilen raporu İngiliz hükümetine sundular. Tamamen düzmece bilgilere ve sözlü duyumlara dayalı olan bu düzmece rapor Avam Kamarasında, İngiliz devletçilik geleneğine göre adına “Blue Book” (Mavi Kitap) denilen İngiliz hükümetinin resmi yayını olarak yayınlandı. Bu kitabın bir benzerini de, İstanbul’da, 1913 yılının Kasım ayından 1916 yılının Şubat ayına kadar sadece 27 ay müddetle ABD’nin İstanbul Büyükelçiliğini yapmış olan ve Kadıköy’den öteye hiç geçmeden elçilikte çalışan biri çevirmen Hagop S. Andonian, diğeri de sekreter-çevirmen olan Arshag K. Schmavonian adlı iki Osmanlı vatanbdaşı Ermeni’den duydukları ile “Ambassador Morgenthau’s Story” –Büyükelçi Morgenthau’nun hikayesi- adlı kitabını, dönemin ünlü gazetecisi Pulitzer ödüllü Burton J. Hendrick’e para karşılığı yazdıran ve 1918 yılında yayınlayan Henry Morgenthau oldu.

Ermenilerin sözde soykırım iddiaları sadece ve sadece bu iki düzmece kitaba dayalıdır ve öne sürdükleri başka hiçbir delilleri de yoktur. Arnold Toynbee aradan yıllar geçtikten ve ölümünden sonra New York’da Houghton Miffin şirketi tarafından 1992 yılında tekrar yayınlanan, orijinali 1922’de Constable şirketi tarafından Londra’da basılmış olan “The Western Question in Greece and Turkey: A Study in the Contact of Civilizations” –Yunanistan ve Türkiye’de Batı (dünyası) Meselesi: Medeniyetlerin teması üzerinde çalışma- adlı kitabında “Osmanlı İmparatorluğunda Ermenilerin tasfiyesi” adlı raporunu şipariş üzerine yapay bir şekilde hazırladığını belirtmiştir.

İşte okuduğum Arnold Toynbee’nin “Tiran” adlı kitabı, günümüzde Afganistan ve Orta Doğu’da yaşananların kaç yıl önce tasarlandığını, Karanlık Masa’nın (Chatham House) Orta Doğu için neredeyse bir asır önce nasıl bir resim çizdiğini ve bu resmin adım adım nasıl gerçekleştirildiğini gözler önüne seriyor.

Günümüz politikasına ve dünya siyasetine ilgi duyanların bu kitabı okumasını tavsiye ediyorum.
İkinci kitabımdan sonraki yazılarımın bir tanesinde derinlemesine bahsedeceğim. Kitabın ana unsuru, “Yahudilerin Hittin Paranoyası” ve Orta Doğu’nun bu paranoya doğrultusunda nasıl şekillendirilmeye çalışıldığı…..

Ata ATUN

28 Ekim 2016

Share
423 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+5 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MÜNAFIKLIK-İKİYÜZLÜLÜK..

    27 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kur’an’da “mü’minler, müslümanlar, mücâhidler, sâdıklar, sâlihler…” vb. tabiri caizse “yağlı ballı” nitelemeleri üzerimizi almaya pek bayılırız da… “Yahudiler, Hristıyanlar, münâfıklar, akılsızlar, fikirsizler, kafasızlar, sefihler (beyinsizler), sağırlar, körler, dilsizler, kitap yüklü eşekler, dilini sarkıtan köpekler, Hamanlar, Karunlar, Hahamlar, Ruhbanlar” vb. sıfat ve nitelemeleri duyunca arkamıza bakınırız… Kesin bizden bahsetmiyordur! Bunları Kurtlar Vadisi’nde “Çakır” rolü üzerine yapışıp kalan dizi oyuncusu gibi (ki kurtulmak...
  • Yağ,sevgi yağışım, yağ!

    27 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Dəli    külək    əsir .  Yağmur    öz    həzin    nəğməsini    damla - damla ürəyimin    hər    döyüntüsünə   köçürür .  Narın    damlaların    altında düşüncələrim ,  sanki    cilalanır , ruhum   rahatlıq    tapır .  Rüzgarları , yağmurları , bir   də   dənizi   çox   sevirəm . Yağmurlu    yollarda    adlaya - adlaya   yenə   də    ürəyim   SƏNİNLƏ həmsöhbət    olub .  Yenə   qəlbimdəki    təmiz    sevginin    al   şəfəqlərinə boyanıb,  həsrətli    yollarda    azıb    qalan   gözlərim .  Yollar ,  bəlkə  də SƏNİ    gözləməkdən     yorul...
  • KATAR, ORTADOĞU’NUN SARI ÖKÜZÜ OLMADI

    26 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Eski zamanların birinde bir otlakta öküz sürüsü yaşarmış. Yaşarmış yaşamalarına ama civardaki aslanlar bir türlü rahat bırakmazlarmış onları. Hemen her gün saldırırlarmış bu sürüye. Öküz dediğin öyle yabana atılır bir hayvan değil ki, bir araya toplandılar mı kolayca defetmesini bilirlermiş o koca aslanları. Gün geçtikçe aslanları almış bir kaygı. “Herhalde bize bu otlağı terk etmek düşüyor” demiş aslanlardan birisi. “Evet” diye tasdik etmiş diğerleri. “Nereye gideriz” diye düşünürlerken “Bir dakika” diye bir ses duymuşlar gerilerden. Herkes...
  • TEKRAR DÖNME ŞANSIN YOK!

    26 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Sen… Ya karşılaştığın olaylar içinde, RASÛL’ün haber verdiği şekilde, kendi hakikatına yakışan bir biçimde, ilmin gereği olan davranışlar ortaya koyarak, hakikatına bir adım daha yaklaşacak; yakîninin meyvelerini derleyeceksin… Ya da… İlmi ve aklını bir yana koyup; şartlanmaların, ilkel değer yargıların, duyguların istikâmetinde davranışlar ortaya koyacak; sahiplik düşüncesi ve duygusuyla yaşamına yön verip, sonuçta pişmanlıkları oynayacaksın!. Boşa geçen, değerlendiremediğin zamanı, yapman gerekirken yapamadıklarını sonradan asla telâfi edem...
UA-36507442-2