logo

reklam
16 Eylül 2015

Başucumuzda Ölüm…


facebooktwittergoogle plus
Elif NİSA
elif.alaca@hotmail.com

Birazdan ölüm meleklerinin geleceğini, canınızın alınacağını hayal edin. O an anlamını yitirecek olanların neler olduğunu düşünün. Tümü, yaşam boyunca en çok değer verdiğiniz dünyevi şeyler değil mi?… Nasıl da bir anda anlamsızlaştı hepsi?

Acaba o an, Allah’ın huzuruna çıkmaya hazır mısınız? Gereği gibi kulluk ettiniz mi Rabbinize?

Dünya, ahiretle kıyas bile edilmeyecek kadar basit ve değersiz. Bunu vurgulamak içindir ki, dünya’ kelimesi, Arapça ‘dar, sıkışık, alçak’ anlamından türemiş. İnsanlar bu dar, düşük dünyadaki 60-70 yıllık ömürlerini çok uzun, tatmin edici, değerli zannederler, ama göz açıp kapama süresidir; ömür geçer. Ölüm yaklaşınca, insanlar yaşamın ne kadar kısa sürdüğünü kavrarlar.

Denir ki onlara; “Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?”  Derler ki: “Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor. Yalnızca az (bir zaman) kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz. Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?” (Müminun Suresi, 112-115)

Cahiliye, bilgisiz, bilinçsiz bir toplumdur. Bireyleri, yaşamlarını kesin gerçeklere ve akla dayandırmazlar. Boş/batıl inançlar, gerçek dışı zanlar, kısacası aldanış ve yanılgıyla yaşarlar. Yanılgıların biri de, ölüme ilişkindir. Ölüm, elden geldiğince düşünülmemeli, konuşulmamalı, hatta akla getirilmemelidir.

Ölümü göz ardı ederek yapmak istedikleri; akıllarınca ölümden kurtulmaktır. Düşünmeyerek uzaklaştıklarını zannederler. Bu devekuşu mantığı,  ölüm tehlikesini ortadan kaldırır mı? Tam tersi insan hazırlıksız yakalanır ve dolayısıyla daha büyük zarar görür.

Cahiliyenin bu mantığı samimi inanan için asla geçerli değildir. Ölüm, yaşamdaki tek kesin ve açık gerçektir; o bunu yok sayarak sanal bir dünyada yaşamaz. Ölümü ciddiye alır, ciddi düşünür, ciddi konuşur, ciddi hatırlatır. “…Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir.” (Cuma Suresi, 8) ayetiyle uyarır…

Ölüm göz ardı edilmesi gereken bir ‘bela/musibet’ değildir; ölüm yaşamın gerçek anlamını hatırlatan ve yoğun düşünülmesi gereken önemli bir olaydır. Samimi insan, neden tüm canlıların ölümlü olduklarını, Allah’ın neden belli bir sürenin sonunda insanın dünya hayatını sona erdirdiğini derin düşünür. Her varlığın ölümlü olması, Yaratan karşısındaki aczi ve zayıflığı gösterir. Herşeyin olduğu gibi, yaşamın sahibi de Allah’tır. Tüm yaratılmışlar Allah’ın dilemesi ile var olurlar ve yine O’nun dilemesi ile yaşamlarını yitirirler.

(Yer) Üzerindeki herşey yok olucudur; Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (Kendisi) baki kalacaktır. (Rahman Suresi, 26-27)

İnsanın ölümü kendisinden uzak görmesi, kendisini cennet için yeterli zannetmesi, “nasılsa Allah affeder” deyip tevil yapması, “Allah büyük” dediği halde, gerçekte Allah’ın büyüklüğünün farkında olmaması demektir.

Birçok insan ölümü görünce isyan eder. Yakını ölür, “zamansız öldü”, “içimde yaşıyor” der. Kaderi mi biliyor ki zamansız olsun ölüm? Ruh ve beden daha önce de ayrıydı, şimdi ayrılınca neden garip olsun? Ölümün geleceğini biliyorken kabullenemez ölümü, “hak etmedi, yakışmadı” der. Oysa felaketler, deprem, sel, ölüm hepsi haktır; çünkü Hak’tan gelir.

