logo

Aşkı Muhabbeti Bol Olan “Ramazan’ı Şerif”


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Aşkı muhabbeti Sevgililerin en sevgilisi olan Efendimize selat ve selam getirerek ramazana erişmiş bulunuyoruz.

 

Kalplerimize en güzel ayna olan nuru cennet nurundan olan ramazan hoş geldin…

 

Yedi iklimin en güzel, en gözde, en nurlu çiçeği olan ramazan hoş geldin…

 

Ey rahmetin en güzelini bütün sokakların başında bizleri bekleyen şehri ramazan hoş geldin…

 

Ey insanların yoldan çıkarmaya çalışan bütün şeytanların, fesatların, sözlerin ve de fiillerin azap takvimi ramazan hoş geldin…

 

Ey cennetin kokusu olan misk-i amberi getiren ramazan hoş geldin…

 

Ey ramazan!

 

Yüreğimiz titredi senin için aylardan öncesinden…

 

Müslümanların, fakirlerin, ezilmişler, mazlumların birbirlerine müjdesi, gülümsemesi oldun daha gelmeden. Seni söylediler, seni konuştular, senin o nurlu yolunu gözlediler. Sen gelmeden seni konuşan kardeşler, müminler oldu ey şehri ramazan…

 

Dost meclislerin içine bir nur topu gibi düşüverdin aylar öncesinde. Recebin o cennet kokusuyla başladı o güzel sabır evresi, Yüce Yaradan olan Cenabı Allah’ın o eşsiz güzel ayında sana dair olan ilk uhdeli olan cemreler birer birer yağdı gönüllere. Regaip Kandilinin gecesinde her damla yaşa güzellikler içerisinde gönüllere yazılmıştı bile sana kavuşmanın ahvalini anlatan en güzel dualar.

 

“Ya Rabbi, bizleri ve bütün müminleri Recep ve Şaban ayını mübarek kıl ve bizleri de Ramazan’ı Şerif’e ulaştır.”

 

Seni her daim anlattı bizlere gelen mübarek aylar ve geceler. Seni beklerden o eşsiz güzel olan nurunla nurlar damlattı sızlayan bedenlerimize…

 

Maneviyatı yüksek olan bir hazırlıktı sana yapılan yolluklar…

 

Büyük bir sultanın huzuruna çıkacak bir durumdaymış gibi münzevileşen dünya, sürekli olarak münzevileşti şerefli olan bütün varlıklar…

 

O an sen geldin.

 

Sultan o dur ki ayağına gidilendi…

 

Ey Sultanım!

 

Ey Şehri Ramazan!

 

Ey Ramazan’ı Şerif!

 

Bedenimizi, yüreklerimizi bir teravih ile secdeye varan alnımızı ve başımızı okşamaya ayağımıza kadar gelendi…

 

Ey gönüllerin Sultanı Ramazan!

 

Bizi bizim ateşimizden çok daha özleyendi…

 

O kadar ulu ve şansın ki, öyle kutlu idin ki sen Cenabı Allah’ın nezdinde felaha erebilirdi insan istese idi. Umulan, umut edilen her daim o kutluluk idi…

 

Öyle ya güzel ramazan mutlu ve kutlu bir sahurla başladı seninle başlayan o ilk inşirahlar…

 

Kardeşlerin kardeşlerinin, fakirlerin, mazlumların elemini anlaması güzel bir sahurun gecesiyle başladı…

 

Nefsi emarelerin imtihanları bir sahur vakti ile başladı…

 

Ekmeğin tadı, kıymeti, özlemi, güzelliği ve kırıntısının tadı ve de ehemniyeti anlayışlı bir sahur ile başladı…

 

Ceplerimizdeki maddi fazlalıkların omuzlara binaen ağır yükleri bir sahur gecesiyle başladı…

 

Komşuların komşularının külüne aşinalığı eşsiz güzelliği olan sahur ile başladı…

 

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa için (s.a.v) salavata susayan ellerin ateşini söndüren ellerin ziyareti bir sahur vakti ile başladı…

