logo

reklam

BAŞKANLIK SİSTEMİ TÜRKİYE’YE HAYIRLI OLSUN!


facebooktwittergoogle plus
Mehmet Zengin
Mehmetzengin16@hotmail.com

Türkiye, önceki gün gerçekleştirdiği ve “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin” oylandığı anayasa referandumunu geride bıraktı. Milletimiz, bir tarihî sınavdan daha başarıyla çıkmıştır. Seçmenlerin yüzde 51,4’ü ‘Evet.’, yüzde 48,6’sı da ‘Hayır.’ oyu vermiş, böylece cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini içeren Anayasa değişikliği milletimiz tarafından onaylanmıştır.

16 Nisan tarihli halk oylaması, Türkiye’nin geleceği açısından bir dönüm noktasıdır. Dün, yeni sistemin temelleri atılmıştır. İlk defa ‘sivil siyaset’ unsurlarının yaptığı bir anayasa değişikliği halkın oylarıyla kabul görmüş ve yasalaşmıştır.

 Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin hayata geçmesiyle birlikte Türkiye’nin, koalisyonlara mahkum bir ülke olmaktan çıkıp; güçlü ve siyasi istikrarı teminat altına alınmıştır.

-27 Mayıs,12 Eylül, 28 Şubat ve 15 Temmuz benzeri darbe ve muhtıralar bir daha yaşanmamak üzere tarihin çöp kutusuna atılmıştır.

-Milli irade güçlenmiştir.

-Kısır iktidar çekişmeleri, ayak oyunları sona ermiştir.

-Devletin tepesinde çift başlılıktan kaynaklanan krizler ‘Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ ile birlikte son bulmuştur.

-İslam Dünyasının ezilmiş mazlum ve mağdur halklarının geleceğe dair umutları artmıştır.

2023 ve 2071 hedeflerine ulaşmak. Büyük Türkiye, Süper Güç Türkiye’yi inşa etme önündeki engeller kaldırılmıştır.

Hayırlı olsun Türkiye’m!

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”  referandumunun tüm bu olumlu yönlerinin yanında elbette konuşulması ve analiz edilmesi gereken olumsuz sonuçları da vardı.

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin” kabul edilmesi elbette bir başarıdır. Bunu tespit etmeliyim. Ancak Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçiminde tek başına almış olduğu %52 oyu veya AK Parti’nin son seçimde aldığı yüzde kırk dokuz civarındaki oyu dikkate aldığımızda; önceki gün gerçekleşen referandumda AKP, MHP, BBP’nin birlikte aldıkları toplam oyun % 51.4 olması düşündürücüdür!

AK Parti ve MHP cenahından kaynaklanan hatalar yapılmamış olsaydı, sonucun çok daha yüksek çıkması işten bile değildi.

MHP’den çok az bir oranda referanduma “evet” oyu desteği geldiğini söylemek; bir siyasi analiz başarısı olmasa gerek! Bunda, MHP teşkilatlarının sistem değişikliğini içselleştirememesinden kaynaklanan yeterli katkı sağlamamalarının etkisi olduğu gibi; Cumhurbaşkanı Başdanışmanına ait olduğu ifade edilen ve “Sözcü” tarafından “eyalet sistemi” getirilecekmiş algısı yaratılarak yazının çarpıtılması tuzağına MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin düşmesinin de etkisi olmuştur.

MHP seçmeni, “Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne” yeterli desteği vermemesi alınan düşük oranda bir etken olmuştur. Ancak AK Parti’nin iç dinamikleri ve hatalarından kaynaklanan ciddi bir oy düşüşünü de göz ardı etmemeliyiz.

Başbakan Binali Yıldırım ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve az sayıda diğer yöneticiler dışında gözle görülür bir çalışma ve gayret ortaya koyan olmadı. Her zamanki gibi tüm yük Erdoğan’ın omuzlarına bırakıldı. Nasılsa O başarır düşüncesi hakim oldu.

AK Parti’nin ‘ağır’ topları olan Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Bülent Arınç ve eski başbakan Ahmet Davutoğlu’nun meydanlarda görülmemeleri, hatta iddialara göre “HAYIR” yönünde düşüncelere sahip oldukları yönündeki söylemlere itiraz etmemeleri, oy oranlarındaki düşüşte etken olmuştur.

Meydanlarda 18 maddeden ziyade yapılan hizmetlerin anlatılması, Kılıçdaroğlu’nun hedefe oturtulması ve elbette başta Batı olmak üzere CHP’nin toplumda oluşturduğu ‘tek adam’, ‘diktatör’ korku ve algısına karşı tatmin edici argümanların geliştirilememesi oy oranının düşük çıkmasındaki önemli etkenlerden olmuştur.

Her ne kadar oylananın belediye seçimi değil, “Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ olsa da, vatandaş oy verirken AK Parti’nin birçok il ve ilçe teşkilatları ile bazı belediyelerdeki usulsüzlük, adam kayırma ve ANAP’laşan“’ yönetim anlayışını da oyladı.

