logo

Aydın geçinen karanlıklar!


facebooktwittergoogle plus
Mehmet Zengin
Mehmetzengin16@hotmail.com

Ülkemizde bir süredir artan ‘ihanetlere’ yönelik üst üste kaleme almak zorunda kaldığım bu üçüncü yazım oldu. İhanetlerin ardı arkası kesilmiyor. Adeta ihanet yarışına girdiler! İhanet sırası bu kez sözde ‘akademisyenlerde’.

Türkiye, 1100 akademisyenin PKK propagandası olarak değerlendirilen metne attığı imzayı konuşuyor. PKK Terör Örgütü’nün dili ile kaleme alınan ‘ihanet metninde’ devlete ve güvenlik güçlerine yönelik  “katil” yakıştırması yapılırken; aylardır güvenlik güçlerimize ve masum insanlara kahpece saldıran terör örgütünü masum gösterme gayreti Türkiye’de büyük tepkilere neden oldu. Bildiride özetle, “Devletin bölge halklarına karşı uyguladığı katliam ve sürgün politikalarından vazgeçmesi ve sorumluların cezalandırılması” isteniyor!

Sözde akademisyenlerin imzaladıkları bu bildiri toplumda büyük bir infiale neden olurken, haklarında soruşturma başlatıldı. İhanet bildirgesine imza atanlardan bir kısmı görevlerinden de el çektirildi. Halkın büyük tepkisi ve görevden alınma korkusu bazılarına geri adım attırdı. İhanet bildirgesinden imzalarını geri çektiklerini açıkladılar. Diğerleri ise ihanetlerini sürdürme eğilimindeler. İmzalarının arkasında olduklarını açıkladılar.

Geri adım atanların imza savunmaları ise trajik komikti!

Neymiş? “ Bildiriyi okumadan imzaladık. Arkadaşlara güvenerek imzaladık.” Yok efendim; “Niyetin böyle olduğunu anlayamadık” Bir başkası; “içeriğini okuma ve inceleme fırsatı bulamadığım bildiriyi, ‘barış çağrısı’ olduğu düşüncesiyle her zaman barıştan yana olmuş bir akademisyen olarak imzaladım.” gibi trajik-komik gerekçeye dayandırdı. Koca Profesörlerin, doçentlerin bu hali içler acısı! Altına imza attıkları bildiriyi okuma zahmetinde bulunmadılar. Bazıları ise bildiriyi okudukları ancak içeriğini kavrayamadıkları anlaşılıyor. Her iki vakada da durum utanç vericidir! Güzelim ülkemizin gençleri kimlere emanet! Bunların elinde yetişen gençlikten ne beklenir?

Erdoğan nefreti, ülkenin aydınlık geleceğini inşa edecek olan gençlerimizi yetiştirmesi gereken ‘aydınlarımızı’ düşürdüğü şu hale bakın!

Gözlerini kin ve nefret bürümüş olanların içine düştükleri gafletten uyanmalarını dileyerek asıl ihanet içinde olanlara dönelim.

     Eski Devlet Bakanlarımızdan Kamran İnan’ın yıllar önce özel bir ortamda yaptığı tespiti hatırladım. Merhum İnan, Türkiye’de üç yüz bin civarında hainin olduğunu ileri sürmüştü. Bugün gelinen bu noktada Kamran İnan’ın bu tespitinin ne kadar doğru olduğunu daha net görebiliyoruz.

Ülkesini Batı’ya Jurnalleyen; İsrail, ABD ve Küresel güçlere hizmet eden gazeteci, siyasetçi, sanatçı ve sözde aydın geçinen akademisyenler; ülkeye ve milletimize yönelik tertiplenen her operasyon ve terör eyleminde, tertipleyenleri değil de ülkesini sorumlu tutması ne hazin bir durumdur!

Suriye’nin Bayır Bucak bölgesinde, Türkiye sınırı yakınında bir savaş uçağı, Türk hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle angajman kuralları çerçevesinde vurularak düşürülmesini bir milli mesele olarak görmeyip, Rusya’nın yanında olup ülkesini suçlayanlardan MİT Tırları ihanetine…

Rusya uçağının düşürülmesinden Türk halkının hedef alınmaması için Putin’den ricada bulunularak bedelin  “AKP’ye ödetilmesinin ” istenmesinden Türkiye’nin kurulacak ‘nükleer santralde atom bombası yapacağı iddiasına…

Türkiye’de basın özgürlüğünün olmadığını, gazetecilerin suçsuz yere cezaevine gönderildiğinden, “yargısız infazlar yapıldığı” iddiasıyla “Ankara’ya baskı” yapmaları çağrısında bulunanlara…

Olası bir Türkiye- İran savaşında, Türkiye’ye karşı İran safında yer alacağını ifade edenden Türkiye’nin DEAŞ Terör Örgütü’ne katliamda kullanılan ‘sarin gazını’ tedarik ettiği iftirasında bulunanlara…

Aylardır ülkeyi kan gölüne çeviren terör örgütünü ve eylemlerini masum gösterme çabalarından ekranlarda ve manşetlerde allanıp, pullanan teröristlere…

Ve baştan aşağıya tam bir ‘ihanet bildirgesi’ şeklindeki kaleme alınan ve sözüm ona akademisyenler tarafından imzalanan bildirgede devletin vatandaşlarına yönelik şiddet uyguladığı, halkın yaşama hakkını ve özgürlüğünü elinden aldığı iftirasına kadar çok sayıda ihanete uğradı bu ülke!