Ölüm her an, her yerde, her şekilde gelebilir. Alınan nefesin geri verilebileceğinin garantisi yoktur. Bu yüzden her an ölecekmiş gibi davranmalıdır. Ölümü sık düşünmek insanın şuurunu açar; insan o zaman yaşamına Kur’an penceresinden bakar, Rabb’inin sınırlarını ihlal etmeden yaşar. Dünya imtihan mekânıdır ve “…Her nefis ölümü tadıcıdır.” (Enbiya Suresi, 35)

Ölüm boyut değiştirmedir. Ölüm aşkla seveni sevgilisine kavuşturan köprüdür. Yaşamı boyunca, nefsini hastalıklardan kurtarmaya çalışmış samimi insan için asla korkulacak bir olay değildir. Ölümle birlikte bir anda görüntüsü değişen mümin, -Rabb’inin dilemesiyle- cennet görüntüsünü izlemeye başlar.

Bunca kanıt ve kesin bir gerçek olan ölüm varken, şeytanın etkisiyle tüm bunları unutarak, gaflet içinde sürdürülen bir yaşam, insanın sonsuz yaşamına mal olabilir…

“Sana nasihat edici olarak ölüm yeter” Hz.Muhammed(asm)

 

 

Etiketler: » » » » »
Share
503 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Muhtar Anastasiadis

    23 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SİYASET

    Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanlık seçimleri gelecek yıl içinde, büyük bir olasılıkla da 18 Şubat Pazar günü yapılacak. Rum lider Anatasiadis’in önünde kala kala sadece 13 ay kaldı. Politik düşünceye, uygulamaya ve takvime göre seçimlerin eli kulağında artık. Ocak ayı başında Cenevre’de yapılan Kıbrıs müzakerelerinde Anastasiadis’in karizması fena halde çizildi. Bu çizikten KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da nasibini aldı. Cenevre’de Türk tarafı adına sunduğu ve büyüklüğü yüzde 29.2 olan harita ile ilgili olarak danışmanları tarafından yanlış b...
  • Peygamberimiz Hz.Muhammed(sav)

    22 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ► Hazreti Peygamber (s.a.v.) Fitneyi Haber Verirken, Bunun Fâsılalarla Kıyamete Kadar Devam Edeceği Hususunu Bilhassa Tebârüz Ettirir, Vurgular. Bu Noktanın Anlaşılmasında En Güzel Örnek, Huzetfe Tu’bnu’l-Yeman’dan Gelen Bir Rivâyettir; Aynen Aktarıyoruz: İnsanlar, Hazreti Peygambere (s.a.v.) Hep Hayırdan Sorarlardı. Ben ise, Bana da Ulaşır Korkusuyla Hep Şerden Sorardım. Bir Defasında: ▬ “Ey Allah’ın Rasülu; Biz Bir Câhiliyet ve Kötülük Devrinde Yaşadık. Allah Bizi Bu Hayırla, İslâm’la Müşerref Kıldı. Bu Hayırdan Sonra, Tekrar Herhângi B...
  • EN BÜYÜK DOKUNULMAZLIK HAKEMLERİN

    22 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    EN    BÜYÜK     DOKUNULMAZLIK    HAKEMLERİN Mevcut  Anayasa  değişiklikleri gündemde iken; bir madde  de, futbol hakemlerine dokunulmasına yönelik, konsa da; biz de şu işten bir kurtulsak... Beklentimiz bu yönde idi. Amma olmadı… Hafta sonları Ülke gündemini en çok meşgul eden konu; futbol  maçları ve  hakemleridir. Verdikleri, vermedikleri kararlar ile; günlerce konuşulurlar... Ülkede bir çok konu olmasına rağmen; onlar hep bir numaradır. Kimse hesap soramaz... Koca, koca başkanlara ceza verilir, onlar kenarda; kıs, kıs gülerler...
  • Allah İçin..

    21 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aşağıdaki iki hadise dikkat edelim. Çok mühim! (İyi işe vesile olan, hayatında ve öldükten sonra da o işi yapanlar kadar sevap kazanır. Kötü işe ön ayak olana da, bu iş terk edilinceye kadar, bunun günahı yazılır.) (Bütün ibadetlere verilen sevab, Allah yolunda gazaya verilen sevaba göre, deniz yanında bir damla su gibidir. Gazanın sevabı da, Emr-i maruf ve nehy-i anilmünker sevabı yanında, denize göre bir damla su gibidir.) Şu halde, günah olan işlere yardımcı olmak, o günaha ortak olmak demektir. İnsanlığın dünya ve ahiret saadeti ...
UA-36507442-2