AK Parti başını iki elinin arasına almalı ve alınan düşük desteğin sebeplerini analiz etmeli ve hatalarından ders çıkararak kendine çeki-düzen vermeli!

ANAP’laşma” tehlikesine karşı derhal önlemler almalı. Kişisel çıkarını parti ve memleket çıkarının üstünde gören; hak ve adaletten nasibini almamış, ‘Hakka hizmet halka hizmettir’ prensibinden ve 2023 hedeflerinden bihaber il, ilçe ve belediye başkanlarını görevlerinden ve partiden uzaklaştırmalı. Bunu yapmadıkları takdirde hem AK Parti hem de Türkiye kaybedecektir!

Kim kazandı, kim kaybetti?

17 Nisan itibariyle ülkesinin kalkınmasını, gelişmesini, refahını, tam bağımsızlığını kazanmış güçlü Türkiye’nin inşa edilmesini isteyen ve arzulayan 80 Milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kazanmıştır.

Türkiye kazanırken; güçlü ve tam bağımsız bir Türkiye’yi istemeyen dahili ve harici bedbahtlar olan…

İslam ve Türkiye düşmanı Geert Wilders, Robert Strausz  Hupe, David Rockefeller ve Rothshild aileleri, Henry Kissinger, Murdock, Abromıviç, Morgan Grenfell…

Bild, Stern, Der Spiegel, The Economist, Die Welt, Wall Street Journal, Financial Times…

Millete; koyun, göbeğini kaşıyan, bidon kafalı gibi yakıştırmaları yapan ahmakların yanı sıra…

HDP, FETÖ, PKK, YPG, AB, ABD, Almanya, AP, Hollanda, Avusturya, İsrail… kaybetmiştir!

Selam ve dua ile…

MEHMET ZENGİN

17/04/2017

 

 

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
712 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bu din, vermek dinidir

    23 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bu din, vermek dinidir İran Evliyasından Muhyiddin-i Dusti hazretlerine “rahmetullahi aleyh”, bir gün bazı dostları gelip; - Dünyada en güzel şey nedir? diye sordular. Cevabında; - Dünyada en güzel şey, dünyaya düşkün olmamaktır, buyurdu. Anlayamadılar. O zaman sordu onlara: - Sizce dünyada en kıymetli maden nedir? - Altındır efendim. - Peki altından kıymetli olan nedir? - Bilmiyoruz hocam, nedir? - O altını, ihtiyaç sahibi başka Müslümana vermektir. Bu din, vermek dinidir. Veren aziz olur, alansa ...
  • Sevgilinin Sevgiliye Kavuştuğu Gece: Miraç Gecesi

    23 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Sevgilinin sevgiliye kavuştuğu en güzel, en kutlu ve de en mübarek olan gecelerden bir gece olan Miraç kandili ve gecesi tüm Müslüman alemine hayırlı olsun.   Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) göğe yükselerek Yüceler yücesi olan Yüce Mevla’nın huzuruna en güzel şekilde kabul edildiği mübarek gecedir.  İlahilerin birçok sırrını, hikmetini ve de bereketini kendi bünyesinde bulunduran bu gecede İsra Suresinin ilk ayeti kerimesinde şöyle ifade edilmektedir: “Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (M...
  • BENİM OYUM ÜSTÜN

    23 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    BENİM   OYUM   ÜSTÜN Yapılan başkanlık oylamasından sonra; yine birileri azıttı. Çıkan sonucu hazmedemedikleri için, olsa gerek; kendileri gibi düşünmeyen insanları; aşağılamaya, hakaret etmeye başladılar. Anadolu şehirlerindeki evet oylarının fazlalığı; Anadolu şehirlerine hakaret içeren, saldırmalara dönüştü. Artık pes, doğrusu. Bu insanlar, sözde; demokrasiye inandıklarını söyleyen, insanlardır. Ancak, Onların demokrasi anlayışında, kendileri gibi düşünmek, fikri; yatmaktadır. Eğer, kendileri gibi düşünmeyen fikir önde çıkarsa; O zaman, o...
  • Dünya, imtihan yeridir

    22 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Dünya, imtihan yeridir İstanbul Evliyasından Hüsameddin Nakşi hazretleri "rahmetullahi aleyh", bir günkü sohbetinde; - Bu dünya “imtihan yeri”dir, buyurdu. Görünüşü tatlı ise de, aslı acıdır. Su gibi görünen bir serap, şeker kaplanmış zehirdir. Kendisini sevenlere en kötü şeyleri yapar. Şöyle devam etti: - Ona tutulan akılsızdır. Görünüşüne aldanan, sonsuz felakete düşer. Hadis-i şerifte; “Dünya ile ahiret birbirine zıttır. Birini razı edersen, öteki gücenir” buyuruldu. Sordular: - Peki efendim, bu kadar kötü...
UA-36507442-2