Vatana ihanet, vatan hainliği ya da hıyanet-i vataniye, meşrû egemenlik organını devirmeye veya otoritesini yıkmaya, bağlı olduğu devlete ve halka karşı savaşan terör örgütlerini desteklemeye veya onları masum göstermeye, düşmanla işbirliği etmeye, ülkesini zor durumda bırakacak söz ve eylemlerde bulunmaya yönelik eylemleri kapsadığına göre, tüm bu yapılanlar ihanet değil de nedir?

Öncekiler gibi bu akademisyenler de apaçık bir gaflet, dalalet hatta ihanet içindedirler! İhanetin de bir bedeli olmalı! Aksi takdirde üç yüz bin olarak ifade edilen hainler, yarın milyonlarla ifade edilecektir…

MEHMET ZENGİN

16/01/2016

Etiketler:
Share
1755 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

Aydın geçinen karanlıklar!” için 7 Yorum

  1. umut : diyor ki:

    Bu kadar vatan hainini yetiştiren eğitim sistemimiz tez elden gözden geçirilmeli ve sözde değil,özde milli bir eğitim sistemine geçilmelidir…

  2. Osmaniyeden tebriklerimizi kabul edin. Yazılarınızı her fırsatta okuyoruz. Bu millete lütfen sozkonusu alçakların arkasındaki illetlerden bahsedebilirmisiniz… Zira asırlardır mücadele etmek zorunda kaldığımız ve son zamanlarda azan bu mihrakları unutmamak adına, uyanık olmak, uyandırmak adına, kaleminize biz okurlarınız ve çevresindeki ümmetin ihtiyacı var…

  3. Serhat : diyor ki:

    İhanet belirttiğiniz gibi bu ülkede moda olmuş. Yapanın yanına kar kaldığı bir ülkede daha ne beklersiniz! Analiziniz isabetli olmuş. Hakikatleri yazan sizin gibi yazarlar var oldukça geleceğimize dair umutlarımızı koruyacağız.

  4. Fatma : diyor ki:

    Elinize yüreğinize saglık… Dogru söze ne denir.

  5. Fatma : diyor ki:

    Çok doğru ve yerinde tespitler tebrik ederim…İhanet bir ülke için en büyük suçtur. Bu cürümü işleyenlerin hesap vermesi elzemdir. Ülkesine düşman, bu güruhun ivedilikle vatandaşlıktan atılmaları gerekir..

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir Olmadan Diri Olamayız!

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Gün gün şahit olduğumuz olaylar Deccalî tuzakların büyüklüğünün ve fitnesinin boyutlarını gösteriyor. Ancak biz gaflet içinde, nefsâni tartışma ve çekişmelerle vakit öldürüyoruz. Oysa dünyanın her yanında akan her damla kandan, zulme uğrayan, yaralanan ya da hayatını yitiren her insandan sorumluyuz. Suçluyuz da biz; hakkı, hakikati, iyiliği, barışı hâkim kılmak için birleşmek ve "kurşunla kaynatılmış" gibi birlikte mücadele etmeyi sorumluluk olarak kabul etmediğimiz için! Birlik olmayı önemsemediğimiz için! Yüce Allah buyuruyor: “Size ne ...
  • AB’NİN DEPRASYON, EPİLEPSİ,ŞİFROZONİ YÜZÜ.

    23 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    AVRUPA BİRLİĞİ’NİN DEPRASYON, EPİLEPSİ,ŞİFROZONİ YÜZÜ. Bir tarafta önsözü ’ÇANAKKALE’ olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, diğer tarafta tarihin her sayfasında Türklerden ders almış emperyalist devletler topluluğu. Türk Milleti, Düvel-i Muazzama ya diz çöktürerek Lozan’ı gerçekleştiriyor. Devamında yurtta sulh cihanda sulh parolası ile ‘’Kimsenin bir karış toprağında gözüm yok’’ diyor. Avrupa Birliği içindeki emperyalist güçler ise Lozan’ın rövanşını almak için her fırsatta ülkemizi bölmek adına plan ve haritalar hazırlıyor, yayınlıyor ve yayınl...
  • Efendimiz (s.a.v)

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     Bir gün Resûlüllah (s.a.v) Efendimiz onları abası ile örttü, sonra şöyle buyurdu: “Yarabbi! Bunlar benim Âlim ve Ehli Beytimdir. Bunlara bereket ihsan eyle, bunları benim örttüğüm gibi sen kendilerini rahmetinle mağfiretinle setreyle. Hakikat ben bunları çok seviyorum, sende sev, sevenleri de sev, sevmeyenleri de sevme.” buyurdu. Resûlüllah (s.a.v) Efendimiz’in siyah aba ile örttükleri şunlardır: Hz. Ali (r.a), Hz. Fatımatüzzehra (r.anha), oğulları Hz. Hasan (r.a), Hz. Hüseyin (r.a). (İbn Sa’d, VI, 360, 362.)     Hz.Ali (r.a) Sıffin harbine g...
  • Ümmetin namusu olan Mescid-i Aksa öksüz ve yetim!

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    14 asırdır İslam’ın Haremi, Müslümanların izzeti, onuru ve namusu olan ve içinde Mescid-i Aksa’yı barındıran üç Harem-i Şerifinden birinin de yer aldığı kutsal topraklar Kudüs-ü Şerif; üzerine ölü toprağı atılmış, onur ve haysiyetlerini küresel güçlere satmış rejimlerinin ihanetleri nedeniyle yaklaşık 50 yıldır ‘Siyonist’ eli kanlı İsrail’in işgali altında. İsrail, İslam dünyasının basiretsizliği ve korkaklığından yararlanarak geçtiğimiz Cuma günü 50 yıllık işgalini bir adım daha öteye taşıdı. 50 yıllık işgal tarihinde ilk kez Mescid-i Aksa,...
UA-36507442-2