 

Açlığın ve de elimizde olanların kıymetinin manasını daha iyi anlamak sahur vaktinin o eşsiz güzelliği ile başladı…

 

Tefekkür olan ilminin aralanmaya dem tutan kapılarını bir sahur vaktinde başladı…

 

Cenabı Allah’ın 99 esmanın tecellisinin algısına bir sahur vaktinde başladı…

 

Kalplerimizin sızlamasının hassasiyeti eşsiz nuru ve güzelliği olan ve de Cenabı Allah ile bizleri buluşturmayı bir sahur vaktiyle başladı…

 

Annelerimizin kıymeti, fedakarlıkları yine ve yeniden bir sahur vakti ile başladı biz çocuklarının gözlerinde…

 

Gençliğimizin kıymeti ve ihtiyarlığın ahvali gece yarısı güzelliklerle donatılmış olan bir sahur vaktiyle başladı…

 

Kararan ve de sürekli karanlıkta yüzen ruhların aydınlatıcısı,

 

Aydınlık ve de aydınlanmış olan gönüllerin sevdası,

 

Zikirlerin her daim zincir olup halkalandığı o maneviyat halkası,

 

Ey en güzel, en nadide, en temiz, en özel, en kıymetli, en nurlu olan on bir ayın sultanı ramazan!

 

Öyle kutlu idin ki sen Cenabı Rabbin nezdinde, o kutlulukla felaha erebilirdi insan isteseydi. Umulan, her daim umut edilen o kutluluk idi…

 

Öyle güzel bir sevda ki, bir iftarla anlaşıldı hamd etmenin hakiki manası. Bir iftarla anlaşıldı fakirlerin, mazlumların, ihtiyaç sahiplerinin duyulmayan o lisanları. Bir iftar ile başladı Cenabı Allah tarafından verilen bereketin manzarası. Bir iftar ile başladı önümüze gelen tüm nimetlerin güzelliği. Bir iftarla başladı bir su damlasının ne kadar kıymetli olduğunu, bir parça ekmeğin ne kadar büyük bir nimet ve emek olduğunu. Bir iftar ile anlaşıldı bismillahirrahmanirrahim’in yüreklerimizdeki yankısını. Bir iftarla anlaşıldı Afrika’nın, Libya’nın, Suriye’nin, Irak’ın, Filistin’in yabancı kalan ağıtları. Bir iftar vakti ile başladı ve anlaşıldı çatlamış toprakları olan fakir ülkelerin susuzluk feryat ve haykırışları.

 

Bir iftar vaktiyle başladı ve görüldü fakirlerin o mahzuni o yaralı ve de parçalayıcı bakışları. Bir iftarın en güzel noktasında anlaşıldı ki dua vaktinin her an gark olduğu. Bir iftar ile başladı nuru bizlere ulaştıran o membalar. Bir iftar ile başladı Ramazan’ı Şerif’e ulaşmayı dileyen gönüller. Bir iftar vaktinde anlaşıldı Ramazan’ı Şerif’e yazılmış naatlar.

 

Ey bizlerin her tarafını kuşatan sen mukaddes cennet kokulu olan gül!

 

Yüreklerimizde şimdilik bir tomurcuksun sen. Açman ve filizlenip gül vermen için üzerine titrediğimizsin sen. Renklerin kırmızı, beyaz, sar olsun ne yazar ki. Nezdinde gül kokusu duymaya yandığımız sen.

 

Kadir gecesinde rıza dairesine ulaşmayı umduğumuzsun sen…

 

Aşkı muhabbeti her daim yüreklerimizde nakşedilen bir incisin sen, ey gönüllerin sultanı olan Ramazan’ı Şerif…

 

Sen hoş geldin yüreklerimize, hoş geldin bedenlerimize, hoş geldin…

 

Sevgi ve muhabbetle!

 

Esenlikler dilerim…

 

 

“Mehmet KIZILKAYA”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
402 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2